Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Ethem Onur Bilgiç Söyleşisi

18.02.2015
Sayı 9

Salkım Söğüt Animasyonu Üzerine... "Öğretmen bir baba ve işçi bir annenin çocuğu olarak 1986 yılında Kastamonu – İnebolu’da doğdum. Çocukluğum Karadeniz kıyısında, gençliğim Anadolu’nun ortasında Ereğli’de geçti. Biraz şans eseri tanıştığım ressam sayesinde güzel sanatlar hakkında bilgi sahibi oldum ve geleceğimi bu alanda kurmaya karar verdim..."

Röp: Şener Yılmaz Aslan


"Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Grafik Tasarım bölümünü kazandım ve bölümünden tasarım disiplinini öğrenmeye başladım. Okulun ikinci yılından itibaren dergiler, yayın evleri, reklam ajansları, tiyatro oyunları ve sinema filmleri için illüstrasyonlar, afişler ve canlandırma filmler hazırlamaya devam ediyorum. Bu arada yurtiçi ve yurtdışında birçok karma sergiye katıldım. İlk kişisel illüstrasyon sergim de “Tatlı Kabuslar” ismiyle 2013 yılının Aralık ayında Milk Galeri’de açıldı. Çalışmalarıma İstanbul - Moda’da kişisel atölyemde devam ediyor."


Ne tür işler yaptın bu zamana kadar, hangileri daha çok heyecanlandırdı seni? 


Afişler, kitap kapakları, dergiler ve kitaplar için illüstrasyonlar, firmalar için canlandırma filmler yapıyorum. Dönem dönem bu heyecanlanma durumu değişiyor aslında. İlk film festivali afişimi yaparken çok heyecanlıydım mesela. Reklam işleri de heyecanlı başlıyor ama iş devam ederken bu heyecan kaçıyor. Çok fazla karışan oluyor haliyle. İşin başında istenen işle sonunda çıkan iş arasında çok büyük fark oluyor. Müşterinin beğenme kriterleri ve ticari dertler giriyor işin içine. Şimdi düşününce “Salkım Söğüt” ve Deniz Tarsus’un bilim kurgu kısa filmi “Mod” en çok heyecanlandığım projelerdi.

Böyle br kısa film yapmaya nasıl karar verdin?

Çocukluğumdan beri Nâzım Hikmet’in benim için çok fazla anlamı vardı. Çocukken babam “Karlı Kayın Ormanı” nı söylerdi bize. Memleketi en çok “Memleketimden İnsan Manzaraları” yla sevdim. En güzeli vatan sevgisini bir vatan haininden öğrendim mesela. Uzatmadan konuya dönünce, Salkım Söğüt şiirini ilk okuduğum günden beri -yani daha bu işleri yapmıyorken- gözümde hep canlanan görüntüler oluyordu. Bence şiir birçok şey anlatıyordu. Kızıl ve beyaz orduların neleri sembolize ettiği açıktı ama çok daha derin bir hikaye ve his vardı şiirde.Bu işlere başladığımda da ilk olarak şiir için illüstrasyonlar yapmayı planladım. Sonra “neden bir canlandırma olmasın?” sorusu geldi aklıma. Bir şiirin canlandırması yapılabilir mi? İşte bu soru beni daha da cezbetti. Sevdiğim bir adamın en sevdiğim şiiri vardı önümde. Biraz çekinerek olsada Deniz Tarsus’la beraber kısa filmin senaryosunu oluşturduk. “Türsak Geleceğin Sineması” proje destek yarışmasında senaryo birinci olunca inancım arttı projeye.





Nazım Hikmet’in yüzlerce şiirinin arasından neden Salkım Söğüt’ü seçtin, özel bir anlamı var mı senin için?

Nâzım’ın bütün eserlerini ayrı ayrı severim. Salkımsöğüt şiirinin verdiği hissiyat benim çok derindi. Bahsettiğim gibi olay sadece Kızıl ve Beyaz orduların savaşı değil. Şiirin okunuş ahengi ve anlattığı görsel çok güçlü. Bazen sadece yapmak istersiniz. Şiirin okudukça bu şiir için bir şeyler yapmak istedim hep. Becerim ve yetim gelişince bunun zamanının geldiğini düşündüm. Şeyh Bedrettin Destanı ve KuvayI Milliye Destanı gibi eserleri içinde bir şeyler yapmayı çok istiyorum.
Bir şiiri animasyonlaştırmak için bu kadar uğraştığına göre şiiri çok seviyor olmalısın, şiir yazdığın da oluyor mu? Sana Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya desek?

Ben tasarımcı ve çizerim. Şiiri severim ama çok sıkı ve iyi bir takipçi değilimdir. Şiir yazdığım hiç olmadı. Edebiyat bambaşka bir dünya. Söylediğin isimlere gelince; Edip Cansever’de –ne gelir elimizden insan olmaktan başka- , Cemal Süreya’da – keşke yalnız bunun için sevseydim seni- Turgut Uyar’da –açlık çoğunluktadır- gelir aklıma. Bu isimleri andıysak Tomris Uyar ve Özdemir Asaf ’ı da şuraya yazalım.

Filmi bitirmek ne kadar zamanını aldı, süreç nasıl ilerledi?

Süreç biraz karışıktı aslında. Bu proje için Türsak’ın yarışmasında kazandığımız senaryo destek fonu dışında bir bütçemiz yoktu. Bu yüzden hem ticari işleri hem de Salkım Söğüt’ü ilerletmeye çalışıp durdum. Biraz stresli geçti. Projeye başlamamla bitirmem arasında bir yıldan fazla süre var ama bunun tamamı çalışarak geçmedi. Salkım Söğüt’ün yapımı senaryo yazımı dahil en fazla 3 ay sürmüştür.

Birazda bize işin teknik kısmında bahsedebilir misin?

Projenin tamamı dijital ortamlarda yapıldı. Bunun en büyük nedeni zaman. Dijital olarak çok daha hızlı ilerlenebiliyor. Geleneksel yöntemlerle masa başında kalem kağıtla yapmayı çok isterdim aslında ama zaman büyük bir sorun yaratırdı benim için. Görsel yapıyı oluşturduktan sonra hangi programları kullandığınızın çok önemi kalmıyor aslında. Atmosferi güçlendirmek için bazı planlarda 3d programlardan destek alsamda filmin büyük bir bölümü tabletle Photoshop’ta yapılan çizimlerden oluşuyor. Karakter hareketleri cel animasyon mantığında kare kare çizildi. Her şeyin birleştirildiği ve projenin tamamlandığı ortam da After Effects.

Sosyal medyada insanlar sabırsızlıkla izlemek için bekliyorlar animasyonu, ne zaman izleyebilecekler tahminen?

Benim kişisel düşüncem, bir iş yapıyorsak bunu sunmak için yapıyoruz. Sadece bana kalsa hemen online olarak filmi koymak istiyorum. Yorumlar benim için çok önemli. Maalesef bazı festivaller bu online olma durumuna bakıyor ve filmi kabul etmiyor. Özellikle yurtdışı festivalleri çok katı bu konuda. Bu yüzden şimdilik yayınlayamıyorum. Sanırım bir kaç ay daha online olarak izlenemeyecek, ama İstanbul’da bazı gösterimler olacak.

Bize kesinlikle izlememiz gerektiğini düşündüğün birkaç animasyon önerebilir misin?

Akira, Ghost in the Shell, Mary & Max, Fantastic Mr. Fox, Nausicaä of the Valley of the Wind, Princess Mononoke, Spirited Away, Animatrix, Les Triplettes de Belleville, Ninja Scroll, Vampire Hunter D.
Sayı 9
Engin Güneysu Söyleşisi Ekin Urcan Söyleşisi