Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Rulo Tipo - Baskı

09.12.2015
Sayı 12

En eski baskı tipi - “Tipo Baskı” Matbaa teknolojilerindeki hızlı değişiminin ardından, kağıt ve mürekkebin birleşmesiyle oluşan “tipo” baskı türü, artık geleneksel bir hal almış durumda. Tipo, en eski baskı yöntemi olmasının yanı sıra tarih kokan tasarımıyla, günümüzde gelenekselliği devam ettirmek ve farklı tasarımları yakalamak isteyenler için vazgeçilmez bir tür olmuştur. Farklı olmaya ve farklı şeyler yaratmaya gönül vermiş iki genç tasarımcı Handan Karabulut ve Meriç Karabulut, Anadolu Üniversitesi’nin Grafik Tasarım bölümünden mezun oldu. Handan ve Meriç çiftinin “Letterpres” yani tipo ile tanışmaları, mezun olduktan sonra 2007’de San Diego Üniversitesi’ne gitmeleriyle gerçekleşti. Bu üniversitede farklı bir ders almak isteyen ve tarihi hissettiren eski eşyalara düşkün olan Handan ve Meriç çifti, tipo baskı dersini tercih etti. Tiponun geleneksel havasını tattıktan sonra, tipo baskı çift için vazgeçilmez hale geldi.

İstanbul’a döndükten sonra Handan Alametifarika, Meriç ise Tribal Worldwide adlı ajanslarda sanat yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Çift, Amerika’da tanıştıkları tipo baskıyı Türkiye’de kullanmak ve sürekli aynı şeylerin yapıldığı monoton tasarımların haricinde orijinal bir şeyler yapmak istiyordu. 

Tarihi İstanbul’a taşımak isteyen Handan ve Meriç, bir atölye açmak ve tipo baskı için tasarımlar yapmak amacıyla, Türkiye’ye dönmeden önce almaya karar verdikleri tipo baskı makinesini aramaya başladı. Makinenin Türkiye’de bulunamaması sebebiyle, 2 yıl boyunca uzun uğraşlar verdiler. 350 kiloluk makine ya hatırlanmıyordu, ya da çoktan bir demirciye satılmıştı. Handan, küçük bir matbaacı pasajı içerisinde rastladığı ayakkabı tamircisinde, 2 yıldır kimsenin hatırlayamadığı makineyi tanıyan ve temin edebilecek biriyle tanıştı. Sonunda uğraşları sonuç vermiş ve makineyi bulup hayallerindeki tasarımları tipo baskıyla gerçekleştirmek konusunda büyük bir adım atmışlardı. 

Bundan sonraki adım atölye kurmaktı. Meriç ve Handan çifti, 350 kiloluk makineyi sığdıracak bir atölye bulmakta zorlanıyordu. Bu nedenle, makineyi satın almalarına rağmen 1 sene boyunca yalnızca aldıkları dükkanda ziyaret etmek zorunda kaldılar. 1 yılın sonunda, “Evden atölyeye, atölyeden eve gidip gelmektense neden atölyeyi eve taşımıyoruz?” düşüncesiyle Beşiktaş’ta tuttukları 2+1 evin bir odasını Vandercook markalı makineye ayırdılar. Çalışmalarını “Rulo Tipo” ismini verdikleri atölyelerinde devam ettirmeye karar verdiler. Handan ve Meriç, reklam ajanslarında tam zamanlı çalışsalar da, akşamları bu atölyede merdaneli prova baskı makineleriyle tipo baskı, ahşap baskı ve klişe baskı ürünler üretmeye devam ediyor. 


Gündüzleri bilgisayar başında yaptıkları tasarımları, akşamları atölyede dokunarak, hissederek ve özenle seçerek gerçekleştiriyorlar. Makineyi daha illüstratif bir şekilde kullanmak isteyen Meriç, linol baskıyla kendini daha iyi ifade edebileceğine inanıyor. Çift; yüzeyi oyarak, basılacak yüzeyde çıkması istenilen alanların yüksekte bırakılması şeklinde basitçe anlatabileceğimiz çalışmada, malzeme olarak ithal yer döşemesi marleyi tercih etti. Kompozisyon oluşturmanın zor, bunu transfer etmenin daha da zor; siyah beyaz dengesini çıkacak sonuca göre tahmin edebilmenin ve ileriyi görmenin sıkıntılı olduğu linol baskı türünün başarıyla üstesinden geldiler. Meriç, ilk yaptıklarını tişörtlerde, çantalarda vs kullanıyordu, ama sonra kağıt üzerinde orijinal olması gerektiğini düşünerek, tasarımlarını sadece edisyonlu baskı olarak satmaya karar verdi. 

Handan ve Meriç, Türkiye’de deneyimleyemedikleri birçok tecrübeye yurtdışı eğitimi sırasında erişme fırsatını yakaladı. Türkiye’de tipo baskının bu denli yaygın olmadığı göz önüne alındığında, doğal olarak malzemelerin bulunması konusunda sıkıntılar yaşanıyordu. Tipo baskı Türkiye’de artık kullanılmadığından, bu baskı için gereken “hurafat” denilen ahşap ve metal harfleri yurtdışından temin etmeye çalışıyorlardı. Siparişin aynı gün ellerine ulaşması mümkün olmuyor, gazetelerde ve sokak posterlerinde kullanılan neredeyse 50-60 senelik bir yaşanmışlığın göstergesi olan harflerin kendilerine gelmesi, 2 ay veya daha uzun sürebiliyordu.

Reklamcı Meriç ve Handan’ın bütün hayatı, bilgisayar başında tasarımlar yaparak dijital ortamda geçiyordu. İsteseler de kağıda ya da mürekkebe dokunamıyorlardı. Sanal dünyadan biraz olsun ayrı kalmak isteyen çift için tipo baskı bir kaçış noktasıydı ve atölyeyi bu nedenle kurmaya karar verdiler.

İstanbul’da hediyelik eşya bakımından çok fazla seçenek var, ama çoğu birbirinin aynı ve orijinal tasarımların oranı gerçekten düşük. Özellikle turistlerin, İstanbul’dan alıp götürebileceği orijinal bir hediyenin ne olacağını düşünen Handan, çeşitli Türkçe kelimeleri tipo baskıyla orijinal bir şekilde genç kesime sundu. Başta amaç, karşı tarafa Türkçe öğretmekti. Daha sonra üretilen eşyalar, çanta baskıları, tişört baskıları vs derken bir anda sevilerek marka haline geldi ve “Hello From Istanbul” doğdu. İstanbul’u ziyaret eden turistlere kısa Türkçe kelimelerin anlamlarını öğreten, Handan ve Meriç’in elinden çıkmış “Merhaba means “Hello” in Turkish” yazısının tişörtlere, çantalara, çeşitli bezlere vs tipo baskıyla yerleştirilmesi, orijinal bir eşyanın turistler tarafından ilgiyle karşılanacağı anlamına geliyordu, öyle de oldu.

Handan ve Meriç’in www.rulotipo.com adresindeki internet sitesinde, ürettikleri ürünlerin fotoğrafları mevcut. Bazı siparişlerini ise interaktif şekilde alıyorlar. Örneğin siteyi açtığınızda karşınıza çıkan panoda, “Siparişinizi verin, fotoğrafınızı yollayın, damganızı yapalım ve size yollayalım” deniliyor. Ziyaretçilere “Aşkınıza Damga Vuracak Damga” sloganıyla seslenen Karabulut çifti, orijinal ürünler üretip, birbirine benzeyen, basit ve ilgi çekici olmayan hediyelik veya kullanım amaçlı eşyaların haricinde, adeta siyah bir tahtanın üzerindeki beyaz nokta gibi, gözle görülür fark yaratmayı hedefliyor. Sitede ayrıca, lino tekniğiyle üzeri oyularak yapılmış, elle tek tek 300 gr 35x50 cm beyaz kağıtlara basılmış bir kurt illüstrasyonu da satışa sunuluyor. Çift ürünlerini facebook.com/rulotipo ve instagram.com/rulotipo/  hesaplarından düzenli olarak paylaşıyor.

Yoğun iş temposundan vakit buldukları akşamlarda tipo baskıya devam eden Handan ve Meriç’in önemli  gelecek planları arasında, “Hello From Istanbul” için daha fazla orijinal ürün üretmek bulunuyor. Kişisel olarak ise Handan tipo poster serisi yapmayı, Meriç ise sergi açmayı planlıyor. Ayrıca, mevcut baskılardan çok daha büyük boyutlarda çalışmalar hazırlamayı ve sergilemeyi amaçlıyorlar. 


Fotoğraflar: Neslihan Günaydın

Sayı 12
Hande Ünver - Tipografi Tayfun Pekdemir - Graffiti