Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Güngör Denizaşan

20.02.2015
Sayı 6

‘‘Dünyada böyle koleksiyon olduğunu hiç zannetmiyorum’’ ‘‘Kim bilir, belki de ben bu konuda tekim. Antikacı dostlarım 'onları iyi paraya satarız' diyor. Oysa benim için onların hiçbir maddi değeri yok. Benim çocuklarım gibiler. Hiç insan çocuklarını satar mı? Bu dürbünlere zarar gelmesin diye operaya giderken bile yanımda götürmüyorum.’’

Bir cümle ile yada kısaca anlatılması pek mümkün olmayan kıymetli bir insanla birlikteyiz...

Adı; Güngör Denizaşan...

Yaklaşık 50 yıldır gazetecilik yapıyor. Meslek hayatı boyunca; Türk Haberler Ajansı, Son Saat, Gece Postası ve Akşam gazetelerinde toplam 15 yıl çalışmış. 47 yıldır yayıncılık yapıyor.

Şimdilerde gazeteciliğini hala sürdürmekte. Hem Gazette 13, hem de Habertürk Gazetesinin Pazar ekinde bulunan nostalji köşesinde, “Babıtelli Merkez Valisi- Mizahi nostalji” adıyla yazıyor. Hayata hep mizahi ve eğlenceli bir pencereden bakan değerli dostum Denizaşan’ı Habertürk köşesinden takip etmenizi öneririm. Yaptığı nostaljik ve eğlenceli haberleri okurken yüzünüzden tebessüm eksik olmayacaktır.

Ayrıca, sadece abonelere dağıtılan ve 47 yıldır yayımlanan 'Gazette 13 İnternational' adlı gazetenin de sahibi... Nerede bir klasik müzik konseri, nerede bir bale gösterisi, nerede bir opera temsili, kısaca nerede kültür ve sanata dair bir etkinlik varsa, yurt içi ya da yurt dışı hiç farketmez... Viyana’ daki konser salonlarından, Cannes Film Festivaline kadar, çantasında taşıdığı fotoğraf makinesiyle sevgili dostum, Güngör Denizaşan oradadır...

Türkiye’de ve Avrupa’da klasik müzik, opera ve bale dinletileri ve gösterilerini neredeyse hiç kaçırmıyor ve tam 54 yıldır "opera dürbünü" biriktiriyor. Avrupalı antikacıları bile şaşırtan Denizaşan, koleksiyonu ile Avrupa basınında da yer almış...

Güngör Denizaşan’ın evindeki “Opera Dürbünleri Koleksiyonu” nda yüzyıl önce üretilmiş parçalar bile var. Denizaşan gülerek ‘‘Ben röntgenci değil, koleksiyoncuyum’’ diyor.

İstanbul Belediyesi Tepebaşı Konservatuvarından mezun olması bu ilgisinin nedeni gibi görünse de, Aslında koleksiyonun başlangıcına vesile olan zarif bir İtalyan kadın. Foto muhabiri olarak çalıştığı 1960 yılında Milano'da “Teatro alla Scala” da bir opera temsili izlemeye giden Denizaşan, seyirciler arasında dürbün kullanan güzel bir kadın görür;

Sevgili Güngör bey, sahiden bir kadınla mı başladı bu merak?

Evet, kesinlikle öyle başladı..."Milano’ya gittiğimde Scala’da bir temsil izleyebilmek için hayli uğraş vermiştim. Temsil başladığında, birkaç sıra önümde elindeki dürbünle temsili izleyen yaşlıca bir hanımefendi vardı. Ve, o zarif dürbün o hanım efendinin elinde öyle estetik duruyordu ki... benzerini nereden alabileceğimi sordum. Bana önce çok eski ve antika olduğunu, sonra belki antika pazarlarında bulabileceğimi söyledi. Cebimde çok az para vardı. Paranın çoğunu verip bir dürbün satın aldım. Sonraki bir Berlin ziyaretim sırasında başka bir dürbün ilgimi çekti. Onu da satın aldım. Bir süre sonra gittiğim bütün ülkelerde gördüğüm bütün dürbünler ilgimi çekmeye başladı!

Kaç yıldır biriktiriyorsunuz?

Tam 54 senedir biriktiriyorum.

İşte bu zarif hanımefendi 87 parçadan oluşan koleksiyonun oluşmasına vesile olmuş: Denizaşan, Türkiye'deki antikacılarda da opera dürbünü bulmuş. Ancak dürbünlerin çoğunu Londra'daki bir antikacıdan satın almış. Koleksiyonundaki en önemli parçaysa 1895 yılında Osmanlı Sarayı'ndaki opera gösterileri için üretilen dürbün. Güngör Denizaşan gördüğü İtalyan güzeli hanımefendiden sonra, ilk opera dürbününü 1960 yılında bir antikacıdan 65 liraya almış.

Oldukça pahalı bir koleksiyon, ciddi paralar ödemiş olmalısınız?

“O yıllarda maaşım 200 liraydı. Bunun üçte birine yakınını dürbüne yatırdım. Operaya olan merakım nedeniyle, dünyanın birçok ülkesinde opera izledim. Her gittiğim yerden dürbün almayı alışkanlık haline getirdim. O gün bugündür bu alışkanlığımı sürdürüyorum. Şimdi hatırı sayılır bir koleksiyoncu oldum.

Peki bu dürbünleri nerede tutuyorsunuz?

Bütün dürbünleri salondaki özel dolaplarda sergiliyorum. Her hafta da tek tek çıkarıp tozlarını alıyorum.’ Denizaşan'ın koleksiyonundaki opera dürbünleri arasında 1845 yılında üretilen modeller bile var.

Koleksiyonunuzun bir benzerine rastladınız mı?

‘‘Dünyada böyle koleksiyon olduğunu hiç zannetmiyorum’’ ‘‘Kim bilir, belki de ben bu konuda tekim. Antikacı dostlarım 'onları iyi paraya satarız' diyor. Oysa benim için onların hiçbir maddi değeri yok. Benim çocuklarım gibiler. Hiç insan çocuklarını satar mı? Bu dürbünlere zarar gelmesin diye operaya giderken bile yanımda götürmüyorum.’’

Peki bu çok özel koleksiyonu paylaşmak niyetinde misiniz?

Dürbünlerin sayısını daha da fazlalaştırıp ileriki yıllarda bir müzeye hibe etmeyi düşünüyorum. Denizaşan, koleksiyonun genişlemesi için, ellerindeki dürbünleri vermek isteyen kişilerden, bunları alacağını söylüyor. Ancak ücretsiz olarak!

Diğer taraftan, koleksiyonu kadar değerli uğraşı Gazette 13 den söz etmek istiyorum...

Bugün Gazette 13’ adıyla çıkardığı gazetesinin ilk yıllarda adı “Uluslararası Sosyete 13” aylık mecmuası olmuş. Kendi ifadesine göre; “Dünyanın her ülkesinde, meraklısı var. Hem de öyle ki, gazete yolda kaybolsa, Kanada’dan telefon ediliyor, ’Abonem bittiyse, iki yıllığını banka hesabınıza ücretini yatırayım’ diyenler bile var”. Onlara gülüyorum tabii. Çünkü Gazette 13 para karşılığı satılan bir yayın değil. Ayda bir, 3 bin adet basıp yayınlanan gazetesinin 1500’ün üstünde abonesi var, her abonesi, gazetesini merakla bekliyor, İstanbul dağıtımını ise bizzat kendisi yapıyor, bir kısmını da toplantıların gediklisi olarak kulüplerin yemeklerinde; toplantı ve iş yerlerinde olanlara teslim ederken, masanın da en muteber ismi oluyormuş. “Bu benim Dürbün Koleksiyonumda olduğu gibi, bir başka hobim,” diyor Göngör Denizaşan, sonra devam ediyor:

“Bu yaşımdan sonra, para kazanmak hırsım yok. Kendi adıma evim var ama evimde çok az kalıyorum. Her gittiğim yerde bana özel oda hazırlanıyor, her kulüpte baş davetli oluyorum. Ama bütün bunlar, çok iyi diyalogum sayesinde oluyor. Kendime göre dünya görüşüm var ve bu güne kadar hiçbir şahıs, 50 yıla yakın, aksatmadan bir dergi sahibi olamadı. Bu rekor benim...

Gazette 13 International’ı kimler okuyor?

Sevdiğimiz gazeteci dostlarımız, şirket sahipleri, haberlerde adı geçenler... ayda bir basıyoruz. Bir şekilde yerine gidiyor. İsteyen herkese veriyoruz. İşim benim hobim. Bundan para kazanmak gibi bir derdim de yok. Değişik bir dünya görüşüm var; her zaman yeteri kadar para için çalışacaksın. Mutlu ederek mutluluğu yaşıyorum ben. Ben Babıali’de rekora gidiyorum. Bugüne kadar bir yayını 47 yıl aynı kişi hiç çıkaramadı. Ben yaşarsam yaşar, yaşamazsam zaten umurumda değil. Güngör Denizaşan’ın çevresi büyük ve varlıklı kişiler... gazetesi için İstediği ilanı alabiliyor, gazetesini de böyle aksaksız yürütüyor.

Değerli dostum Güngör Denizaşan’a Box in a Box İdea takipçileri adına teşekkür ediyorum... “Babıtelli Merkez Valisi’ni daha nice yıllar diliyorum.
Sayı 6
Sadi Tekin Söyleşisi Ferit Odman Söyleşisi