Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Projects Of Being

24.04.2017
Sayı 16

Keman Sanatçısı Meriç Fıratlı ile hayata geçirdiği “Projects of Being” oluşumunu ve uyguladığı ses terapisi “Pharmasono”yu konuştuk.

Röportaj: Damla Yılmaz



Önce biraz sizi tanıyalım. 

Müzik eğitimime Kültür Bakanlığı Devlet Çok Sesli Çocuk Korosu’nda başladım. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı keman bölümünü bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde master programımı tamamladım. Birçok ulusal ve uluslararası konser ve festivallerde görev aldım. Bilkent Senfoni Orkestrası, Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Başkent Üniversitesi Akademik Oda Orkestrası gibi çeşitli orkestralarda çalıştım. Şu anda İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nda görev yapıyorum. Tüm bu süreçler sırasında ses terapisi ile ilgilendim. 2015 yılında British Academy of Sound Therapy’ den Grup Ses Terapi Diplomasını aldım ve daha sonra “Projects of Being” yani “varoluş projeleri” adıyla bu uygulamaları hayata geçirdim. “Projects of Being” büyük bir başlık. Bu başlık altında “Pharmasono” yani ses eczanesi de diyebileceğimiz projeyle iyileştirici ses ve müzik çalışmaları yapıyorum.

“Projects of Being”i biraz açabilir misiniz?

Aslında “Projects of Being” hayatta hali hazırda yapmakta olduğum şeyleri bir rüyamdan esinlenerek sonradan adlandırdığım ve pratik hayatta da güzel karşılık bulan bir isim. Hepimiz bu dünyada kendimizi var edebilmek ve ifade edebilmek için bulunuyoruz fakat yaşadığımız koşullar genellikle buna müsaade etmiyor. Sağlık problemleri, stres gibi birçok zorlukla karşı karşıya kalıyoruz. Ses ile bu bağlamda çalışmaya başladığımda fark ettim ki bu öncelikle benim için bir “kendini gerçekleştirme” projesi. Bununla birlikte bir isim arayışı başladı ve gördüğüm rüyadan esinlenerek bu ismi buldum. Rüyamda “Varoluş Projeleri” adında bir şirketim vardı. Büyük bir ekip gelen insanlara varoluşları için neye ihtiyaçları olduğunu soruyor ve sonrasında bunu projelendirerek hayata geçirmeye çalışıyorlardı. Daha sonra “Aslında bu da benim varoluşumun yansıması” diye düşünüp yaptığım işlere “Projects of Being” ismini verdim. Bu yapı var edilmeye değer olduğu düşünülen tüm fikirlerin gerçekleştirilmesi için çabalayan bir yapı olmayı hedefliyor. Disiplinler arası her fikre yer verilebilir. Yani Pharmasono gibi çeşitli terapileri ve atölyeleri içinde barındırabilecek bir yapı.

Peki, Pharmosono nedir? Nasıl uyguluyorsunuz?

Sesin ve müziğin insan bedeni üzerinde çok etkisi var. Ses bizi fizyolojik, psikolojik ve nörolojik olarak etkileyen bir uyarandır. Belirli şekillerde uygulandığında kalp atışının yavaşlaması, stres hormonunun azalması, mutluluk hormonunun salgılanması ve vücudun aslında kendi kendini düzene sokması için gerekli zeminin hazırlanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda işitme soyut bir duyu olduğu için ses-duygu bağlantısı çok çabuk kuruluyor. Pharmasono sesin iyileştirici bir araç olarak hayatta kullanılabileceği fikriyle oluşmuş. Genel adıyla ses şifası veya ses terapisi olarak dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Katılımcılar “aktif” veya “pasif” olarak yer alabiliyorlar. İyileştirici boyutu ön plana çıkan ses ve müzik uygulamaları yapılıyor. Bazen tamamen rahatlama ve meditasyon üzerine kurulu; katılımcıların yatarak ve dinleyerek ortak oldukları bir uygulama oluyor, bazen ise teması değişiyor ve enerji yükseltmek üzerine çalışılıyor. Tabi o zaman katılımcılar ayakta oluyorlar, işin içine dans ve beden hareketleri de girebiliyor. Bazı seanslarda katılımcıların enstrüman çaldığı uygulamalar da oluyor. Gruplarla çalıştığımız gibi bireysel de çalışıyoruz. Bireysel olduğunda daha spesifik konular üzerine çözümlemeler yapabiliyoruz. Gruplarla ise grup enerjisi oluşturuyoruz, hem kişisel yolculuğumuzu yapıyor hem de kabile yaşantısını tattıran çok keyifli zamanlar geçiriyoruz.

Pharmasono ile başka atölyeler de yapıyor musunuz?

Evet, birçok proje var uygulanan ve uygulanacak olan. Örneğin Pharmasono ile bütünleşen yeni “Organic Intelligence” adında bir eğitim programına geçtiğimiz Kasım ayında başladım. Organic Intelligence; bedensel deneyimleme ile travma çözümleme ve güçlendirme. Bu iki sistem çok güzel uyumlanacak ve böylelikle çalışmalar daha da derinleşecek. Pharmasono bunun gibi birçok disiplinle birleşebiliyor. Yaklaşık iki senedir Ziya Azazi’nin uyguladığı “Dervish in Progress” atölyesi ile “Projects of Being”i birleştirdiğimiz ikili atölyeler gerçekleştiriyoruz. DIP & PROBE atölyesinin sağladığı şey; kişinin derin benliğini ziyaret edebilmesi ve gerçek potansiyelini görebilmesi oluyor. Bunu günlük hayata geçirebilmenin yolları da açılmış oluyor.  Çabamız, ses ve dönüş ile bedeni, aklı, duyuları, duyguları esnetmek!

Katılımcılardan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Geri bildirimler olumlu oluyor.  Yaşanan deneyim; süresi ne kadar uzunsa o kadar derinleşebileceğiniz bir hikaye, kendi hikayeniz. Bazen sadece fiziksel düzeyde kalıyor, bazen insanlar meditatif hale geçtiklerinde uçsuz bucaksız yolculuklar yapmış oluyorlar. Bazen bir amaç ile giriyorlar içeri. Çözmek istedikleri şeyle ilgili bir soruyla mesela; cevabını bulmuş olarak çıkabiliyorlar. Ağrı ile gelip atölyeden sonra ağrısının geçtiğini ifade eden katılımcılarımız oluyor. Genellikle  “Anlatılmaz, yaşanır.” ifadesini kullanıyorlar, bu da bizi çok mutlu ediyor.

Gerçekten merak uyandırıcı! En yakın atölye ne zaman?

Yakında iki tane ikili atölyemiz var. İlkini 16-23 Nisan’da Datça’da, ikincisini 28-30 Nisan’da İstanbul’da gerçekleştireceğiz. Pharmasono seansları sürekli devam ediyor zaten.

Okuyucularımız sizi nerelerden takip edebilirler?

Facebook’ta “Projects of Being” sayfasından ve “Dervish in Progress” gruplarına üye olabilir,  www.mericfiratli.com, www.projectsofbeing.com, ve www.ziyaazazi.com adreslerinden takip edebilirler. Ayrıca Pharmasono bireysel veya grup seanslarıyla ilgili contact@projectsofbeing.com adresinden bize ulaşabilirler.

Sayı 16
15. Sayı Kapağı Siyah Beyaz Galeri