Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Veganizm

03.06.2015
Sayı 11

Dostlarını yemeyenler...

Yazar: Melis Aydan // melisaydan@gmail.com

İllüstrasyonlar : Elif Demir // birelifdemir@gmail.com


Ülkemizde ve dünyada gün geçtikçe adını daha sık duyar olduğumuz vejetaryenlik/veganlık; duygusal bir tercih mi, yeni bir trend mi, yoksa insanlık için doğru beslenme şekli mi? Bilmediklerimizi, Kendisi de bir vegan olan ve açtığı vegan cafesinde müşterilerine sıra dışı deneyimler yaşatan Melis Aydan, yeme alışkanlığınızı kökten sarsacak bilgilerle açıklığa kavuşturuyor.


Vegan: Bu gruba dahil olanlar, herhangi bir sebeple hayvansal kaynaklı hiçbir besini tüketmezler. Vejetaryenler et yemezlerken, veganlar kırmızı et, kümes hayvanları ve balığın yanı sıra, yumurta, bal, süt ve süt ürünleri (peynir yoğurt vs de yemezler.

Lakto - Ovo Vejetaryen: Bu grup, hayvansal kaynaklı besinlerden et, kümes hayvanları, balık yemezler, ama yumurta ve süt ürünlerini tüketirler. Genelde vejetaryenler bu grupta yer alırlar.

Lakto Vejetaryen: Bu grup, hayvansal kaynaklı besinlerden yalnızca süt ve süt ürünlerini tüketirler.

Ovo Vejetaryen: Bu diyette, hayvansal hiçbir ürün ve süt ürünleri tüketilmez ama yumurta tüketilir.

Pesketaryen: Bu diyette et ve kümes hayvanlarını tüketilmez, ama balık, süt ürünleri ve yumurta tüketilir.

Yari Vejetaryen: Bu gruptakiler, yalnızca kırmızı et tüketmez.

Pollo Vejetaryen: Bu gruptakiler, yalnızca kanatlı hayvanları tüketir.

Fruteryan: Bu gruptakiler, botanik olarak sebze ve meyve grubuna giren besinleri yiyerek beslenirler. Tüketilerek tohumlarını yayan bitkileri kullanırlar.

Yukarıda saydığım beslenme türlerinin benimsenmesinde, başta ahlâk ve etik olmak üzere, inanış biçimleri veya sağlık gibi etkenler vardır.

İnsanın memeli bir canlı olduğunu uzun süredir bilmeme rağmen, bunun gerçek anlamını 2006 senesinde fark ettim. Hayatımın büyük bir kısmında reddetmeye çalıştığım kırmızı eti inek olarak görebildim ve et yapımız bu kadar benzerken bunun insan yemekten bir farkı olmadığını kavradım. Benden olanı, insanı yiyemezdim ve aynı canlı grubundan geldiğim inekleri ve koyunları da yiyemezdim artık.

Bir süre sadece kırmızı et tüketmedim ve tam da neresi olduğunu tanımlayamadığım bir noktada tavuk da tüketmeme kararı aldım. O zamanlar beni yönlendirenin bedenim mi yoksa vicdanım mı olduğundan hâlâ çok emin değilim. Diyetim pesketaryene dönüşmüştü ve denizden çıkan birçok canlıyı büyük zevkle tüketirken bir noktada vicdanım konuşmaya başladı; balıkların da gözleri ve dişleri vardı… Bu noktada vicdanımı susturan zihnim oldu ve balıkları bir zamanlar oldukları canlıyı andırmayacak formlarda tüketmeye başladım.

Ve 2013 senesinde kendimi Cape Town’da, doğanın mükemmelliği ve yaşamın daha önce görmüş olsam dahi özümseyemediğim renklerinin içerisinde buldum. Bu noktada hayatıma giren yoga ve meditasyon sayesinde, evrenle olan bağımı keşfettim. Çok sevdiğim, ruhlarımızı yıkadığına inandığım denizin canlılarını da öldürmemeliydim. Beslenme düzenim vejetaryene evrildi. 

Güney Afrika sonrası katıldığım bir yoga kampında, beslenme üzerine konuşuldu, diyetim vejetaryendi ancak süt ve süt ürünleri tüketerek endüstriyi destekliyor, hem canlıların acı çekmesine sebep oluyor, hem de fiziksel ve spiritüel bedenime zarar veriyordum. Önce süt gitti, ardından çok sevdiğim peynir ve diğerleriyle birlikte hayatımın büyük bir kısmında benimle olan minik göbeğim… Hafifledim, fiziksel ve spiritüel olarak.

Bu noktada sadece beslenme tarzım değil, yaşam tarzım da evrenle daha uyumlu bir hal aldı. Bu süreç içerisinde edindiğim alışkanlık ve bilgileri, ortağı olduğum Level Up, Smoothie & Healthy Food Bar’da Olgun Yolçınar ile somutlaştırdık. Level Up’ta et, süt ve süt ürünleri kullanmıyoruz; ziyaretçilerimize gezegene, üzerindeki canlılara ve kendi bedenlerine saygılı beslenme opsiyonları sunmaya, hastalıkların beslenmeyle tedavi edilebileceğini anlatmaya çalışıyoruz.

‘’Ne yersen, o’sun.’’


Vegan veya vejetaryen beslenme biçimlerinin benimsenmesindeki etik, seküler veya dini olabilir. Birçok kişi şiddet ve türcülük karşıtlığı, hayvan hakları, ekolojinin korunması gibi sebeplerle bu beslenme anlayışlarını benimserken, bir çok kişi de inanış biçimi dolayısıyla bu seçimi yapabilir. Hristiyanlık ve Yahudilik kimi kollarında vejetaryendir. Budizm, Hinduizm gibi birçok doğu inanış ve felsefesi, diğer canlıları öldürerek beslenmeyi kabul etmez.

‘’Hayvanlar benim arkadaşım… Ve ben arkadaşlarımı yemem.’’ George Bernard Shaw

Söz konusu etobur bir diyet olduğunda, sorgulanması gereken bir diğer konu da türcülüktür. Kedi ve köpek gibi evcilleştirdiğimiz canlıları yemeyip, evcilleştirmediklerimizi öldürüp beslenmemizin bir parçası yapmak, ırkçılıktan pek farklı değildir. Yiyecek olarak kullanılan hayvanlar, en az evlerimizde beslediğimiz hayvanlar kadar zekidir.

Et ve süt endüstrisinin tüketicilerine yansıtılmayan bir yanı da, bu endüstrilerin çevreye etkisidir.

Günümüzde et ve süt endüstrisi oldukça yoğun ve yanlış bir şekilde tahıl, su, enerji kullanıyor. Ve bu tüketim ne yazık ki üzerinde yaşadığımız gezegeni ve yaşam kalitemizi etkiliyor.

Su kirliliği: Et ve süt endüstrisinin atığı, gübre ve hayvanların lağım artığı su kaynaklarımızı kirletiyor.

Hava kirliliği: Hayvan depolarından doğan gübre ve lağım yığınlarından, yılda 30 milyon ton metan gazı atmosfere yayılıyor.

Su tüketimi: 500 gram eti üretmek için 1470 litre su kullanılıyor.

Enerji tüketimi: Hayvan üretimi ve nakliyatında tüketilen enerji, sebze üretiminin neredeyse 10 katına yaklaşıyor.

Vegan veya vejetaryen yaşam tarzına geçiş için öneriler;

Diyetim, zaman içerisinde oldukça doğal bir akışta vegana doğru evrildi ve zamanla kendi beslenme doğrularımı edindim. Beslenme konusunda unutulmaması gereken bir konu da beslenmenin kişiye özel olduğudur. Bir insana iyi gelen sebze diğerine gelmeyebilir. Bu noktada öncelikli tavsiyem, vegan diyet seçilsin ya da seçilmesin muhakkak gıda intolerans testi yaptırılmasıdır. Doğamızla uyumlu beslenmek, yeryüzünde şiddete karşı bir duruş sergilemek adına vegan beslenme stilini benimsemek isteyenlerin, bu geçişi yaparken dikkat etmeleri gereken belli başlı noktalar vardır:

Et ve süt ürünleri hayatınızdan çıktığına göre, başta tahıllar olmak üzere sebze, meyve ve yemişler protein kaynağınız olacaktır. Chia tohumu, spirulina oldukça kıymetli bitkisel protein kaynakları, bunun dışında uygulanan diyet soya ürünleriyle de desteklenebilir. Bilmeniz gereken şey; soyanın da mısır gibi genetiği çokça değiştirilmiş bir ürün olduğudur. Ayrıca soya, vücudunuzdaki östrojen seviyeleriyle oynayabilir. Tavsiyem, en azından süt konusunda kendi sütünüzü hazırlamanız olacaktır.


Badem Sütü: Geceden suda beklettiğiniz bir bardak bademi süzdükten sonra, iki bardak suyla karıştırıcıya koyarak süt haline getirebilirsiniz. Süzdüğünüz süt buzdolabında 3 güne kadar dayanıklılığını koruyacaktır. Elinizde kalan badem parçalarını ise fırınlayıp, salatalarınıza renk ve doku katmak için kullanabilirsiniz.

Vegan veya doğayla daha uyumlu bir diyete geçerken sert olmamanızı tavsiye ederim. Başlamak için ilk hareketiniz, buzdolabınızı hayvansal gıdalardan arındırmak olmalı. Unutmayın, buzdolabınızda ne varsa onu tüketirsiniz. Bulunduğumuz coğrafyada henüz gelişmekte olan bir kavram olmasına rağmen, vegan yemek alternatifleri ve malzeme bulabileceğiniz noktalar da gitgide artış göstermektedir.

Alışıp sevdiğiniz öğünlerin vegan versiyonları hazırlayabilirsiniz, Türkçe çok olmasa da, çağımızın internet teknolojisi bu konuda oldukça gelişmiş bir kaynak sunmaktadır.

Son olarak; insan özünde vegandır. Unutulmaması gereken, buzul çağı sırasında ete yönelmiş atalarımızın, bu dönem geçtikten sonra yanlış bir biçimde bu alışkanlığı devam ettirmiş olduğudur. İnsan vücudunun hayvansal proteine ihtiyacı yoktur. Diğer yandan, et ve süt endüstrisinin yaşadığımız gezegen ve yaşam kalitemiz üzerindeki etkileri düşünüldüğünde, vegan olmak sadece ahlaki bir seçim değil aynı zamanda çevreciliği ve şiddet karşıtı duruşu benimsemiş bir yaşam tarzıdır.


Veganlık, vejetaryenlik ve doğamızla uyumlu beslenmek hakkında daha geniş bilgi almak için, her zaman Level Up’a uğrayabilirsiniz. Son olarak vegan yaşam tarzımın olmazsa olmazı bir smoothie tarifi ekliyorum.

Hurmalı Yeşil Smoothie

2 adet Kudüs hurması

5 yaprak ıspanak

1/2 avokado

1 muz

1 yemek kaşığı kenevir tohumu

1 tatlı kaşığı chia tohumu

1 tatlı kaşığı spirulina

250 ml badem, Hindistan cevizi veya dilediğiniz bitkisel süt

Level up : Teşvikiye Mahallesi, Ahmet Fetgari sokak, 16/C İstanbul (0212) 227 00 90

Sayı 11
Yener Torun Sanal'da Öne Çıkanlar