Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Melih Dönmezer

29.05.2015
Sayı 10

Bilinçli yaktığım filmler, rastgele çektiğim fotoğraflar, çeşitli kağıtlar...”

Röportaj: Şener Yılmaz Aslan


Melih Dönmezer kimdir, neler yapar, anlatabilir misin biraz?

1991 yılında dünyaya geldim. Eskişehir’de yaşıyorum.2014 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldum. Şuan Açık Öğretim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümü 1.sınıf öğrencisiyim.

Fotoğraf çekmek, ilk dönemlerde şimdiki kadar stres ve kaygı taşımayan, gezdiğim yerleri, kendimi ve çevremdeki insanları kayıt altına almak için yaptığım dinlendirici bir faaliyetti. Fakat zaman ilerledikçe hayatıma ve kişiliğime dair bir çok unsuru etkileyen ve değiştiren, yaşamsal bir ihtiyaç ve davranış haline geldi.Bu yüzden fotoğraf çekmeye bağımlı olduğumu söyleyebilirim. Kalan zamanlarımda çok sık olmasa da kolaj ile ilgileniyorum. İlk zamanlar daha çok çirkin mobilyalarımı kaplamak için çalışırdım, sonra bu mobilyalar elden çıkarılınca bütün işleri bir defter de toplamaya başladım. Aklıma geldikçe o defteri tamamlamaya gayret ediyorum. Son bir kaç aydır da fotoğrafını çektiğim bölgelere gidip buraları filme almaya başladım.Zamanın büyük bir kısmı böyle geçiyor.

Nereden geliyor fotoğraf tutkun?

Çocukluğumda sevmezdim fotoğraf çekinmeyi, çoğu fotoğrafta huzursuz yada ağlayan bir surat sergilerdim.Her stüdyo ziyaretimiz olaylı biterdi. Yaşım ilerledikçe de iyice alakam kesilmiş, lise yıllarıma ait 5 fotoğraf bile çıkaramam sanırım. Kendime,çevreme ve gezip gördüğüm yerlere ait çok az fotoğraf vardı elimde. Bu eksiklik başlı başına bir nedendi aslında. 2009 sonbaharında geçmişteki bu büyük ilgisizlik bir hevese dönüşmüştü ve hemen her gün fotoğraf çekmeye başlamıştım artık. İlgimin giderek artmasıyla hem kendi fotoğraflarıma hem de internet ve basılı ortamlarda rastladığım fotoğraflara daha farklı bir gözle bakmaya başladım. Buluşun erken dönemlerine ait çalışmalar ilgimi çekiyordu, sürekli fotoğraf arardım, çektiğim fotoğrafları bunlarla kıyaslardım. Hoşuma giden film sahnelerini dondurup fotoğraf gibi incelerdim. Bu dönem fotoğrafın salt kayıt birimi haricinde bir çok nitelik taşıyabileceğini düşünmeye başlamıştım. Hepsi pay sahibi diyebilirim.


Fotoğrafın ilgini çekmesi ile birlikte mi lekelerle fotoğraf üretmeye başladın?

Farkında olmadan hatalı pozlamış olduğum bir otoportre var. Fotoğraf ile ilgilenmeye başladıktan 1 yıl sonra, 2011 yılında çekmişim. Suratım yüzey üzerinde birden fazla yerde görülüyor, bir kısmı çok güçlü bir kısmı daha sönük bir şekilde belirmiş. Işık dengesiz yayılmış Pencere üzerinden suratıma yansıyan poşetin ve arkamda duran dolabın dokusu fotoğrafa işlenmiş. Hatalı bir deney sonucu oluşan bu fotoğraf uyguladığım işlemlerle birlikte her seferinde tahmin edemediğim sonuçlar veriyordu. Fotoğrafın oluşumu sırasında meydana gelen teknik aksamalar ve işleme sırasında yöneltilen müdahaleler görüntüyü sınırsız bir dönüşüm boşluğuna sokmuştu. Buda eylemi daha heyecan verici bir hale getirmişti. Bu otoportre bir dönüm noktasıydı ve onunla beraber hatalı pozlanmış görüntülere, fotoğraf üzerine bilinçli bir şekilde ekleyebileceğim lekelere, dokulara ve yansımalara ağırlık vermeye başladım.

Bu fotoğraf yaklaşımın tamamen kendine mi ait? Esinlenme de var mı?

Fotoğraflarımı iki döneme ayırıyorum. İlk dönemlerde görüntünün taşıyacağı nitelik ne olursa olsun teknik olarak geleneksel kurallara bağlı kalmaya çalışıyordum. Fotoğrafladığım konu net ve pürüzsüz olmalıydı. Yüzey üzerinde gerçekçi bir biçim ve doğal renkler içeren görüntüler elde etmek daha cazip geliyordu. Estetik kaygılarım bunlardan ibaretti. Böyle devam etseydi belki şuan bu röportajı yapamayacaktık,çünkü büyük ihtimal fotoğraf çekmekten usanmış olacaktım.

İkinci dönem ve benimsediğim yaklaşım az önce bahsetmiş olduğum otoportre deneyimiyle oluştu. Fotoğrafı oluşturan görsel öğeler birbirlerine karışarak yüzey üzerinde çıplak gözle fark edilemeyen bir görüntü oluşturmuşlardı. Bu otoportre daha önce çektiğim fotoğraflara göre daha özeldi.Daha önce görmediğim bir fotoğraftı bu. Makine fonksiyonlarının zaafları çevresel koşulların görüntü üzerindeki etkisini arttırmıştı. Fotoğrafa dair bildiğim ve uyguladığım her şey alt üst olmuştu, o döneme dek fotoğrafını çektiğim manzaralar, modeller, portre fotoğrafları hepsi birden sıradanlaşmaya başladı. Bu aşamadan sonra hatalı pozlama, film yakma gibi yöntemlerle geleneksel çekim tekniklerini birleştirerek kendime daha farklı deney alanları yaratmaya başladım. 

Fotoğraflarını son haline getirene kadar süreç nasıl ilerliyor?

Süreç içerisinde analog ve sayısal ortamların tüm olanaklarını değerlendirip, mümkün olduğunca bunları eşzamanlı olarak kullanmaya çalışıyorum. Yansıma ya da üst üste pozlama gibi yöntemlerin dışında tarayıcımdan geçirip ana fotoğraf ile birleştirebileceğim, sonuca etki edebilecek her türlü görsel malzemeden faydalanıyorum. Bilinçli yaktığım filmler, rastgele çektiğim fotoğraflar, çeşitli kağıtlar gibi. Geriye hepsini sabır ve dengeyle birleştirmek kalıyor.Görüntünün görsel okunurluk seviyesine göre bazen tek bir fotoğraf ile de sonuç alabiliyorum.

Sayı 10
Ahmet Elhan Eda Taşlı