Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Rugül Serbest

17.10.2017
Sayı 18

Gerçeğe Yeni Bir Gerçeklik Eklemek

Röportaj: Melike Bayık
Fotoğraflar: Şener Yılmaz Aslan



Öncelikle genç bir sanatçı olarak kendinden bahseder misin? Rugül Serbest kimdir, neyle uğraşır?

İzmir doğumluyum. Yaklaşık bir buçuk yıl öncesine kadar da İzmir’deydim. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde lisansımı tamamladım. Şimdi de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde yüksek lisans eğitimime devam ediyorum. Bir buçuk yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Şehre ve buradaki sanat ortamına alışmaya çalışıyorum aslında. Küçük bir atölyem var, burada resimlerimi yapıyorum. İzmir’de farklı birçok işle ve disiplinle uğraştım ama burada sadece resim yapıyorum.

Genel olarak eserlerinin formundan ve içeriğinden söz eder misin?

Resimlerimde kendi bedenimi ve yüzümü biçim olarak ele alıyorum. İçinde bulunduğum duygu ve ruh durumlarını yansıtmaya çalışıyorum. Gerçeği, içinden izleyerek, onunla beraber deneyimlemem gerektiğine inanıyorum. Şöyle ki bir anlığına da olsa bir başkası olmamız mümkün değil. Kendi bedenim sayesinde var olduğum dünyaya ulaşabiliyorum ancak. Kendi bedenim üzerinden de “bizi” anlatmak istiyorum. Kendimden hareketle bedeni “genelleştirmeyi” amaçlıyorum.



Peki eserlerini üretirken konuyu neye göre belirliyorsun? İçerik nasıl ortaya çıkıyor?

Otoportreler, doğaları gereği içe bakan resimlerdir. Betimlemek için değil, kavramak ve nüfuz etmek için resmediyorum. Gördüklerimi, hissettiklerimi kavramak... Resimlerimdeki kadınlar, kadınlar diyorum çünkü az önce de belirttiğim gibi kendimden hareketle genellemeyi amaçlıyorum. Bu kadınlar genelde ev içinde ve yalnızdırlar. Mutfak ya da yatak odası gibi “kadınlarla özdeşleştirilen” mekanlarda bulunan bazen giyinik bazen de çıplak olan bu kadınlar “modern” toplumda yaşayan kadını yansıtır. Elbette konu tek başına biçimi belirlemez. Bir resim yine resim olarak vardır sonuçta. Yaşamın içinden gerçekliği yakalayıp, onu biçime dönüştürmek. İşte benim sanatımın başladığı yer burası.

Genç ve tutkulu bir ressam olarak neden resim? Üretim sürecinde tercih ettiğin başka disiplinler de var mı? Heykel, seramik vb.

Aynı anda birçok şeyle ilgilenen sanatçılar var. Onlara hayranlık ve saygı duyuyorum. Ama ben bu şekilde çalışamıyorum. Heykel, baskı, fotoğraf gibi birçok şey denedim ancak şu an sadece resme yoğunlaşmış durumdayım. Yakın zamanda denemeyi düşündüğüm şeyler var ama başlamadan bir şey söylemek istemiyorum.

En temel malzemen boya, tuval ve fırça. Resim yaparken soft renkleri tercih ediyorsun. Boya ve renk seçimini nasıl yapıyorsun, neye göre belirliyorsun? 

Resimlerimde aradığım şey, ilk önce estetik ve uyum. Renkler ancak diğer renklere oranla var olurlar. Resimlerimde Uzakdoğulu sanatçıların en azla yetinerek ulaşmayı başardıkları o sakinliğe ve sadeliğe erişmek istiyorum.

Renklerin yanında aynı zamanda resimlerinde kullandığın farklı bir fırça dili var. Eserlerin realist ya da fotorealist olarak betimlemeye çok uygun ama bu doğru bir tabir değil. Biraz tekniğinden söz eder misin? Nasıl hem gerçekçi gibi görünüp hem de aslında öyle olmayabiliyor?

Resimlerimde çizgi unsuru benim için çok önemli. Aşama aşama ilerliyorum. Hiçbir çizgi, hiçbir boya vuruşu bir diğerini yok etmemeli, üstünü örtmemeli. İzleyici resme baktığında her aşamayı görebilmeli, süreci kavrayabilmeli. Gerçeklik meselesine gelince; amacım hiçbir zaman gerçeği olduğu gibi taklit etmek olmadı. Doğayı taklit etmek çok önemli olsa bile, yine de sanatın amacı bu olamaz. Benim istediğim ve yapmaya çalıştığım şey “kendi gerçekliğimi” gerçekleştirmek.


Daha önce de bahsettiğin gibi kompozisyonlarında hep kendin üstünden resimler yaptın bugüne kadar. Resimlerde seni görmemize rağmen başka modeller de kullanıyor musun?

Başkalarında kendi yaşantım olabilecek yaşantıları görüp onları kendimin kılmakla bütünlüğe varabileceğimi seziyorum. Resmedeceğim bir kadın, bir erkek ya da bir mekan, hatta durumun kendisi, beni öyle bir kudretle sarıyor ki bir bakmışım “o” olmuşum. O benim bedenimde şekillenmiş; “ben” ve “o” tek bir varlık haline gelmişiz. Ruh halim bütünüyle ona dönüşüyor. Bu elimde değil.

Tuvale aktarmadan önce kurguyu oluştururken ne gibi ön çalışmalar yapıyorsun? 

Yapacağım şeyi zihnimde tasarlıyorum ilk önce. Bir resme başlamak, uzun bir duygu ve heyecan süreci gerektiriyor. Boş tuvalin karşısında oturur, uzun uzun izlerim. Resme başlamam için gerekli bir hazırlık bu. Resim devam ederken de tekrarlarım bunu. Bazen hiçbir şey yapmadan sadece resmi izlediğim zamanlar olur. Bu yavaşlığı, bu ağırdan almayı seviyorum.

Resimlerinde sakin, derin bakışlı senlerle birlikte tercih ettiğin iki ya da üç nesne daha var genellikle. Bunlar bir kanepe, koltuk, kedi ya da bir örtü olabiliyor. Kurguyu yaparken bu malzemeleri neye göre seçiyorsun?

Daha önce de dediğim gibi az şeyle çok şey ifade etmek istiyorum. Resim sessiz olmalıdır. Eşyalar da aynı şekilde, görmenize izin verdiğim kadarıyla oradalar. Bu kırılgan yaşamın içindeki sessiz, gizli ve anlaşılmaz mekanlar ve kediler... Evet kediler hayatımın büyük bir alanını kapsıyor. Resimlerime de girmeleri kaçınılmazdı. Onların sessiz ve gizemli hallerini, haşin zarafetlerini, muğlaklıklarını seviyorum. Sanırım kedileri kendimle özdeşleştiriyorum.



İçerikten forma dönecek olursak, büyük boyutlu tuvaller yaptığın kadar küçük boyutlu tuvallerde de resimlerini izleyebiliyoruz. Resim yaparken tuvalin özellikle tercih ettiğin bir boyutu var mı? Varsa neden?

Büyük boyutlu tuvallerde çalışmayı seviyorum. Gerçek ölçülere ne kadar yakın olursa o kadar iyi benim için. Ya da tam tersi, çok küçük tuvaller tercih ediyorum. Ortası yok benim için ara boyları sevmiyorum. Sanırım algıyla oynamayı seviyorum.

Üretim pratiğin içinde takip ettiğin sanatçılar var mı? Genç bir sanatçı olarak onları yol gösterici buluyor musun? 

Hem de çok var! İtalyan ustalardan, Uzakdoğulu ressamlara, Giotto’dan Morandi’ye kadar birçok isim sayabilirim. Bunların içinde kendini resmederek beni ayrıca heyecanlandıran sanatçılar da var. Van Gogh, Rembrandt, Egon Schiele gibi… Hiç reprodüksiyon yapmadım. Bunun öğretici olacağına inanmadım hiçbir zaman. Ya da bir ressamı ele alıp onun biçimi gibi yapmalıyım diye düşünmedim. Bunun yanlış bir yol olduğunu savunmuyorum. Bu şekilde çalışanlar da var ve belki onlar için öğretici bir yöntemdir. Ancak ben bu şeklide çalışmadım, çalışmıyorum. Önemli olan ustalardan onların taklitçisi olmadan bir şeyler öğrenebilmek diye düşünüyorum.

Son olarak yeni sergiler, resimler ya da bizi bekleyen projeler var mı?

6 - 15 Ekim’de Floransa Bienali’nde olacağım. 4 - 12 Kasım tarihlerinde ise Galeri Schmidt ile birlikte Tüyap Sanat Fuarı’na katılacağım. 28 Mart - 22 Nisan 2018’de Kore’de Ab Galeri’de bir sergimiz olacak. Şimdilik tarihi netleşen projeler bunlar.

O zaman projelerini görmeyi heyecanla bekliyoruz. Keyifli röportaj için çok teşekkürler!

Sayı 18
Biriken Sanalda Öne Çıkanlar