Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Kim ki O

22.01.2018
Sayı 19

“Hem bir başkasına yöneltilen bir itiraz iması var, hem de bizim kim olduğumuza dair kendi içinde bir önemsizleştirme.”

İsminizi, Biriken ile yaptığımız röportajda duyduk. Sevdiğimiz ve sıra dışı bir grup olması nedeniyle performanslarında müzik yapan grubu da merak ettik. Sizi araştırıp dinleyince, dergimizin takipçilerinin de çok beğeneceğini düşünerek iletişime geçtik. Müziğe başlayış öykünüzü anlatabilir misiniz? Başından beri ikili olarak hareket ediyorsunuz değil mi?

Ekin Sanaç, Berna Göl : Öncelikle teşekkür ederiz. Biz ortaokuldan beri arkadaşız ve aslında ilk başta bile ortak müzik zevkimiz bizi buluşturdu. Müzik yapmak da aynı yıllarda istediğimizden emin olduğumuz bir şeydi. Sadece müzik yapmanın değil, aynı zamanda müzik dinlemenin de bir kimlik olduğunu kabul eden bir kuşaktanız denebilir. Yani dinlemek ve yapmak hep iç içe oldu. Erken yaşlardaki stüdyo denemelerinin, ayrı geçirdiğimiz uzun yıllar çerçevesinde başkalarıyla müzik yapmanın ardından bundan on bir yıl önce “kim ki o”ya başladık. Bir gün sokakta karşılaşıp bir kadın grubu kuralım diyerek çok heyecanlandık. Kısa bir denemenin ardından da bu grubun sadece bir ikili olabileceğine ikna olduk ve öyle de devam edecek gibi görünüyor.

İsminiz nasıl çıktı diye sorsak ? Sık soruluyordur sanırım ama bilmek isteyenler için anlatır mısınız? Yanlış yazılma ihtimali de çok. Sonunda soru işareti yok herhalde...

Evet tamamını küçük harfle yazıyoruz ve soru işareti yok. Yolda karşılaşıp stüdyoya girmemizle hemen aletlerin başına geçtik. O zamana dek çoğunlukla İngilizce sözlü müzikler dinlemiş olmamıza rağmen, biz gündelik dilimizde şarkı söylemek istiyorduk. Fakat Türkçe’nin sondan eklemeli fiilleri ile bu iş epey zor geldi. Bunun üzerine tam cümleler yerine kesik kesik veya kelime kelime sözler söylemeyi denedik. Aklımıza ilk gelen “kim ki o” oldu ve bir anda parçalara sözlerle eşlik edebilmeye başladık! Bu da grubun adını oluşturdu. Zaman içinde bizim için farklı anlamlar kazandı. Hem bir başkasına yöneltilen bir itiraz iması var, hem de bizim kim olduğumuza dair kendi içinde bir önemsizleştirme. Yani sonuçta ismimizden pişmanlık duymadığımız için mutluyuz.

Sizden daha çok “synth-pop ikilisi”, “synth-bas ikilisi” olarak bahsediliyor. Kendinizi ve müziğinizi tanımlamak isteseniz, nasıl anlatırsınız?

Bu tanımlar kullandığımız aletleri içerdiğinden oldukça yerinde. Karanlık pop, dark pop, darkwave denmesi de bizi mutlu ediyor.

İlk albümünüzü kendi olanaklarınızla çıkararak zorlu bir yol seçmişsiniz. Sonrasında turne ve konserler, tanınırlığınızı artırmıştır ama bir müzik şirketinden albüm teklifi gelmesi çok motive edici olmuştur sanırım?

Bir açıdan zordu (ciddi bir el emeği gerektiriyordu) ama bir yandan da özgürlük oldu. Hatta bir kariyer planımız olmadığı için, parçalar ortaya çıktıkça hemen CD formatındaki albümlerimizi hazırlamaya giriştik. Plak şirketleri bizi aslında turnelerden ziyade CD’lerimizle ve internet üzerindeki paylaşım alanları aracılığıyla duydular. Motive olmak konusunda özellikle ilk yıllarda zaten senelerin birikimi bir enerji patlaması müziğe şekil verdi ve fazlasıyla motiveydik. Albüm teklifleri bizi daha çok şaşırttı ve tarif edilemez sevinçlere boğdu denebilir.


Bir mimar ve bir şehir plancısı olmanız beni çok şaşırtmadı aslında... Ancak hayatınızda müzik ile bu meslekler ne kadar süre birlikte yürüyebildi? Bu eğitimlerin size katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

B: Hâlâ mimarlık ve müziği aynı anda götürmeye diretiyorum. Ama giderek zorlaştığını itiraf etmeliyim. Kendi adıma çok kabul etmek istemesem de eğitimin ciddi katkısı oldu. Bir projeyi başından sonuna tasarlama pratiğinin bu denli farklı mecralarda bile benzer yanları olması çok ilginç.

E: Şehir planlama okudum ama hiç o alanda çalışmadım. Üniversiteden mezun olduğumdan beri Bant dergisindeyim. Bant Mag.’ın yayın yönetmenliğini yapmaktayım. Benim eğitimimle kurduğum herhangi bir bağlantı yok aslında.

Çok yakın tarihte çıkan albümünüz ve İstanbul’da yaptığınız konser sonrası izlenimleriniz neler?

Yeni albümümüz Zan, diğerlerine göre daha zor ve uzun bir sürecin ürünü. Konserlerde görebildiğimiz kadarıyla albümünün meseleleri dinleyiciye ulaşabiliyor. Bu da çok sevindirici. 6 Ocak 2018’de Demonation Festivali’nin Babylon ayağına veteran kontenjanından konuk olduk. Zan albümünü tam anlamıyla izleyiciyle paylaşacağımız ilk konser oldu. Şimdiden yepyeni parçalar yapmak için de çok heyecanlıyız.

ZAN albümünde Biriken ile çektiğiniz klip çok dikkat çekiciydi, biraz bahsedebilir misiniz?

Teşekkür ederiz. Biriken’le çalışmak beklediğimizden bile çok şey kattı. Biriken aslında çok eski dostlarımız. Yaptıkları işler bize çok ilham veriyor ve heyecanlandırıyor. Birkaç sene önceki performansları “Beraberce Ölmek” için bizden müzik istemişlerdi ve biz de heyecanla hazırlamaya koyulmuştuk. Albümden hangi parçaya klip çekeceğimizi bile bilmeden önce, bu klip için onlarla çalışmak istediğimizi biliyorduk. Sabitlerimizi belirledik ve işin gerisini onlara bıraktık diyebiliriz.

Bundan sonraki müzik kariyerinizi nasıl devam ettirmeyi planlıyorsunuz veya nasıl hayal ediyorsunuz ?

Her ne kadar çok çalışsak da biz geleceğe dair çok plan yapmayabiliyoruz. Ama genel hatlarıyla şu anda bildiğimiz, yeni parçalar ve albümler olacak. Ve biz yeni parçalarda kendi yapma pratiğimiz ve bilgimiz dahilinde bazı sınırları aşmak ve bazı alışkanlıkları değiştirmek isteyeceğiz.

Sayı 19
Özdemir Asaf Base