Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Hüseyin Sönmezay

04.08.2017
Sayı 17

“Babam bir gün ağacın dalında duran bir kuş çizdi defterime. ‘Ben de çizerim bunu’ dedim, kalemi aldım elime, başladım çizmeye...”

Röportaj: Şener Yılmaz Aslan


Kendini tanıtır mısın biraz, tam olarak ne zaman çizmeye başladın, eğitim sürecin nasıl ilerledi?

Bulgaristan’da doğdum. Dört yaşındayken Türkiye’ye geldik. Hatırladığım kadarıyla 6 yaşlarındaydım, babam bir gün ağacın dalında duran bir kuş çizdi defterime. “Ben de çizerim bunu” dedim, kalemi aldım elime, başladım çizmeye. Babamın bir daha resim çizdiğini görmedim. Eve nasıl geldi bilmiyorum, Milli Eğitim Bakanlığı’nın içinde envai çeşit enstrüman görseli olan kalın bir müzik kitabı vardı. Hâlâ var mı onu da bilemiyorum, o zamanlar resim defterlerinin arasında şeffaf kağıtlar vardı, o kağıtları kullanarak enstrümanları üzerlerinden çiziyor sonra ıslatarak koluma bacağıma dövme yapıyordum. Bir kolumda obua, bir bacağımda çello... İlkokulda da resim yarışmalarına katıldım. Derecelerim oldu. Lisede Grafik Tasarım, üniversitede Resim okudum. Resim genel olarak hayatımda hep vardı. 



Nedir seni çizmeye iten şey, ne tür şeyleri çizmeyi seviyorsun?

Klişe olacak ama resim benim için bir konuşma biçimi... Tek kelime etmeden bağıra bağıra susmak gibi. Bazen konuşmak ya da yazmak dert olabiliyor. Ben de konuşmak yerine çiziyorum. Görenlere dert oluyor. “Acaba burada ne anlatmak istemiş?” diye kafa yorarlarken, ben de kahvemi içiyorum bir köşede. Sevdiğim şeyleri değil de daha çok içimde demlenip kıvama gelen şeyleri çiziyorum. Bu bazen bir duygu, bazen bir şarkı sözü olabiliyor. Bazen de toplu taşımada gördüğüm birinin yüzündeki ifade ilgimi çekiyor. İçimde bir şeyleri tetikliyor. Tabii bunlar kişisel çizimler için geçerli. Yayınevinden geliyorsa, çok seçenek olmuyor. Metnin dışına çok çıkamıyorum. 

Bugüne kadar en çok hangi projeyi hazırlarken keyif aldın ve neden?

Kişisel çalışmalarım dışında tam manasıyla keyif aldığım söylenemez. Editör ya da yayın yönetmeni, kiminle muhatap oluyorsam biraz didişmeli geçiyor süreç. Ülkede iş ve görev tanımları net olmadığı için, yersiz müdahale çok oluyor. Revize çılgınlığı diye bir şey var. Tüm bunlara rağmen, çocuk kitaplarını resimlemek hoşuma gidiyor. 


Biraz da çocuk kitaplarından bahsedelim. Ne düşünüyorsun çocuk kitabı resimlemek hakkında, çok sevdiğini söyleyebilir misin yoksa geçim sağlamak için mecburi bir yol mu senin için? 

Ben çocuk kitaplarıyla büyüdüm. Kitaplardan kalıcı olarak öğrendiğim çok şey var. Çocuk kitapları, eğitimin vazgeçilmezlerinden biri bence. Çocukların ilgisini çekip dünyasına girebilmek enfes bir şey. O dünyaya girip pozitif tohumlar ekmek mümkün. Bu açıdan kitapları önemsiyorum. Bu işe başlarken aslında parayı pek düşünmedim. Niyetim sevdiğim işi yapmaktı. Bu işten para kazanıyor olmak güzel tabii. Ayrıca bunun yanında yaptığım farklı işler de var. İzmir’de dijital boyama kursu veriyorum. Vakit kaldıkça ahşap oyma gibi işlerle de uğraşıyorum.

Teknik olarak nasıl ilerliyor çizimlerin, kısaca anlatacak olsan neler söylerdin? Dijital yöntemler dışında yöntemler de kullanıyor musun?

Profesyonel çizime başladığımdan beri kağıt kalem pek kullanmıyorum. Başlarda Wacom Intuos Pro kullanıyordum. Eskizleri bazen kağıt üzerine çizip Photoshop’a aktarıyordum. Yaklaşık üç yıldır Cintiq Companion kullanıyorum. Monitör üzerinde çalışma imkanı olduğu için, kağıt ve kaleme pek ihtiyaç duymuyorum. Eskiz ve renklendirmeyi dijital ortamda yapıyorum. Hız ve zaman açısından dijital ortam geleneksel çalışmaya göre biraz daha avantajlı. Deneme eskizlerle başlıyorum. Uygun çizgi ve kompozisyonu yakaladıktan sonra, temize çekip boyuyorum. Vakit kısıtlıysa direkt boyamayla başlıyorum. Detayları da boyama esnasında giriyorum. Geleneksel tarzı seviyorum fakat boya ve diğer kimyasal kokular beni rahatsız ediyor. Etraf biraz kirlendiği için eşimle de çok anlaşamıyoruz bu konuda. Çözüm olarak geleneksel tadı dijital ortamda oluşturmaya çalışıyorum. Mis gibi, ne koku var ne de kir pas! 

Peki ya müzik, sinema, kitap desem, kimler gelir aklına?

Yerli şarkı çok dinleyemiyorum. Yeni şarkılar çok boş. Oldies but goldies! Bir şey yazıyorsam genelde enstrümantal dinliyorum. Çizerken çok fark etmiyor. Sabit beğenilerim yok. Kulağıma hoş gelen müzikleri dinlerim. Kitap okumak yazarla muhabbet etmek gibi, herkesin muhabbeti de sarmıyor beni. Kitap seçerken çok zorlanıyorum. Gianni Rodari’nin hayal dünyasını seviyorum. “Bir Telefonluk Masallar” kitabı çok hoş mesela. Aslında daha çok kitap var ama başka zaman konuşuruz. Inarritu ve Nolan’a karşı bir yakınlık hissediyorum, bir de David Lynch. Son olarak, Superman’e çok yanlış yapıldı.

Sayı 17
Çağdaş Tanık Bekir Dindar