Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Karşı Lig

04.05.2016
Sayı 13

Kadın – Erkek bir arada top koşturabilmek için değil, birlikte mücadele edebilmek için yarattığımız alan: Karşı Lig!

Yazı: Selin Görkem

Karşı Lig’e giriş yapmadan önce kendi futbol geçmişimden söz etmenin elzem olduğunu düşünüyorum. 4 yaşında babamla el ele tutuşup bir yokuştan kocaman bir stadyuma giriş yapıyorum. Boynuma dolanmış taraftar atkımı burnuma kadar çekiyorum ve yeşilin üzerindeki adamları izliyorum. Sonra yanımda bağıran adamları… Ağabeylerin, babaların, amcaların arasında büyüyorum. Büyüdükçe stadın yokuşlarında maçı bekleyen bir kadın halini alıyorum. Coşkulanıyorum, bağırıyorum, ağlıyorum. 90 dakikada bütün duyguları aynı anda yaşayabiliyordum. Kazanılan maçlarda bir orgazm tadı var sanki. Sonra sevgililerimle halı saha maçlarına gitmeye başlıyorum. Önceleri beni götürmemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir özel anımız var, bırak bize kalsın deyip duruyorlar. İnattım, onlar gidiyordu sahaya çıkıyorlar, sonra ben kenara geçiyor keyifle maçlarını izliyordum. İnadım kazanmıştı o zamanlar. Sahadaki erkekler de bir kadının orada maçlarını izlemesinden, bağırmasından hatta onlara tezahürat yapmalarından hoşlanmaya başlamışlardı. Artık halı saha onların özel alanı değildi, hepimizin alanıydı… Ben kazanmıştım. Peki ya sonra?

2013 yılında hepimize açılan bir mücadele alanı oluştu; 2013’ün hepimize kattığı en önemli özellik üretim alanlarımızın artmasıydı. Mahalleler, sokaklar, parklar derken gündemimize futbol gelmişti. Yüksek sesli bir cümle duyulmuştu: “kadınlar ve erkekler bir arada oynasın.”. Bu sayede birlikte mücadele edebileceğimiz bir alan olacaktı: Karşı Lig… 2013 Haziran’ının bakiyelerinden biri de cüretimizdi ve bu kesinlikle futbola, bu alana da yansımalıydı. Takımlarımızı oluşturduk. Erkeklerin halı saha denilince bir araya gelmesi ne kadar kolaysa, kadınlar da engebeli yolu güzelce aşıyordu lig oluşurken…

Futbol sahaları erk(ek) egemen zihniyetin hâkim olduğu alanlardan biridir. Kadınlar olarak bu alanlara girmeyi yıllardır denemiyoruz, hatta bir noktada girmemiz engelleniyor demek daha doğru oluyor(!) Bizse bir şekilde deneyimleyerek öğrendiğimiz kolektif üretimin, dayanışma ruhunun vermiş olduğu cesaretle ve eşitlikçi mücadelemizi başka bir alana taşımak arzusuyla Karşı Lig’de var olmayı deneyimlemeye çalışmaya başladık. Kadın olarak söyleyecek sözümüz olduğunu her seferinde dile getiriyoruz. Bize dayatılan zihniyete karşı bir arada yeni bir kültür inşa etmeye çalışıyoruz. Yıllarca erkeklerin öğrenilmişliği olan futbola bir şekilde ayağımız değmişti. Öğrenilmişliklerimizi kenara koyup, yeni bir şey öğrenmeye çalışıyorduk. Tartışıyorduk ve elimizden geldiğince birbirimize olumlu katkılar sunarak dokunuyorduk, iyi geliyorduk, dönüşüyorduk, dönüştürüyorduk. Elbette birbirimizden öğrenecek daha çok şeyimiz var…

Karşı Lig başladığından beri üç sezon geçti. 3. sezonunda olan Karşı Lig 17 takımla devam ediyor. Kadınların büyük bir kısmını ayağına ilk defa top değenler, bir kısmını karma oynanan bu maçları tıpkı sokaktaki mücadele alanı gibi içselleştiren veya bir kısmı bundan önce erk(ek) zihniyetinin varlığı yüzünden futbol maçlarını dahi izlememiş olanlar oluşturuyor… Bir diğer kısmı futbol oynamış, bu işin özünü bilen kadınlar ve futbol oynamaya gelenler… Bir kısmı ise bu alanı politik anlamda önceliğine koymuş ve sonrasında futbolu öğrenmeye çalışan kadınlar… Erkekler içinse çoğunun zaten yeşil sahada top oynadığını, hepsinin kendi hayatlarında tuttukları takımın maçlarını illa ki taraftar ruhuyla izlediğini, bir kısmının alternatif futbol kültürünü içselleştirerek bu Lig’de var olduğunu, kalan bir azınlığınsa sadece futbol oynamaya geldiğini gözlemleyebiliyoruz. Toplama baktığımızda ise takımların kendilerine has mücadele alanları mevcut; işgal evi deneyimleri, mahalle dayanışmaları, bostan kültürü, işçi ve emekçi takımlar, spor okulu öğrencileri, radyo emekçileri, taraftarlar, queer’ler… Böylesi geniş konu başlıklarını içinde barındıran bir topluluk açısından Karşı Lig çeşitliliğiyle dışarıdan ilgi kazanır hale geliyor. İlk sezonda kadınların sahada varlığı küfürleri önlüyordu, bayan kelimesini kadın kelimesine dönüştürmek için bir an dönüp yüzlerimize bakıyorduk, bize pas atılmasını istiyorduk. Üçüncü sezondayız ve artık görünürlüğümüzü biliyoruz. Bundan sonra birlikte mücadelemizi sürdürmekte devam edeceğimizi biliyoruz. Bir çoğumuz karma yapılardan ve örgütlerden geliyoruz. Haliyle sokakta kurduğumuz barikatta nasıl omuz omuza mücadele edebiliyorsak, aynı güveni sahaya da yansıtmak gerektiğini biliyoruz.

Karşı Lig’in bir arada oynayabilmenin mümkün olduğunu göstermiş olması farklı semtlere, illere de dokunmuş oldu. Nerede bir yeni oluşum duysak heyecanlanıyoruz. Karşı Lig Kocaeli oluştu. Ankara’da Özgür Lig’in varlığını bilmek hepimizi çok heyecanlandırdı. Daha da büyüyelim istiyoruz… Futbolu sadece kazanmak olarak değil “güzel oyun”un olduğu, eşitçe mücadele edebildiğimiz alan haline getirmek istiyoruz.

Süreç içerisinde bir kadın olarak kendimi iyi hissediyorum, kadınların attığı goller sonrasındaki yüz ifadeleri beni güçlü kılıyor. İhtiyacım olanın sadece futbol taraftarlığı değil, sahalarda da bunun mayasını öğrenmek olduğunu keşfettim. Bildiğim, izlediğim, kızdığım onca pozisyonun aslında “ya hadi şuraya topu atsana” kadar kolay olmadığını, beraber oynamadıktan sonra, sahada dayanışmacı bir ruh olmadıktan sonra kazanmanın anlamlı olmadığını fark ediyorum gün geçtikçe…

Seneler önce erkeklerin “bizim alanımız” dedikleri yerde, kadın olarak var olmaya çabalarken bir şey yapmak zorundayım demiştim ve şimdi tek başıma değil de bir sürü güzel insanla birlikte yarattığımız alanlarda mücadele ediyoruz. Birlikteliğin vermiş olduğu dayanışma ruhu birbirimizi güçlü kılıyor. Tek başıma değil, bir arada olmanın tadını alıyorum. Endüstriyel futbolun bize dayattığı futbol kültürüne inat “güzel oyun” kültürünü birlikte var ediyoruz.

Parklardan, sokaklardan, mahallelerden sonra futbol sahalarındayız! Bizler var olmaya devam edeceğiz! Yaşasın Kardeşlik ve Dayanışma!

Sayı 13
Atölye Kafası Gizem Vural