Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Meltem Şahin

28.01.2017
Sayı 15

Pastel Renkler, Animasyonlar ve Felsefe

Röportaj: Şener Yılmaz Aslan


Öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz?

Marmarisli illüstratör ve animatörüm. Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım bölümünden fakülte birinciliğiyle mezun olduktan sonra, Fulbright bursuyla gittiğim Maryland Institute College of Art’ta (MICA) illüstrasyon üzerine yüksek lisans yaptım. 2013 yılında, işlerim dünyanın en büyük çocuk kitapları fuarlarından, Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nın yıllığına seçildi. 2015 yılında ise robotik ve Arduino ile ilgili olan araştırmalarından dolayı MICA’nın master öğrencileri için olan Araştırma ve Geliştirme bağışını aldım. Can Yayınları için dört kitap resimledim. Amerika’dayken resimlediğim kitabım, P is for Pussy, Huffington Post, Bitch Media, DesignTAXI ve BuzzFeed başta olmak üzere birçok yabancı basında yer aldı. Son olarak, “Flow” adlı animasyonum, MICA Animasyon Festival’inde 2D animasyonda birincilik ödülü almış ve dünyanın çeşitli yerlerinde festivallerde gösterilmiştir.

Grafik tasarım çıkışlıyken animasyon ile nasıl bu kadar yakınlaştın, animasyon ile kuklayı nasıl bağladın birbirine?

Animasyonla da üç boyutlu işlerle de üniversite yıllarında grafik tasarım okurken ilgilenmeye başladım. İlk kukla denemem mastırım sırasında lazer kesim çalıştayında oldu. Hatta sonrasında o kuklaların promosyon videosunu çektim. Bu mekanik oyuncaklarımla animasyonun ilk birleşimi oldu sanırım. Daha sonra tezim için oyuncaklar yaratırken de bu birlikteliği kullandım.  



Amerika’daki yüksek lisansın hakkında neler söylemek istersin, geleceğini belirlemende yardımcı olduğunu düşünüyor musun? Bilkent Üniversitesi ile eğitim açısından seni çok etkileyen bir fark var mıydı?

Bilkent Üniversitesi’nde okurken Özlem Özkal ve Orhan Anaforda adında çok değerli iki hocam oldu. Bauhaus ekolünün örneklerinden beslenerek klasik ve güçlü bir tasarım eğitimi aldım. Fakat Amerika’daki eğitimim tasarım, sanat, bilim ve felsefeye bakış açımı değiştirdi. Oraya çocuk kitabı illüstratörü olarak gidip, yeni medya işlere meraklı, tasarım ve bilimin kesişimlerinden keyif alan daha güçlü bir birey olarak geri döndüm. Kendi sesini oluşturmanın farklı olabilmenin yüceliğiyle karşılaştım. 

Biraz da tez konundan yani “Negative Pleasure”dan bahseder misin? Neydi içeriği? Nasıl tepkiler aldın hocalarından?

Felsefe, lise dönemimde, hormonlarımın ve zihinsel gelişimimin de etkisiyle kendi bireysel çatışmalarım, mücadelelerim arasında hayatıma girdi. Üniversitede okurken sanat felsefesi ile ilgili dersler aldım, böylece felsefenin akademik yönüyle tanıştım. Daha sonra Maryland Institute College of Art’ta illüstrasyon üzerine yüksek lisans yaparken, “Negative Pleasure” serisinin ilk işini ürettim. Ponty’nin Göz ve Tin kitabı üzerine olan bu animasyonla, New York’a, Stony Brook Üniversitesi’nin düzenlediği sanat ve felsefe konferansına konuşmacı olarak çağrıldım. Yaptığım animasyon didaktik bir anlatı içermemesi, filozofun kafasından kendi yarattığı sistemi gözlemlemesi gibi yaklaşımlarından dolayı yenilikçi ve hümanist olarak görüldü ve pozitif yorumlar aldı. Ben de bunun üzerine Negative Pleasure serisini ortaya çıkarmaya karar verdim. 

Immanuel Kant’a göre güzelin hazzı yüceninkinden farklıdır. Yücenin deneyimlenmesinde haz ve acı aynı anda hissedilir. Negative Pleasure’da yücenin karşı konulmaz bunaltıcılığının korkusuyla, kendini kaybetmiş olmanın hazzı sürekli birbirine dönüşür.

Seriyi oluştururken çok değerli vizyonu geniş hocalarla çalıştım. Bölüm başkanımız Whitney Sherman yarattığım işlerin alıştığımız illüstrasyon kavramının sınırlarını zorladığını ve illüstrasyonun tasarım ve sanat arasındaki durumunu sorgulattırdığını savunurdu. 

Mixer Galeri’deki serginde Deleuze ve Nietzsche gibi felsefecilerin teorilerini hareket sensörleri, animasyonlar, kuklalar, çeşitli motorlar gibi malzemeler kullanarak anlatma yolunu neden seçtin?

Nietzsche, Deleuze, Ponty gibi filozoflar belirli bir sondan öte, süreçten, gidişten, akıştan, tekrardan bahseder. Animasyonların, oyuncakların bu döngüsü, bitmeyen dairesel hareketleriyle bu düşüncelerle örtüşüyor, onları destekliyor, öne çıkarıyor. Sergide olan tüm işler animasyon prensibi üzerinden çalışıyor. Bu döngü, canlandırma sergimde, karanlığın içinde flaş ışıklarında, huzur içinde süzülen çirkin olarak kabul edilen kadınlarda erkeklerde, motorların rahatsız edici, iç acıtan seslerinde kendini tekrar eder.

Günümüzde felsefe sadece belli bir kesime hitap eden, toplumdan, insandan uzak bir ilkeler bütünü olarak görülüyor. Ben de bu karmaşık olarak görülen fikirleri çocuklarla özdeşleştirilen oyuncaklarla, çizgi filmlerle anlatarak bu kontrast üzerinden uzaklığı kırmak istedim. Bunun yanında ise, kullandığım optik illüzyon oyuncakları, tıpkı estetiğin kendisi gibi görme biçimlerimizi sorguluyorlar. 

Bütün işlerinin üretim aşaması eğlenceli görünüyor ama sen daha çok ne tür işleri üretirken keyif aldığını hissediyorsun?

Farklı alanlarda iş yapmak, bunları yapabilmek için bir şeyler öğrenmek, tekniğin doğasından gelen kısıtlama ve özgürlükler bana büyük keyif veriyor. Dolayısıyla spesifik bir türden ziyade, farklı türler arasında gezinebilmenin beni ve işlerimi beslediğini düşünüyorum. 



Neler okuyor, neler dinliyor ve neler izliyorsun? Kısaca nelerden ilham alıyorsun? Seni bu pastel renk cümbüşüne ulaştıran imgeler nerelerden geliyor?

Son 3-4 yıldır yarattığım işler ve akademik eğitimimden dolayı çok az kurgu roman okuyabiliyorum. Genelde estetik ve sanat teorisi üzerine makaleler ve romanlar okuyorum.  Folk müzik, yetmişler rock, Kuzey Afrika müzikleri dinliyorum galiba son zamanlarda. Kısa animasyonlar ve sevdiğim yönetmenlerin filmlerini izlemekten keyif alıyorum. Negative Beauty kavramı var bir de, tuhaflığı evrenin, melankolisi zamanın ve güzelliği detayların kusurların. İşlerin karanlığı da bu formların gerçekliğinden, bize yakınlığındandır belki de, alışkın olduğumuz, toleransı düşük belirlenmiş görsel dünyanın dışında bir yerden, bize öyle görünüyordur. Gestalt’taki bu karanlığı renklerle dengeliyor, belki de zenginleştiriyorum.   

Merak edenler işlerini nerelerden takip edebilirler?

Kendime ait bir sitem var: www.meltemsahin.info

Bir yandan da güncel işlerimi paylaştığım instagram hesabım var: @meeltemsahin

Sayı 15
Mustafa Akkaya Sanalda Öne Çıkanlar