Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Sokak Müzisyenleri

29.05.2015
Sayı 10

Birbirinden farklı onlarca kimliği aynı taşlar üzerinde duraklatmayı başarabilen sokak emekçileri...

Sabah işe yetişme telaşıyla çıktığınız yolda kulağınıza çarpan bir melodinin, belki de gecenin ilerleyen saatlerinde gideceğiniz yere ulaşmak için kullandığınız sokağın köşesinden gecenize karışan ‘o şarkı’nın notalarının kahramanları; sokak müzisyenleri... Sokağın çocuklarıyla, hayvanlarıyla, insanlarıyla belki de en yakın iletişimi kuran, günde en azından bir defa önlerinden geçtiğiniz takdirde birkaç saniye de olsa gülümsemenizi sağlayan, birbirinden farklı onlarca kimliği aynı taşlar üzerinde duraklatmayı başarabilen sokak emekçileri... -Şehrin silüetinden birer parça gibi- sokaklara, köşe başlarına, kilise önlerine, meydanlara ve şehir hatlarına ruhlarından birer parça üfleyenler; izlediğimiz görüntüleri canlı kılan, sanatı sokağa taşımaya ön ayak olan bu insanlar, yalnızca kendi işlerini yapabilmek için özgürlüklerini geri istiyorlar. Onlar da biliyorlar ki hiçbir ‘sınır’ sanata dahil değil.


Cihan Ayhan (solist ve gitarist), 5 yıldır sokakta çalıyor, daha çok vapurları tercih ediyor.

“Vapurlardaki güvenlik birimleri ve kısıtlamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?”

“Tüm gelişmiş ülkelerde bir kültür haline gelen sokak müziği çoğu müzisyenin de geçim kaynağı, mesleğidir. Fakat ülkemizde maalesef sık sık sokak müzisyenlerine zabıtalar tarafından uygulanan baskılarla ilgili haberler duyuyoruz. Geçtiğimiz günlerde yine böyle bir haber çıktı gündeme. Ben de konservatuvarlı olmama rağmen harçlığımı çıkarmak için şehir hatları vapurlarında bazı günler müzik yapmaktaydım. Ancak yasak sebebiyle artık bu imkansız bir hale geldi. Bu işle yaşamını sürdüren pek çok müzisyen de tabiri caizse aç kaldı. Herkesin keyif alarak bizleri dinleyip yolculuklarını sürdürmeleri varken; bizi dilenci statüsüne koyan zihniyeti kınıyorum.”


Hazal Akkerman (çellist), 6-7 yıldır sokakta çalıyor, daha çok Avrupa yakası metrolarında ve Kadıköy sokaklarında çalmayı tercih ediyor.

“Sokak müzisyenlerinin çevreyle ve insanlarla iletişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?”

“Sokak müziğinin belki de en büyük avantajı insanlarla birebir diyalog içerisinde olma halidir. Sahnedeyken insanların eserlerinizi/parçalarınızı beğenip beğenmediğini sokak performansına oranla daha geç anlarsınız. Sahne ışıkları, sahne ekipmanı/tesisatı biz müzisyenlerin dinleyicilerin psikolojik durumlarını yavaş anlamaya sebebiyet veren bir unsurdur. Oysa sokakta bir performans ifa ederken dinleyici ile anında, hızlı bir iletişim kurulur. Göz göze gelmeler, laf atmalar her ne kadar ifacının konsantrasyonunu bozsa da birebir bir diyalektiğin en somut halidir. Müziği sahneden, daha elitist ve maddi durumu iyi dinleyiciden alır, müziğin herkes için olmasını sağlar. Müzik bu alanda sınıf gözetmeksizin herkese ulaşabilmektedir.”


İllüstrasyon: Esin Bayhan


Reza Hazaveh (tar sanatçısı, vokal), 9 yıldır sokakta çalıyor. Daha çok İstiklal Caddesi ve Büyük Ada’da çalmayı tercih ediyor. İranlı.

“Sizin için sokakta çalmak ne ifade ediyor?”

“İran folk müziği dünya çapında pek çok insan için garip, hatta İranlılar için bile böyle. Kendi ülkemde de tecrübelerim oldu ve pek çok insandan geri bildirim aldım. Dinleyicilerimin çoğu yaşlı insanlar çünkü şarkılarımız onlar için nostaljik, Bir süre sonra genç dinleyicilerimiz de oldu. Çünkü aynı şarkıları farklı tarzda çalmaya başladım. Sokakta müzik yapma sebebim; Türkiye, Hindistan ya da başka bir ülkede Geleneksel İran Folk Müziğini tanıtmak. Kendi müziğimi, diğer ülkelerin müzikleriyle kombin ettiğim zaman İran enstrümanlarını da katıp insanlar için yeni ve değişik bir ses çıkartıyorum (Sound yaratıyorum da denebilir) Bu işin en zor yanı gürültülü ve yoğun sokaklar/caddeler. Bazen polisle sorun yaşayabiliyorum. Ve soğuk hava… Deriden yapılmış enstrümanlar soğuk ve sıcak havaya duyarlıdır. Bu nedenle nota kaçırdığım zaman olabiliyor ama yine de çalıyorum. Müzik, farklı kültürler ve farklı milletler için en iyi dil bence.”

Serhat Talay (gitarist, saksafoncu), 10 yıldır sokakta çalıyor. Daha çok Taksim, Avrupa yakası metroları ve Kadıköy sokaklarını tercih ediyor.

“Sokak müziğinin zor yanları nelerdir?”

“Soğuk havalar ve soğuk insanlar! Sokak sıkıntılı bir alan. Söven de, seven de orada. Fakat yine de sokakta olmak “var olmak” gibi!


Serkan Uzun (gitarist ve vokal), 4 yıldır sokakta çalıyor, daha çok Taksim’de çalmayı tercih ediyor.

“Vapurlarda müzik neden olmalı?”

“Özgürlüğe atılan ilk fikir adımlarını sanatçılar atar. Müzik de sanat gibi doğası ve doğanın kendisi gereği özgürdür. Yasaklar maksimum seviyeye de ulaşsa insanlar içinden mırıldandıkça müzik; sokakta, vapurda, barlarda, evlerde, metroda, uzay mekiğinde kendini var eder. Vapurlarda müzik hem güzel boğaza, hem İstanbul’a, hem de insanlara yakışıyor. Sokak müzisyenliği zaten elinden geldiğince doğal. İşe sanat kısmından bakmayan siyasiler içinse önerim havadan istihdam işte. Bırakalım enstrümanlarıyla müzisyenler çalsın, vapurlar oynasın!”

Sayı 10
Merve Atılgan Mustafa Kula