Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Maquis Projects

19.02.2015
Sayı 7

Bir tür çalı tipi veya bodur bir ağaç türü olarak maki: Ya da çağdaş sanat mekanı olarak Maquis Projects. Maquis Projects yaratıcısı, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde akademisyen ve aynı zamanda bağımsız bir küratör olan Thomas Keogh ile sanattan insana; İzmir’ den Londra’ya; Alain Badaiou’ den ilham kaynağı Flash Atölye’ye ve en çok da gözbebeği Maquis Projects hakkında içten bir sohbet, iyi okumalar.

Maquis Projects’ in arkasındaki fikir nedir?

Maquis isminin arkasındaki tam anlamı açıklayabilir misiniz? Resmen ya da kavramsal olarak İzmir’ de çağdaş sanat ile ilgilenen sanatçılar ve bireysel olarak çağdaş sanatla ilgilenenler için bir alan sağlamak istedim. Ayrıca böyle bir mekânın oluşumu ile çağdaş sanat ile ilgilenen halk için açık ve ulaşılabilir bir alanda çağdaş sanatı deneyimleyecekleri ve çağdaş sanatın önemini tartışacakları bir alan yaratmak istedim.

‘Maquis’ isminin anlamına gelecek olursak bizim beyanımız şunu kapsar;

Akdeniz ikliminde görülen bir tür çalı tipi veya bodur bir ağaç türü olarak bilinir ve Maki (Maquis) bitki örtüsü Akdeniz bitki örtüsü ile şekillendirilir. Bu bodur ağaçlar aynı zamanda California eyaletinde, Güney Afrika’da, Şili sahillerinde ve Kuzey Asya’nın bazı bölgelerinde de yer alır. İzmir kentinin bitki örtüsü içinde de önemli bir yer tutan Maki, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’da bir grup direnişçi tarafından politik anlamlar içeren bir metonim olarak da kullanılmıştır.

‘Maquis Projects’ serbest çalışan kişilere ve ortak çalışan gruplara; kültürel ve kamusal çalışmaları için, bir sığınak ve çalışma fırsatı sunar.

Maquis, makinin özgün tanımında yer alan belirli iklimsel ve topografik koşulların oluşturduğu özgün flora ve faunayı yaratan bir alt iklim tanımını takip eder. Maquis projesi birbirinden farklı ve bağımsız altı mekânın yarattığı ölçüsel ve dokusal deneyimlerin benzerlik ve farklılıkları ile ilgilenir. Bu tecrübelerin sınıflandırılmasını genişleterek, Maquis Projects güç ile düzen ilişkisinde, insanın siyasal ve deneyim koşullarında kendi eylemine nasıl yanıt verir gibi sorular sorarak bu soruları geliştirmeye çalışır. Maquis Projects mekân olarak İzmir’deki Kemeraltı semtine odaklanmıştır. Kemeraltı (bu alan) bize ikamet edilmeyen makiliğin kentsel bir örneğini vermektedir.

İzmir’ de sanatseverler için yeni bir sanat alanı açtığınız bu süreçte ilhamınız neydi?

İzmir popülâsyonuna baktığımızda İzmir’ de yeterli sayıda heyecan verici çağdaş sanat alanlarının olmaması hayal kırıklığı. K2, Port İzmir Trienali, ve Mehmet Dere tarafından yürütülen 49A gibi birkaç küçük mekan dışında iyi sanat çalışmalarını deneyimlenebileceği bir yer yok. Ayrıca, İstanbul’un uluslararası ticari sanat merkezi olarak gelişen önemi, İzmir’de çağdaş sanat faaliyetlerinin görülmesine yarar sağlayan ve gelişmesine katkıda bulunan pek çok sayıda iyi insanı buradan İstanbul’a çekiyor. Bu şartları göz önünde bulundurunca burada sürdürülebilir bir sanat alanını hayal etmek zor. Kişisel olarak, Karşıyaka’da iki yıl önce Fırat Erdem ve eşi Olivia Valentine tarafından kurulan Flash Atölye’den çok fazla ilham aldım. Onlar İzmir’den ve yurtdışından birçok ilgi çekici sanatçıyı burada göstermeyi başardılar. Onların ‘sadece yap’(just do it) anlayışlarını çok faydalı buldum.

Maquis Projects İzmir Kemeraltı’nda yer alıyor. Niçin Kemeraltı?

Canlı bir çalışma alanı olması için yeterince büyük bir bina satın almak niçin Kemeraltı sorusuna basit bir cevaptır. Galeri bir çalışma ve 2 atölye alanından oluşur. Bu finansman gücü olarak kullanılan dünyanın birçok yerinde sanatçıların ve galerilerin kullanmış olduğu pratik bir çözümdür. Bu strateji tamamen ayrı bir söyleşi konusu olabilir. Ayrıca Maquis Projects’i ziyaret etmek isteyen herkes için İzmir’ in merkezine ulaşılabilirlik açısından yeterince yakın bir yer ve 5 sene önce İzmir’e geldiğimden beri Kemeraltı benim favori bölgemdir. Burası çok farklı yüzlere sahiptir.

Bu zamana kadar Maquis Projects’de hangi sanatsal aktiviteler yer aldı ve Maquis Projects’in gelecek projeleri nelerdir?

Tarihleri ile birlikte Maquis Projects’de yer alan sergiler şu şekilde; ‘Eminent Domain A’ kamusal ve özel alanlardaki sanatsal konularını ele alan uluslararası sanatçıların oluşturduğu 18 kişilik bir grup gösterisi; ‘Kemeraltı Sofrası’ Amerikan merkezli Şilili sanatçı Katiushka Melo Green tarafından gerçekleştirilen bir sokak eylemi. Bu bir Türk ve Şili mutfağının benzerliklerini ve farklılıklarını anma töreniydi; ‘Kemeraltı’ İtalyan sanatçı Sara Berti tarafından zıt motiflerin ve görüntülerin bir araya getirilişi ve kendi içinde kişisel bağların keşfedilişinin etkilerini anlatan bir tek kişilik gösteri. ‘Mirabilia’ tüketim nesnelerinin ve görüntülerinin nesnelliğini inceleyen İrlandalı sanatçı Aoife Collins tarafından gerçekleştirilen tek kişilik bir gösteri. Bu gösteri Şubatın ortalarına kadar açık kaldıktan sonra İzmir Ekonomi Üniversite’sine taşındı. Gelecekte Aoife Collins ile video ve yerleştirme işlerinden oluşan 2. bir sergi olacak. Ayrıca bu baharda sanatçı Mehmet Dere tarafından küratörlüğü yapılacak olan İzmir merkezli sanatçıların bir sergisi olacak. Daha sonra sanatçı Kaan Bağcı tarafından gerçekleştirilecek bir sergi ve Gürkhan Mıhçı ve Cem Günay tarafından gerçekleştirilecek bir ‘sound art’ etkinliği yer alacak. Daha sonra bir diğer proje olarak eylül ayında Kemeraltı’nda gerçekleşecek ‘sound art’ festivali ile ilgileniyor olacağız ve İzmir’de sanat ve mimarlık incelemesi yapan Avustralya ve İrlanda’dan yerel akademisyenler ve sanatçılar ile çalışıyor olacağız.

Maquis Projects’de yer alan sergiler ve konuşmalar hangi sıklıkla değişiyor? Bize bu sürecin işleyişinden bahsedebilir misiniz?

Ağırlıklı olarak atölye içinde ortaya çıkan işlerin sonucuna bağlı olarak genellikle her sene 8 ile 10 arasında değişen iyi serginin yer almasını diliyorum. Ayrıca Maquis Projects her sene 4 ya da 5 kişiye yaşam ve çalışma alanı olarak burada ikamet etmesini sağlayacak.

Aynı zamanda siz de küratörsünüz, İzmir ve İstanbul’daki sanat alanlarını sayıca karşılaştırılacak olursak, aralarındaki uçurumu görebiliyoruz. Sizce bir küratör olarak bu durumun arkasındaki sebepler nelerdir?

Tek kelime ile İstanbul dünya çapında kültür şehri olarak büyük bir önem taşır. Bu durum orada olan Türk sanatçılar ve sanat işçileri için de böyledir, tabi ki Berlin ya da New York’ta kariyerlerini geliştirmek isteyenler için geçerli değil. Türk sanat hadisesi özel yatırım ve desteğine çok bağlı. İngiltere’de Londra dışındaki küçük şehirlerde de buna benzer paralellik söz konusu. Fakat bu yerlerin çoğunda: A. Sanat kurumları oluşturmak için iyi yapılandırılmış halk fonlamaları veya B. Sanat eğitim kurumları kurmak ve diğer kurumları daha fazla heyecan verici sanat işleri üretmesini sağlamak. Bu durumu Bilgi Üniversitesi’nin destek verdiği SantralIstanbul ile İstanbul’da görebiliriz. Doğrusu İzmir’de sanat ve tasarım üniversitesi olan İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde çalışıyorum ve biz eğitim organları olarak eğitim yerel sanatsal faaliyetler ile nasıl etkileşim içinde olabilir, bununla ilgileniyoruz.

İnsanın bağımsız deneyimleri ve politik durumlar ile ilişkisine baktığımızda, Maquis Projects düzen ve iktidar ilişkilerine karşı bir tepki oluşturabiliyor diyebilir miyiz?

Bence insanın ait olduğu toplumda karşılaştığı en büyük problem, vatandaşların hakları ile birlikte yavaşça kredi dereceleri ile birer tüketici haline getirilmesidir. Açıkça inanıyorum ki, sanat doğası gereği açıklık yoluyla sanata ilişkin konularla ilişkili nesneleşmeyi yaratır. Ayrıca, bence sanatı icra etmek ya da tanıklık etmek kamu bireylerini gerçekten tanımlamak için gerekli bir eylemdir. Alain Badaiou’nin 4 kategoride ele aldığı olguyu düşünüyorum; Sanat, Bilim, Siyaset ve Aşk.
Sayı 7
Video Röportaj Serisi Nerdworking