Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Feriköy Ekolojik Pazar

17.10.2017
Sayı 18

“Dünyanın tüm doğal kaynaklarını tahrip ettik ve şimdi doğal olana ulaşmak için çok yol gitmemiz gerekiyor.”

Yazar: Merve Aktaş
Fotoğraflar:
Şener Yılmaz Aslan


Feriköy Ekolojik Pazarı, 554 farklı ürün ve 36 tezgahıyla İstanbul’un Şişli ilçesine bağlı Feriköy semtinde. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin 1990 yılında yerel yönetimlerle işbirliği ile kurarak oluşturduğu bir semt pazarı. Her Cumartesi Feriköy halk pazarı alanında 07:00 – 17:00 saat aralığında ziyaret edilebilen bu semt pazarı, dışarıdan bakıldığında sıradan bir pazar görüntüsü verse de satılan her ürünün sivil toplum kuruluşu ve kamunun kontrolünden geçmesi, sertifikasız satışın yapılmaması gibi yasal tabanlı faktörlerle benzerlerinden ayrılıyor. Sebzeden şarküteriye, tahıl ürünlerinden meyveye en temel beslenme mahsullerini ziyaretçilerine sunan pazar, tezgahın diğer tarafında tüm yorgunluğuna rağmen kısa cümlelerle en samimi satışı yapan pazarcıları yönüyle benzerleriyle tekrar birleşiyor. 



Peki bu pazarı özelleştiren “ekolojik” ne demek? Dünyanın en büyük internet ansiklopedisi bu kavramı şöyle açıklıyor: “Ekoloji (ya da doğa bilimi), canlıların birbirleri ve çevreleriyle ilişkilerini inceleyen bilimdir. Ekosistemse canlı ve cansız çevrenin tamamıdır.” 2016 yılında 15 milyona yakın nüfusuyla İstanbul’un 272 bin kişilik nispeten küçük bir parçasını oluşturan Şişli ilçesi, kaldırımlarında yürümekte zorlanılan, solunan nefesin sigara dumanından farklı olmadığı havasında, güneşli bir Cumartesi günü ekolojik bir beslenme yöntemine davet ediyor, fakat sağlıklı bir domatese bu derece zor koşullar altında sahip olmanın mutluluğunu ve belki de ayrıcalıklı hissini de paylaşmaktan geri kalmıyor. 


Gökçeada’dan gelen peynirin, İzmir’in zeytinyağının, Ankara halinden çıkan meyvenin tadını maalesef hiçbir zaman anlayamayacak şanssız bir neslin çocuğu olarak şunu kendimize itiraf edebilmeliyiz: Dünyanın tüm doğal kaynaklarını tahrip ettik ve şimdi doğal olana ulaşmak için çok yol gitmemiz gerekiyor.

Bugün geldiği noktada yaşadığımız gezegenden maksimum verimi alabilmek, 100 yıl öncesine oranla gelişen teknolojinin aksine kısalan hayatlarımızın kalitesini ve süresini uzatabilmek için en değerli ve doğal besini elde etmek (belki de sipariş etmek) üzerine kurulu bir ekosistemde ekolojik bir yaşamdan bahsedebilir miyiz? İnsan yaşamın merkezindeki konumundan ayrılıp, başta kendisi olmak üzere yaşadığı çevreye ve o çevreyi oluşturan tüm canlılara saygı duymayı öğrenmediği sürece, bir süre daha eşsiz gezegenimiz insana ve onun sistemlerine hizmet etmeye devam edecek. 

Bir gün güneş ışınlarından korkmayıp, soluduğunuz havanın birbirine karışan çiçek ve ağaçların kokularından oluştuğu, kıpkırmızı bir dağ çileği veya küçücük bir limon mütevazı görüntüsünün aksine güçlü tatlar armağan ettiğinde; yaşamın aslında bir bütün olduğunda anlamlı olduğunu görmek, bu dünyayı var eden her detayın önemini kavrayabilmek dileğiyle… 

Sayı 18
Barış Manço Biriken