Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Gerçeklik Acıdan Kopan "Aziz" Bir Kahkahadır

10.12.2015
Sayı 12

İktidarlar kahkahaları idam edemezler. İdam edemedikleri kahkahaları sürgün ederler, çünkü iktidar ciddiyetinin mizaha tahammülü yoktur.

Yazı : Tuğçe Asya Yaldız


Demirtaş Ceyhun, Asılacak Adam’dan bahsederken bu iktidar ciddiyetinin getirdiği sürgünün Aziz’e mezar olamayacağını söyler. Çünkü Aziz Nesin bu gün yüzüncü yaşında, hâlâ tüm gerçekliğiyle; bir okul bahçesinde, bir mahkeme salonunda, bir bakkal dükkânında, -sonucu ne olursa olsun-  faydalı bulduğu düşünceyi söylemekten çekinmeyen bir bilincin, kendine olan korkusundan fırlatılmış bir kahkaha olarak çınlamaya devam ediyor...

Aziz Nesin, düşündüklerini söylemekten çekinmeyişini hayatı boyunca vazgeçemediği yegâne şey olarak tanımlarken, bedeli ne olursa olsun yine aynı şeyi yapmakta direnç göstereceğinden bahsederdi.  Bu anlamda, “Aydın kişilerin görüş ve fikirleriyle topluma yararlı olmaları, toplumu meydana getiren kişilerin de aydınların görüş ve fikirlerini öğrenerek kullanmaları kişilikleri geliştirmekte, insanların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel seviyelerini yükseltmektedir.” diyerek, “yararlı olan”a duyduğu arzuyu doğrudan dile getirirdi. Onun hikâyeleri, romanları, şiirleri, tiyatro eserleri ve eleştirileri; kendisinin Türkiye’de ve yurtdışında düşünce ve mizah ustası olarak değerlendirilmesini sağladı. Yaşar Kemal, Nesin’le ilgili “Aziz Nesin’in bütün özellikleri, daha da çok direnme gücü, onu, çağımızın büyük bir güldürü yazarı yapmıştır. Gülmesini bilen yaratık, sevmesini de, düşünmesini de, oynamasını da bilir. Aziz, tıpkı Nasrettin Hoca gibi, güldürürken düşündürür de.” sözleriyle, yazarın edebi üslubunda mizahın özel bir yer tuttuğuna dikkat çekmişti. 


İllüstrasyon: Ethem Onur Bilgiç 

Aziz Nesin ise mizahın bir duygudan çok tümüyle zekâ işlevi olduğunu söyledi. Yazılanlarla bireyin toplumu harekete geçirebileceğini değil, toplumsal istencin bir ürünü olarak yazıların ortaya çıktığını savunmuş bir hareket varsa, bunun yazılanlara konu edilebileceğini vurguladı. Fikirsel farkındalıklara verdiği önemi sadece yazın dünyasıyla sınırlı tutmadı; sanatın her alanında bir düşünce ürünü olarak, her eserin önemli oluşundan bahsetti. Röportajlarında ise sanata karşı duyarlılığın bir alışkanlık olduğunu ve her alışkanlık gibi bunun için de çaba sarf etmek gerektiğini ifade etti. 80 yıllık ömrü boyunca geçmişten ders almanın akli bir gerek olduğunu savundu. Yaşadıklarımızla geliştiğimizi, belki de en iyi “Bir 70 sene daha yaşasam 2 kat daha verimli olurdum.” cümlesindeki kararlılıkla dile getirdi.  

Temmuz ateşleri içerisinde yine bir temmuz günü, her zamanki çalışma telaşıyla aramızdan ayrıldı Aziz Nesin. Öldüğünde, vasiyetine uyulup cenaze töreni yapılmaksızın, yeri belli olmayacak biçimde Aziz Nesin Vakfı’nın bahçesine gömüldü. “Bırak olmasın mezar taşımız, bir okul bahçesine gömsünler bizi, çocuklar koşsun üzerimizde…” diyordu. Biliyordu çünkü kendinden geriye kalacak olan bir çocuk sevinci, inatla dünya memleketlerine savrulacak bir kahkahaydı. Bugün ardında bıraktığı ne varsa, yolu Nesin’ den geçmiş herkesin farkındalığında ağızlarımızdan kulaklarımıza uzanan o akli şeritte büyümeye devam ediyor. Çünkü artık o, bizzat direnişinde 1 asırlık “beyaz” bir gerçek. İstanbul’da, Bursa’da, dünyanın başka şehirlerinde, Sivas’ta, Madımak’ta, Roboski’de, Reyhanlı’da ve Suruç’ta ateşin ve acının göbeğine bırakılmış her bilinçte, peşi bırakılmamacasına dirençle atılmış Aziz bir kahkaha...

Sayı 12
Tayfun Pekdemir - Graffiti Performans Belleği