Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Patron Çıldırdı

12.10.2016
Sayı 14

İstanbul’da Bir “Akapella” Grubu, "Patron Çıldırdı"

Röportaj: Damla Yılmaz 


Öncelikle bilmeyenler için “Acapella nedir?” sorusuyla başlayalım.

Soykan: Acapella, sadece insan sesi kullanılarak icra edilen bir müzik türü. Kilise korosu, çok sesli koro, vokal grupları gibi alt başlıklara ayırılabilecek olsa da, teknik olarak 50 kişilik bir koronun söylediği parçadan, hepimizin evde mırıldandığı şarkılara kadar, içinde enstrüman barındırmayan her türlü müzikal olayını “acapella” kategorisine alabiliriz. Bu yönüyle bakarsak tarihte yapılmış ilk müzik de muhtemelen acapelladır. 

Çağrı: İnsanın herhangi bir dış etken yardımı olmadan üretebildiği her türlü sesi barındırabilir.

Erkan: Enstrüman çalamayanların veya taşımayı tercih etmek istemeyenlerin tercih ettiği bir müzik türüdür. Ülkemizde herkes çok iyi enstrüman çaldığı için acapella ile uğraşanlar pek fazla olmuyor. 

Sizi grup olarak tanımadan önce ayrı ayrı da tanıyalım. Hepinizin asıl uğraşı müzik mi?

Soykan: Ben, Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Müzikle çocukluktan beri bir şekilde ilgileniyordum, fakat meslek olarak tercih etme kararını lisede İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Keman bölümüne girerek verdim.

Deniz: Ben grubun sopranosuyum. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Müzikal Tiyatro eğitimi aldım. Müzikle çok ilgili bir aileden geliyorum. Şimdi Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Lied Yorumculuğu bölümü son sınıf öğrencisiyim. Reklam müziği seslendirmeleri yapıyorum ve çeşitli mekanlarda sahne almaya devam ediyor, etmeye çalışıyorum.

Tuana: Ben grubun altosu ve “Sarışın, naber?” olanıyım. İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı 3. sınıf öğrencisiyim. Müziğe 8 yaşında Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Çocuk Korosu’nda başladım ve peşini bırakmadım. 

Çağrı: Ben gruba beatbox yapmak için girdim. Arada sırada tenor partilerine (kısımlarına) da destek olduğum parçalar oluyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik bölümü öğrencisiyim. Çok küçüklükten beri müziğe olan ilgimden ötürü gitar çalmaya başladım, sonrasında da bir çok koroda ve orkestrada yer aldım. Bunun yanı sıra “Jingleberry” isimli bir reklam müziği prodüksiyonu şirketim var. 

Erkan: Ben, YTÜ Gemi İnşaatı ve Makinaları Mühendisliği son sınıf öğrencisiyim. Grubun “bas”ıyım, yani dinlerken içinizi titreten bir yapıya sahibim. Müzikle tanışmam 4 yıl önce Boğaziçi Caz Korosu’na girmemle oldu. 2 yıl bu koroda yer aldım. Birkaç başarısız acapella grubu kurma denemesinden sonra kendimi Patron Çıldırdı, ve yine acapella yaptığımız “Beşartıbir” adlı grupta buldum. 2 yıldır da her iki grupta gerek bas, gerek parça düzenleme, gerekse de kayıt ve mix görevlerini yerine getiriyorum.

Sizi grup olarak tanımadan önce ayrı ayrı da tanıyalım. Hepinizin asıl uğraşı müzik mi?

Soykan: Ben, Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Müzikle çocukluktan beri bir şekilde ilgileniyordum, fakat meslek olarak tercih etme kararını lisede İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Keman bölümüne girerek verdim.

Deniz: Ben grubun sopranosuyum. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Müzikal Tiyatro eğitimi aldım. Müzikle çok ilgili bir aileden geliyorum. Şimdi Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Lied Yorumculuğu bölümü son sınıf öğrencisiyim. Reklam müziği seslendirmeleri yapıyorum ve çeşitli mekanlarda sahne almaya devam ediyor, etmeye çalışıyorum.

Tuana: Ben grubun altosu ve “Sarışın, naber?” olanıyım. İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı 3. sınıf öğrencisiyim. Müziğe 8 yaşında Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Çocuk Korosu’nda başladım ve peşini bırakmadım. 

Çağrı: Ben gruba beatbox yapmak için girdim. Arada sırada tenor partilerine (kısımlarına) da destek olduğum parçalar oluyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik bölümü öğrencisiyim. Çok küçüklükten beri müziğe olan ilgimden ötürü gitar çalmaya başladım, sonrasında da bir çok koroda ve orkestrada yer aldım. Bunun yanı sıra “Jingleberry” isimli bir reklam müziği prodüksiyonu şirketim var. 

Erkan: Ben, YTÜ Gemi İnşaatı ve Makinaları Mühendisliği son sınıf öğrencisiyim. Grubun “bas”ıyım, yani dinlerken içinizi titreten bir yapıya sahibim. Müzikle tanışmam 4 yıl önce Boğaziçi Caz Korosu’na girmemle oldu. 2 yıl bu koroda yer aldım. Birkaç başarısız acapella grubu kurma denemesinden sonra kendimi Patron Çıldırdı, ve yine acapella yaptığımız “Beşartıbir” adlı grupta buldum. 2 yıldır da her iki grupta gerek bas, gerek parça düzenleme, gerekse de kayıt ve mix görevlerini yerine getiriyorum.

Peki bu grup nasıl bir araya geldi? 

Soykan: Grup 2014 yılında 6 kişiyle kuruldu. Hepimiz Boğaziçi Caz Korosu’nda tanışmış ve farklı zamanlarda çeşitli sebeplerle korodan ayrılmıştık. Daha sonra “Daha küçük bir vokal grubuyla neler yapılabilir?” sorusunun cevabını aramak üzere işe koyulduk. Şimdi ise kadrodaki değişikliklerin ardından 5 kişi ile yola devam ediyoruz.

Tuana: Hep de devam edeceğiz gibi duruyor.



Konu bir müzik grubu olduğunda her grup üyesi farklı bir enstrüman çalar. Bu grupta ise durum farklı. Şarkılarda kimin hangi kısmı söyleyeceğini nasıl belirliyorsunuz? 

Tuana: Aslında hepimizin partileri (kısımları) belli, ben altoyum. Alto kalın kadın sesi anlamına geliyor. Yine de Deniz ile benim ses aralıklarımız hemen hemen aynı olduğu için bu düzeni bozan partiler de yazabiliyoruz. Parçanın solosuna karar verirken de “Sen burayı çok iyi söylersin.” diyebiliyoruz. Birbirimizin sesine, tarzına, yorumuna alışığız.

Çağrı: Grupta genellikle herkesin görevi, ses rengi ve aralığı belli olduğu için aslında o karar en başta, grup kurulurken verilmiş oldu diyebiliriz. Bu yüzden düzenlemelerimizi bu doğrultuda yapıyoruz. Çok basit, kemik bir vokal grubunun barındırması gereken bas, tenor, alto, soprano ve beatbox partilerini baz alarak bir düzenleme yapıyoruz. Bunun yanı sıra herkesin kendine has üretebildiği sesler var, onları da renk katabilecek yerlerde kullanıyoruz.

Soykan: Her insanın doğuştan gelen ve daha sonra çalışarak küçük geliştirmeler yapabileceği bir ses aralığı var. Örneğin ben Erkan’ın söyleyebildiği bas seslerin yanına bile yaklaşamıyorum, o da benim söylediğim tiz seslerin. Haliyle biz de parçaları düzenlerken bir kalın, bir de ince erkek sesi için yazıyoruz. Dolayısıyla partiler kendiliğinden belli oluyor diyebiliriz.

Erkan : Herkes hakim olduğu ses aralıklarını dolduruyor. Böylelikle sesler birbirinden ayrılıp enstrüman görevi görüyor. Parçayı düzenlerken çok fazla kriter devreye giriyor. Burada açıklamak biraz zor aslında ama düzenlemede “Solo kime yakışır?”, “Böyle olursa diğer bölüme nasıl bağlanır?” gibi sorular cevap bulmalı. Çünkü parçayı bütün haliyle de düşünmek gerekiyor. Dolayısıyla yapılan düzenlemede fazla kopukluk olmamalı, parça “akmalı”, sanırım doğru kelime bu.


Daha çok ne tarz müzik yapıyorsunuz?

Tuana: Ağırlıklı olarak pop parçaları kendi tarzımıza göre düzenlemeyi seviyoruz. Üzerlerinde oynayıp başka havalara sokmaktan çok keyif alıyoruz. Şarkıların dinamikliği bize de yansıyor; bu yüzden caz, pop, R&B gibi birçok türde söylüyoruz.

Deniz: Müziği seviyorsanız, birlikte söylerken onu oluşturan elementlerden biri olduğunuzu hissetmek harikadır. Bizi bu duyguya yaklaştıran herhangi bir şarkıyı acapella olarak yorumlayabileceğimizi düşünüyorum. Çoğunlukla yabancı şarkıları seçmemizin sebebi sanırım Avrupa kültüründeki eserlerin müzikal yapısının çok sesliliğe elverişli olması. 

İnsanların size olan ilgisi nasıl? 

Tuana: İlk defa karşılaşmış olanlar çok şaşırıyor, kaydedip başkalarına göstermek istiyor çoğu. Bu bizim için çok önemli bir iletişim aslında, insanların ilk karşılaşmada bizi bu kadar sevmeleri bu işe daha da tutunmamızı sağlıyor. Özellikle bizi önceden tanıyor olup konserimize gelen dinleyiciler bizi çok mutlu ediyor. İyi ki var hepsi.

Deniz: Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımla konuştuğumda ilk bu konu açılıyor. “Ne kadar değişik, ne kadar güzel işler yapıyorsunuz” diyorlar. Aslında insanların çok ilgisini çeken bir oluşum. Böyle bir oluşumun parçası olmak da ayrıca mutluluk verici. 

Çağrı: Aktif olarak sahne almak dışında, internet videolarımıza önemli bir zaman ayırıyoruz. Hakkımızdaki düşünceleri ve yorumları paylaşımlarımız sonrasında sayfalarımızdan takip ediyoruz. Hem yurtiçi, hem yurtdışından çok güzel bir ilgiyle karşılaşıyoruz. Birçok dilde takdir yorumları geliyor ve bu bizi çok mutlu ediyor. Sık paylaşım yapamadığımız zamanlarda sürekli; “neredesiniz” gibi soruların sorulması insanın gururunu okşuyor tabi. Konserlerde ise bu ilgi daha da üst seviyeye çıkıyor, çünkü çok organik ve samimi bir iletişim mevcut orada. İnsanların alışkın olmadıkları bir müzik türü olduğu için tepkisizlik oranı daha az oluyor. Herhangi bir flashmob veya performansta insanlar görüp geçip gidemiyorlar çünkü bir anda anlayamıyorlar nasıl olduğunu. Bu yüzden izlemek istiyorlar, çözmeye çalışıyorlar; o sırada da konser bitiyor zaten. 

Peki Türkiye’de acapella ne durumda? Acapella yapan çok grup var mı?

Tuana: Eskiden çok azdı ama şu an git gide artıyor. Profesyonel olarak bu işle uğraşan bütün acapella gruplarıyla tanışıyoruz, hepsi bir yandan da arkadaşlarımız.

Soykan: 10-15 senedir bu işe devam eden öncü birkaç grup dışında, son dönemde bu işi yapanların sayısı arttı. Fakat hala Türkiye genelindeki acapella gruplarının sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor maalesef. Tabi çok sesli koroları bunun dışında tutuyorum. Bahsettiklerim bizimle aynı tarzda müzik yapan küçük gruplar.

Deniz: İnsanlar bu alanda bilgi sahibi oldukça yeni gruplar da çembere katılıyor. Her grubun farklı bir tarzı var. Takipte ve iletişimde kaldıkça herkes birbirinden bir şeyler öğreniyor bence. 

Patron Çıldırdı gelecekte neyi hedefliyor?

Deniz: Güzel video projeler yardımıyla insanları acapella ile tanıştırmak ve keyif aldığımız şeyler yapmayı sürdürebilmek önceliklerimiz arasında sanırım.

Tuana: Acapellanın ne olduğunu bilen insanlar, bunun koral müzik olduğunu düşünüyor. Fakat biz bu etiketin ötesine geçmeyi, onu bambaşka bir yere taşımayı hayal ediyoruz. Acapella ile her müzik türünü, her ortama göre yorumlayabilir, bütün konser salonunu eğlendirebilirsiniz. Biz de bu sınırları zorlamak istiyoruz. Daha ileride de bunu yaygınlaştırmak adına akademi açabilmek en büyük hayallerimizden.

Soykan: Acapella müziğinin Türkiye’deki popülaritesi ve bilinirliğinin az olmasının, bizi doğal olarak “acapella müziğini yaygınlaştırma” amacına ittiğini düşünüyorum. Acapella yapıyoruz dediğimde haberdar olmayıp, ayıp olmasın diye “aa ne güzel” denmeyen bir dünya hayal ediyorum açıkçası. Tuana’nın bahsettiği akademi projesi de benim için rüya gibi.

Çağrı: Hedefimiz mutluluk olabilir!

Erkan: Kişisel hedefim çok sevdiğim bu işi ömrümüm sonuna kadar yapabilmek. Bu dünyaya katkım olabilecekse bunu severek vermeyi tercih ederim. Grup olarak hedeflerimiz arasında da-ki hedeften ziyade güzel bir hayal- akademi açmak var. Ah ne güzel olur, bakın yine uzaklara daldım.

Peki dinleyiciler sizi ve konserlerinizi nereden takip edebilirler?

Bizi Instagram ve Twitter’da “patroncildirdi5” hesabından, Youtube, Facebook ve Vine kanallarından ise “patroncildirdi” hesabımızdan takip edebilirsiniz. Etkinlik, organizasyon veya herhangi bir konuda bize patroncildirdi5@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.



Sayı 14
13. Sayı Kapağı EK BİÇ YE İÇ