Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Tayfun Pekdemir - Graffiti

09.12.2015
Sayı 12

Graffiti ve tasarımları üzerine...

Röportaj: Şener Yılmaz Aslan


Nasıl başladın çizim işlerine?

Aktif olarak graffiti ile başladım. Lise döneminden önce ilgimi çekiyordu, kendim de denemek istedim ucuz bir boyayla. Çok berbat bir sonuç almıştım o zamanlar. Oturduğum muhitten bir arkadaşımla beraber denemiştik. Sonra, kafamda bir şeyler şekillenmeye başlayınca grup kurmaya karar verdik.

Lisede ne okudun?

Düz lise okudum, Güzel Sanatlar Lisesi diye bir şey olduğundan haberim yoktu. Küçük yaşlardan beri çiziyorum, hatta halam çocukken çizdiğim bazı çizimleri saklıyor, ben de halen görmedim ama çok merak ediyorum. 

Bu işin seni çeken yanı ne peki?

Sınırlarının benim elimde olması...

Teknik olarak ne kullanıyorsun peki duvar resimlerken?

Sprey boya kullanıyorum çoğunlukla ama fırça kullanmayı da seviyorum. Bazen detaylarda duvarın dokusuna göre marker kalem kullandığım oluyor.

Portre deformasyon serini çok sevmiştim, onlar nasıl çıktı ortaya?

Bir okul projesiydi o aslında. İlk defa bir okul projesinden yola çıktım, öyle söyleyebilirim. Sonuçlar hoşuma gittiği için devam ettirmek istedim. Aynı anda birçok şeyi denemeyi seviyorum ve tek tarza fazla bağlı kalmıyorum. Böylece daha iyi sonuçlar elde edebiliyorum, çünkü gündelik yaşamın etkileri oluyor ve yeni şeyler denemekten çekinmiyorum. 

Nasıl oluşturdun bunları?

Bunları tamamen dijital olarak oluşturdum. Yüksek çözünürlüklü bir fotoğraf üzerinden tablet kullanarak işlemeye başladım. Portreleri, daha çok kendi üzerindeki dokuları kullanarak deforme ettim. Daha sonra İngiliz dergisi Practical Photoshop Magazine işlerimi yayınlamak istedi, seve seve kabul ettim ve sonrasında hemen yayınlandı. Bu da mutlu etti tabii.

Graffitilerinde kullandığın “Zest” nick’i nereden geliyor?

Çok eskiden bir derginin içinde gördüğüm “Zest” kelimesi, ilk kullandığım tag’dir, halen de onu kullanıyorum. Lezzet veren, tad veren gibi bir anlamı var ama ben anlamından tamamen bağımsız, bir özel isim olduğunu düşünerek kullandım.

Kadıköy’de “Mural İstanbul” adında bir etkinlik oldu, birçok duvar yerli ve yabancı sanatçılar tarafından resimlendi. Bu konuda ne söylersin?

Türkiye’de graffiti yeni yeni oturmaya başladı, mural zaten başlı başına farklı bir boyut. İstanbul henüz bakir bir şehir olduğu için ilgi çekiyor. Bu yüzden sanatçıların severek geldiklerini düşünüyorum.


Mural ile graffiti arasındaki fark nedir?

Graffiti duvar yazısı sanatıdır diyebilirim, her ne kadar graffiti temelli olsa da mural duvar üzerine yapılan resim anlamında kullanılır. Aralarındaki temel fark budur. Bir diğer fark ise mural çoğu zaman legal yöntemlerle ve sadece duvara yapılır. Graffiti ise daha çok illegal yöntemlerle duvarların yanı sıra toplu taşıma araçlarına bile yapılabilir. Özellikle trenlerin üzerinde çokça görürüz. Tabii bu değişmez bir kural değil, bazen birbirlerinin alanlarına girdikleri ve mural ile graffitiyi aynı anda kullandıkları da olur.

Boş duvar gördüğünde için gidiyor mu? Keşke şu duvarı bana verseler de rahat rahat resim yapsam dediğin oluyor mu?

Ne diyorsun... Hem de çok içim gidiyor... Bayıla bayıla bakıyorsun duvara. “Keşke tamam deseler, anlaşabilsek de yapsam…” dediğim çok oldu yani. Onun dışında, illegal olarak yapmak istediğim çok fazla iş oluyor. Bu aralar, kısa kısa çatılardan atlayarak daha yükseklere çıkıp, aşağıdan görülebilen bir yerler keşfetmeye çalışıyorum. Tabii bu biraz zor görünüyor.

Yardıma ihtiyacın olabilir sanırım.

Aynen...

Yeni projeler var mı, neler var kafanda?

Şu an Sabit Fikir’e işler yapıyorum, en son Ada’nın Saçları (Children’s Book) adında bir çocuk kitabı resimledim. Birkaç çocuk kitabı daha yapabilirim yakın zamanda. Dille ilgili biraz sıkıntım var, onu çözüp yurtdışına çıkıp çalışmaya niyetim de var.

Sayı 12
Rulo Tipo - Baskı Gerçeklik Acıdan Kopan "Aziz" Bir Ka...