Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Özlem Akın

04.05.2016
Sayı 13

Kukla sanatçısı Özlem Akın, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema & TV bölümünden ödüllü ilk kukla animasyon filmi "gemeinschaft" ile mezun olduktan sonra geleneksel animasyon eğitimi almak üzere Çek Cumhuriyeti'nin Zlin kentine taşındı. Kuklanın anavatanı sayılabilecek Çek Cumhuriyeti’nde çalışmalarına devam eden Akın, oldukça etkileyici bebeklerinin hepsi birer sanat eseri niteliğinde…

Röportaj:  Ezgi Genc


Kendisini şöyle anlatıyor…

1986'nın neşeli bir bahar gününde doğdu…

Birazcık büyüdükten sonra resim yapmaya başladı - diğer tüm akranları gibi.

Ve bir aksam, hilesiz ve hurdasız bir insan vücudunu tam olarak çizmeyi başardı.

Bu da çocukluğuna dair en mutlu anılardan biri haline geldi.

Bu büyük başarıdan sonra hep bir ressam olmayı hayal etti (her ne kadar dansöz olmaktan bahsettiği gibi dedikodular olsa da.. Ama sonuçta dedikodu işte).

7 yaşında okula başladı (Görünüşe bakılırsa bu bir alışkanlık haline geldi)

Lisede, çizgi filmci olmak üzerine hayaller kurmaya başladı.

Fakat üniversite zamanı geldiğinde Sinema-TV okumayı seçti -ki bu da oldukça iyi bir tercihti. Böylece İzmir’den İstanbul’a göçtü ve ilk senesini taşınarak ve tuhaf işlere girip çıkarak geçirdi. Sonraki zamanlarda çeşitli öğrenci filmlerinde bir takım görevler aldı, evinde kedi besledi… Üniversitenin üçüncü yılında, seçmeli ders olarak Japonca almak istedi ama okul türlü çeşit bahane öne sürerek bu duruma engel oldu ve Japonca yerine o sene yeni açılan stop-motion dersini önerdi.

Animasyon rüyaları da böylece bu fırsatı kaçırmayıp anında geri göndüler. Hem de ne dönüş… Stop-motion'la bizzat tanıştıktan sonra bir türlü peşini bırakamadı. Sonuçta da 2008'de, mezuniyet projesi olarak ilk gerçek kısa filmi gemeinschaft'i çekti ve bu arada da yeniden çizmeye başladı -akıl sağğını koruyabilmek adına, neyse ki işe yaradı.

Film biter bitmez kukla animasyonu aşkına tası tarağı toplayıp İstanbul’u terk etti ve Çek Cumhuriyeti’ne yerleşti. İlk birkaç ayı soğuğa alışmakla geçti. Hemen sonrasında da minik kuklalar yapmaya ve film çekmeye devam etmeye başladı.”

Kukla ve filmlerin yanı sıra, çeşitli atölyelerle kukla yapımı ve animasyon eğitimi veren Özlem’e bazı sorular yönelttik…

Kukla ve bebekleri yaparken belirli konsept düşünerek mi yapıyorsun? Yapım ve yaratım aşamasında nasıl bir süreçten geçiyorsun? Malzemeleri neye göre belirliyorsun?

Evet, belli konseptler çerçevesinde yapıyorum kukla ve bebekleri. Süreçler değişiyor, bazen son halinin nasıl olacağını baştan tasarlayarak başlıyor ve ona göre ilerliyorum, bazen de modellemeyle başlayıp kukla kendini tanıtmaya başladıkça konsepti geliştiriyorum. Bazen de kullanmak istediğim belli bir malzeme oluyor, konsepti ve tasarımı ona göre şekillendirebiliyorum. Özellikle yardımcı malzemeleri genellikle deneme-yanılma-denemeye devam etme yöntemiyle belirliyorum. Şimdiye kadar tamamladığım kuklalarda esas malzeme hep polimer kil oldu ama bir yandan farklı malzemeleri de deniyorum.

Prag’da yaşıyorsun, çalışmalarına etkisi olduğunu düşünüyor musun?

Prag'ın çalışmalarıma etkisi büyük, özellikle kültürel altyapısının sunduğu olanaklar düşünüldüğünde. Kuklaların Çek tarihindeki yeri ve öneminin yanı sıra, kukla animasyonu da burada halen yaşamakta olan bir gelenek. Prag ise iki senede bir düzenlenen bir "art doll" sergisi ve de bir art doll galerisine ev sahipliği yapıyor.

Nelerden ilham alıyorsun?

Uzun süre masallardan ve kitaplardan ilham almıştım fakat son zamanlarda daha ziyade güçlü kadınlardan alıyorum ilhamımı 

Yaptığın çalışmaları en etkileyici yapan şeylerden biri de sanırım detaylar… Bir oyuncağı tasarlarken önce neyi düşünüyorsun? Nasıl karakteristik hale getiriyorsun?

Dediğim gibi, tasarım süreci bebekten bebeğe değişiyor. "Nasıl karakteristik hale getiririm" diye düşünmüyorum açıkçası, bazen daha modelleme sırasında biliyor oluyorum nasıl detayları olacağını, bazense bütünü tamamlamadan ortaya çıkmıyor detaylar.

İlk kukla yapmaya başladığın zamanlarla şu an ki kuklalarına dışardan bakarak kıyaslarsan, ne dersin?

"İyi ilerlemiş" derdim muhtemelen.

Senin için özel bir seri ya da özel bir kuklan var mı?

Proje olarak var ama kuklalarda çok özel bir seri olarak şu var diyemiyorum henüz maalesef...

Sipariş üzerinden de kukla yapıyorsun, sipariş üzerine kukla yapmak nasıl bir duygu?

Sipariş üzerine yaptığım portre kuklaları son zamanlarda epey azalttım fakat genel olarak söylemek gerekirse karışık bir duygu.  Kişisel bir şey olduğu için hazırlanan, iletişim süreci de önemli oluyor. Yaptığım bebekler İngilizcede "art doll" olarak geçiyor, yani "sanat bebeği". Özellikle de 3D tarayıcıların ve yazıcıların olduğu bu çağda, bazen "sanat" kısmı görünmez gelebiliyor ne yazık ki kişisel siparişlerde.

Türkiye’de ve dünyada çeşitli workshop’lar veriyorsun, bu fikir nasıl gelişti? Severek yaptığın işleri başkalarına öğretmek, anlatmak nasıl bir duygu?

Workshoplar stop-motion kuklalarıyla başladı. Stop-motion'da kullanılmak üzere kukla yapımı öğrenebilecek internet haricinde başka mecra olmadığını ya da çok kısıtlı olduğunu gördükten sonra kendi deneme yanılma sürecimin, “yanılmasız” kısımlarını mümkün mertebe meraklılarıyla paylaşmak istedim. Ve ne yalan söyleyeyim, workshoplara bayılıyorum! Kukla ve stop-motion’la ister hobi ister profesyonel anlamda ilgilenip kendi çalışmalarını yapan veya yapmak isteyenlere yardımcı olabilmek gerçekten çok tatmin edici.

Son dönem projeleriniz neler?

Son zamanlarda animasyona geri dönme planları yapmaya başladım, bir yandan ufak tefek sergi projeleri var. Bakalım...

Filmler;

Gemeinschaft https://vimeo.com/4906874

Loutky https://vimeo.com/10836470

Everland https://vimeo.com/12569143

http://www.ozlemakin.com/

Sayı 13
Emrah Karataş M. Sefa Çakır