Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Orangwanita

04.08.2017
Sayı 17

Tanrıların soyundan gelen kabilenin ürettiği sepetlerden doğan marka...

Röportaj: Ezgi Genç


Biri avukat diğeri işletmeciyken, bir anda hayatlarının yönünü değiştirdiler ve Endonezya’da bambaşka bir dünyayla tanıştılar. Dilan Öztürk ve Koray Toros’un sıra dışı hikayesine birlikte kulak verelim.

Orangwanita nasıl ortaya çıktı?

Orangwanita, Endonezya’nın küçük sanat köylerinden başlayarak dünyanın nispeten daha az bilinen kısımlarına doğru yola çıkan, bu bambaşka kültürle ve dünyanın en güler yüzlü insanlarıyla beraber yaşamaya başlayan iki maceraperestin girişimi. 

Endonezya’ya vardığımız an itibarıyla, bunun hayatımızda verdiğimiz en doğru karar olduğundan emindik! Bali’de 150 ailelik bir dağ kabilesinin, yüzyıllardır süregelen bir tekniği nesilden nesile aktararak orkide sarmaşığından ördükleri çantalara aşık olduk. Daha sonra Javalı zanaatkarlarla, ahşap oymacılarla, antik sepetler yapan Borneo kabileleriyle tanıştık. Böylelikle Orangwanita’yı yaratmaya ve bu uzak diyarlarda bulduğumuz el sanatlarını, dünyanın geri kalanıyla da paylaşmaya karar verdik. 

Orangwanita ne demek?

Orangutan, Endonez dilinin İngilizce’ye kattığı nadir kelimelerden biri. Endonezce’de “Orang” insan, “Hutan” da orman demek. Orangutana “ormandan gelen insan” diyen bir milletle tanışmıştık ve çok daha gelişmiş ülkelerin, aslında onların düşünce biçimine gelemediğini fark ettik. Örneğin modern dünyamızda hayvan hakları için bizler ekstra bir çabayla çalışırken, onlar hayvana hayvan demiyorlar, bunlara hiç ihtiyaç olmadan, zaten ortak bir yaşamı çok iyi bilerek yaşıyorlar. Orangwanita’nın ilk kısmı buradan geliyor. “Wanita” ise Endonezce’de kadın demek. Bu konuda da özellikle ülkemizde kadınların eksik insan sayılarak değersizleştirilmesiyle ilgili bir derdimiz var. Bu yüzden biz de “kadından gelen insan” ya da “kadıninsanı” olarak çevirebileceğimiz bu ismi yarattık.  

Bu çantaların en karakteristik özelliği nedir?

Orangwanita’nın el yapımı nev-i şahsına münhasır çantaları, sadece Wallece çizgisinin üzerindeki yağmur ormanlarında bulanan ‘orkide sarmaşığı’ ile örülen, hasır demeye dilimizin varmadığı güzide parçalar. Her biri tek tek, özenle seçilmiş ve anlatacağı güzel bir hikayesi olan ürünler…

Orangwanita’nın güzellerinin en küçüğünü sadece örmek, bir insanın bir haftadan fazla vaktini alıyor. Sonra kurusun ve sertleşsin diye kurak sezonda ekvator güneşinin altında bir hafta güneşleniyorlar. Ardından da doğal rengine kavuşsun diye jack fruit ve hindistan cevizi dumanında pişiriyor ve nihayet yine elle son temizliği yapılıyor. Türlü çeşit aşamadan geçen bu çantaların, tıpkı bu kabilenin kadim kültürü gibi, yıllarca dayanacağı, suya, neme, envaiçeşit haşere ya da böceğe karşı yüksek derecede bağışıklık sahibi olmaları, bu ekolojik tasarımları eşsiz kılıyor… Bu çantaları alan kişiler, aslında hem bu nesilden nesile aktarılan kültürün hızlı tüketim içinde yok olmamasına, hem de bu kabile sanatının sürdürülebilirliğine destek olmuş oluyor.


150 ailelik bir köyde bu üretim nasıl oluyor? Köyün yapısı nasıl?

Bu insanlar aslında, bunu bir iş olarak yapmıyorlar. Çünkü onlar için bu bir sanat… Onlar Tanrıların soyundan gelen bir kabile oldukları için, hiç kimsenin para kazanmak ya da ticaret yapmakla ilgisi yok. Sadece bu sepetleri değil, geleneksel bir dokuma olan “ikat”ı da yapıyorlar. 150 ailenin dışında, bu köyde onlarla yaşayan “dışarlıklı” diyebileceğimiz yine Endonezyalı insanlar da var. Tarım, hayvancılık gibi işleri, bu kişilere veriyorlar çünkü onlar sadece kendi sanatlarıyla meşgul oluyorlar. Aslında bir ayrım olmasa da çantaları ağırlıklı kadınlar üretiyor. Bu onlar için bir iş olmadığından ve yapan kişilerin sayısı da az olduğu için üretim çok sınırlı. 

Köyün kendine ait kuralları ve alanları var. Dışarlıklı kişiler, kabilenin yaşadığı alana giremiyor, onlarla evlenemiyor. Tuhaf bir şekilde yüzyıllardır yazılan bir kurallar kitabı var mesela ve her yeni nesille bu kurallar değişiyor ve gelişiyor; farkında olmadan dünyanın en eski yazılı anayasalarından birini ve hâlâ yazıldığı için de yaşayan anayasasını yaratmışlar. Yeni kurallara hep beraber karar verildiği için, köy içinde doğrudan bir demokrasi olduğu söylenebilir. Bu şaşırtıcı olduğu kadar kendine hayran bırakacak bir ilkelilik.

Kabile, Ata adı verilen ve orkide sarmaşığı da dedikleri bu malzemeyle çanta üretmek amacıyla bu yola çıkmıyor. Onlar aslında temelde sepet olan farklı ürünler de yapıyorlar. Tabii ticari bir kaygı gütmeden yaptıkları bu ürünler, belirli bir tasarım anlayışıyla oluyor. Mesela en çok tercih edilen yuvarlak çantalarımız aslında yuvarlak bir sepetten ortaya çıktı. Sadece kutu yapmak isterlerken, ona deri kayış ve astar eklendiğinde bir çantaya dönüştü. Biz de Orangwanita olarak aslında bu tip tasarımsal dokunuşlar ekliyoruz. Farklı modeller ve detaylarla ürünleri geliştiriyoruz. 

Bundan sonraki planlarınız nedir? Orangwanita’nın koleksiyonu genişleyecek mi?

Biz hâlâ geleneksel el sanatlarının, ekolojik tasarımların ve geri dönüştürülmüş malzemelerin peşindeyiz. Orangwanita hikayesi, bizim için de işten ziyade hayatımızı yaşama biçimimiz. Bu marka altında toplanan bütün ürünler de her şeyden önce bizim zevk aldığımız, nasıl yapıldığına şaşırdığımız ürünler olmalı. Yaratıcılığına, malzemesine, yaşayış biçimine ya da yapan insanların kafa yapısına hayran olduğumuz her türlü yenilik, Orangwanita’ya dahil olabilir. Tabii bu gibi ürünler sadece Bali’de yok. Aynı heyecanı duyacağımız yeni keşifler yapmak için, etraftaki şehir ve ülkelere yolculuk etmeye devam ediyoruz. Yeni ürünlerimiz de hep bu yolculuktaki serüvenlerimizin hikayelerini anlatan ürünler olacak.

Orangwanita ürünleri nerede bulunuyor?

Yakın zamanda sitemiz Türkçe olarak da açılacak. O zamana kadar bize Instagram üzerinden ya da 

olmadikdukkan.com’dan ulaşabilirler. 

Sayı 17
Turgut Uyar Studio-X