Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Yener Torun

29.05.2015
Sayı 11

Minimal, mimari fotoğraflar üzerine

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz, kimdir Yener Torun?

32 yaşındayım. Mimarım. Yaklaşık 14 yıldır İstanbul’dayım. Daha fazlasını merak eden yoktur herhalde diye tahmin ediyorum.

Nasıl başladınız bu minimal fotoğraf serisine? Kilit bir an var mı?

Kilit bir an yok. Hatta farkında olmadan minimal fotoğraflar çekmeye başladım diyebilirim. Yani, gelen yorumlardan anladım bazı fotoğraflarımın minimal olduğunu. Sonrasında da başka minimalist fotoğrafçılardan etkilendim elbette ki ama en başından beri hep sadelikten yanaydım.

Fotoğraflarınızı nasıl bu kadar sadeleştirebiliyorsunuz ve bu yapıları nerelerden bulabiliyorsunuz? Tesadüf mü karşınıza çıkıyorlar yoksa bir plan program yapıyor musunuz?

Dediğim gibi en başından beri sadelikten yanaydım ve bu nedenle de sadeleştirmek o kadar da zor olmuyor. Çünkü yeterince sade bulduğum detayları fotoğraflıyorum. Sadeleştirmek zor olmasa da bulmak zor tabii ki. Zaten zamanımın çoğunu bu mekanları bulmaya ve hatta aynı mekanları tekrar tekrar ziyaret etmeye harcıyorum. Aradığım sadeliği, renkleri, geometriyi genellikle şehrin merkezinden uzaktaki gelişmekte olan muhitlerde bulabiliyorum. Fotoğrafladığım binaların çoğunluğu son 15 yılda inşa edilmiş endüstriyel yapılar, okullar, oteller, alışveriş merkezleri veya sosyal konut projeleri. Vakit bulduğumda İstanbul’un bu gelişmekte olan semtlerine plansız bir şekilde gidip keşifler yapıyorum. Bu binaların çoğunu bu gezilerde tesadüfi bir şekilde buluyorum. Planlı bir şekilde gittiğim yerler de oluyor tabii ki ama öyle zamanlarda bile yeni yerler keşfedebiliyorum. Gözlerim sürekli açık yani.

Basit kurgular da kullanıyor musunuz, yoksa tamamen an fotoğrafları mı?

Son zamanlarda çoğunlukla kurgu yapıyorum aslında. Bunu da bilerek ve isteyerek yapıyorum. Çünkü fotoğraf için uygun bir mekan bulduğumda kafamda bir sahne canlanıyor ve o sahnedeki insan öğesinin hareketlerinden giydiği kıyafetlere kadar her şeyin o an zihnimde canlananla şekilde olmasını istiyorum. Böyle olunca bulduğum o mekan aslında gerçeklikten de bir nebze soyutlanmış oluyor. Yani bir bakıma bu kurgular yoluyla iç dünyamı bir şekilde fotoğrafa yansıtıyorum. Hatta bazen mekanları ve mimari öğeleri alışılmış işlevlerinin dışında kullanıyor olmam da bunu destekleyen bir tutum. Diğer taraftan kurgu olmayan birçok fotoğrafım da mevcut elbette.


Bir fotoğrafın ortaya çıkması nasıl bir süreçten geçiyor? Bilgisayar ile düzenlemeler de yapıyor musunuz?

Fotoğrafın ortaya çıkması bazen aylar sürebiliyor. Keşfettiğim mekana farklı tarihlerde veya günün farklı saatlerinde gidip farklı ışık ve gölge etkilerini gözlemliyorum ve mekanı nasıl kullanacağımı netleştirdiğimde –eğer gerekiyorsa bir arkadaşımı da model olarak kullanmak üzere yanıma alarak- son bir kez daha fotoğraflamak için ziyaret ediyorum. Tabii kimi zaman da keşif anında çok şanslı olabiliyorum. O anda tam istediğim gibi bir sahne karşıma çıkıyor ve pozisyonumu alıp deklanşöre basıyorum. Bilgisayarla düzenleme yapıyorum tabii ki. Renkleri ön plana çıkarmak için bazı ışık ve renk düzenlemeleri yapıyorum. Yani o renklerin bazıları fotoğraflardakinden biraz daha solgunlar.

İnstagram’da bu kadar populer olmayı nasıl başardınız, var mı tüyolarınız yoksa iyi fotoğraflar paylaşmak yeterli oluyor mu?

Popüler olmak için herhangi bir strateji uygulamadım açıkçası. İyi fotoğraf paylaşmadan da popüler olma yolları var elbette. İnternette bu metotları araştırıp bulabilirsiniz. Ama ben sadece paylaştığım fotoğrafların iyi olmasına odaklandım. Hakikaten iyi olduğuna ikna olmadığım bir fotoğrafı kolay kolay paylaşmıyorum mesela. Tarzdan da pek ödün vermediğimi düşünüyorum. Yani istikrarlı bir şekilde belli bir tarzda ve belli bir kalite seviyesinde fotoğraflar paylaştığımı düşünüyorum. Sanırım popüler olmamı sağlayan bu oldu. Son dönemdeki popülaritemin nedeni ise insanlara İstanbul’un bilinmeyen bazı yönlerini gösteriyor olmam.

Bize takip etmemizi önereceğiniz fotoğrafçılar ya da diğer sanat dallarından birileri var mı?

Severek takip ettiğim bazı Instagram kullanıcıları var

@ladile @rdstaley@thatsval aklıma gelen ilk isimler. Diğer sanat dallarına girersek liste çok uzayacaktır diye tahmin ediyorum. O nedenle tek bir kişiden bahsedeyim diyorum. Fotoğraf tarzımla benzerliklerinden dolayı Avustralyalı ressam Jeffrey Smart bu isim. Gerçi kendisi artık yaşamıyor ama geçmiş tarihli işlerini incelemenizi tavsiye derim.

Peki, sinema ve müzik desek, hangi filmler ya da müzisyenler etkiler sizi?

Sinema ve müzik aslında en çok beslendiğim alanlar diyebilirim. Hatta bilhassa müzik benim için her zaman en önemli bir esin kaynağı. Eğer fotoğraflarımın isimlerine dikkat ederseniz pek çoğunun filmlerden ve müzik parçalarından alındığını görebilirsiniz. Filmleri teker teker saymayacağım, zira fotoğraf isimlerine bakmak yeterli. Müzisyenlerden ise Vampire Weekend, Fleet Foxes, Animal Collective, Yeasayer, Led Zeppelin, Arctic Monkeys, Tame Impala, Mando Diao vb birçok topluluktan etkilendiğimi söylemem mümkün. Tüm bu grupların ve daha pek çoğunun şarkılarından sözleri, birçok fotoğrafımda isim olarak görüp de fark etmemiş olabilirsiniz. Tabii sadece fotoğrafların isimlerini değil kimi zaman yaptığım kurguları da etkiliyor bu sözler.

İnsanlar sizi instagram dışında nerelerden takip edebilir ?

Şimdilik sadece Instagram var. Web sayfam da olacak çok yakında. Şu an için yapım aşamasında.

@cimkedi 

Sayı 11
Gülsen Bal Veganizm