Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

"İkinci Yeni" Vintage Shop

21.02.2015
Sayı 5

"Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri. Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler. Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar. Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular. Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler, İğnelerine iplik geçirip beklediler" Turgut Uyar

Öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?

1988 İstanbul doğumluyum. Kocaeli üniversitesi felsefe bölümünde son sınıftayım fakat bazı sebeplerden dolayı okula bir süre ara verdim. Butiğin açılışı da bu sebeplerden biri. Bir buçuk yıl oldu ikinci yeni'yi açalı. Kocaeli İzmit'te bir butik. Yeni yeni var olmaya çalışan, kültür sanat faaliyetlerinin sürdürülmeye çalışıldığı kafelerin olduğu bir ara sokakta. Tahsin Marmara Sokak. Renkli bir sokak burası, İzmit'in 'aykırı' bir sokağı... Aykırılığı renkli oluşundan. Çay üç lira değil mesela aykırılık burada çay bir, bir buçuk lira. Böyle oluşumlar önemli.

'İkinci yeni butik vintage shop' hikâyesi nedir ikinci yeni'nin? Yola çıkış şiirle oldu. Eski zamanın hayaletimsi fısıltılarıyla giydirilmiş dipdiri bir mekân. Ve içerde tıkır tıkır işleyen dikiş makinesinin kumaşlarda bıraktığı zaman lekesi... Her duruşun bir şiiri vardır ikinci yeni şairleri bunu anlattı bence her an şiirin kanından olma küçük bir çocuktur buna şairanelik katmak kumaşın işidir. Kol düğmesi demenin şiirle ve hüzünle bir ilgisi olmalı. Her zaman sorarlardı bana üstündekini nerden aldın diye, işte aldım getirdim ve burada satıyorum işte. En basit haliyle böyle gelişti butik açma fikri. Hem 'ikinci el' kıyafetlerin hem de kendi tasarımlarımın olduğu bir eski zaman dükkânı.

Kıyafetleri nasıl temin ediyorsunuz ve kişiye özel tasarımlar yapıyor musunuz?

Kıyafetleri yurtiçi ve yurtdışındaki bitpazarlarından bizzat gidip tek tek kendim seçerek yahut elinde eski dönemlere ait kıyafetler bulunan kişilerle görüşerek temin ediyorum. Bu süreç hem çok keyifli hem de alengirli ve yorucu bir süreç. Şu anda kişiye özel tasarımlar yapmıyorum daha ziyade kendi zevkim ve tarzıma göre hareket etmeyi tercih ediyorum. Ama ilerleyen süreçte kişiye özel tasarım işine de girebilirim.

Butiğin farklı bir havası var, gelen müşteriler misafir gibi ağırlanıyor, bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Hikâye. Burada her şeyin bir hikâyesi var. Yaşanmışlıklara dalıp gidiyor insanlar. Kendinden de bir yaşanmışlık katacağının verdiği hisle. Buranın öyküsü de böyle yazılıyor aslında. Ayrıca gelenler eteğindeki minik taşları burada bırakmayı seviyor. Öyle duyuyorum, 'hayatım boyunca bunu ilk kez size anlattım' diyor mesela, bu sır ikimizi de öykülemiş oluyor aslında. Ve buradan çıkarken keyifli çıkıyor. Bu çok kıymetli, aynı zamanda taşınması zor bir şey. Nasıl başlarsan öyle gider bazen. Ve bu herkese iyi gelir. Karşılıklı gizli bir anlaşma kurulur.

Sizce ikinci el giyinmenin avantajı nedir?

Stil sahibi olmak için çok para harcamak gerekmez moda denilen şey o kendini yok ederek var olmak zorunda olan şey zamanın iyi giyimli ruhani kişisi için böylesi bir zorunluluk olamaz, bu bir tehlike. İkinci el giyinmenin avantajı bu bence. Eskiler eskidikçe dirilir. Bu sağaltımı yakalayabilmek eskiyi, yakalayabilmekle alakalıdır. Bu zamanın eskisi bir dönemin yenisi değil miydi? Tam da burada aslında stil sahibi olmanın, iyi giyinmenin hem ucuz hem şık giyinmenin altını çiziyoruz. Evet, bir zamanın yenileri şimdinin eskileri oldu. Ve fakat moda denilen şey tam da bununla yol alan bir şey. Bunu inkâr edip bununla karın doyuran bir şey. Bakın bütün ünlü markalara hepsi nerdeyse eskinin izini sürüyor. O zaman bu noktada durup ikinci el mağazalara bir uğramakta fayda var derim. İkinci yeni butiğe de tabi :) Şiire, sohbete ve eski zamanın izini sürmeye, bir bardak kahve eşliğinde ve fonda Edith Piaf, padam padam.... İkinci yeni'ye şehir dışında yaşayanlar nasıl ulaşacak? Facebook sayfamızdan bizi takip edebilirler orası her gün güncelleniyor her gün onlarca ürünün fotoğrafı yükleniyor ve kargo ile ürün satışı yapıyoruz şehir dışındakiler için. facebook.com/ikinciyeni.butik

Sayı 5
Karanlığın İzinde Eda Kabasakal Söyleşisi