Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Engin Güneysu Söyleşisi

17.02.2015
Sayı 9

"Mobil fotoğrafçılık terimi nasıl ortaya çıktı tam bilmi- yorum fakat şöyle birşey söyleyebiliriz ki 2007 yılında Steve Jobs’un Iphone üzerine eklediği kamera ile beraber artık mobil fotoğraf üretilmeye başlandı. Fakat mobil fotoğraf değil de IPhonography demek daha doğru olur aslında. Şöyle birşey bu, tabiki farklı bir telefon markası ile çektiğinde Iphonography oluyor mu bu, olabilir mahsuru yok aslında, Samsung ile çeken biri de IPhonography hashtag’i ile paylaşılabiliyor. Çünkü Iphonography Iphone ile icra edilmiş birşey gibi değil, artık akımın birinci dereceden adı oldu."

Röp: Şener Yılmaz Aslan


Belki de telefon özelliği en az kullanılan özellik oldu artık cebimizdeki bu olağanüstü cihaz. Benim mobil fotoğrafçılıkla tanışmam aslında eski fakat birinci dereceden ilgilenip icra etmeye kalkmam, 2,5 - 3 yılı buluyor. Mobil fotoğrafçılık terimi nasıl ortaya çıktı tam bilmi- yorum fakat şöyle birşey söyleyebiliriz ki 2007 yılında Steve Jobs’un Iphone üzerine eklediği kamera ile beraber artık mobil fotoğraf üretilmeye başlandı. Fakat mobil fotoğraf değil de IPhonography demek daha doğru olur aslında. Şöyle birşey bu, tabiki farklı bir telefon markası ile çektiğinde Iphonography oluyor mu bu, olabilir mahsuru yok aslında, Samsung ile çeken biri de IPhonography hashtag’i ile paylaşılabiliyor. Çünkü Iphonography Iphone ile icra edilmiş birşey gibi değil, artık akımın birinci dereceden adı oldu. Ama bunun tarihsel sürecinden bahsedecek olursak, biraz önce 2007’den bahsettim. Aslında bundan çok daha öncesine, 1997 yılına dayanıyor. Bir telefonun üzerine ilk kez optik entegre edip çocuğunun fotoğraflarını çeken bir bilgisayar yazılımcısı Philippe Kahn. Sonrasında bir tarih veremeyeceğim fakat, Philippe Kahn’ın 11 Haziran 1997’deki geliştirdiği cihaz ile 2007 Iphone’a entegre edilen kamaranın arasında 2000’lerin başında geliştirilen Sanyo’nun SCP 5300 modeli var ve bu tarihte üzerinde kamerası olan ilk cep telefonu modelidir. Tabiki piyasada ilk bulan değil onu geliştiren anılıyor ve hayatta kalıyor.

Yani işin mucidi başka biri olabilir ama geliştiren Iphone olduğu için iphonography diyoruz öyle mi?

Tabi, Sanyography demiyoruz mesela yani, diyemezmiydik diyebilirdik tabi ama vizyon herşey ve Steve Jobs’un da kim olduğunu ne olduğunu tarih yazdı onun için kendisi Iphonograph diye anlıyoru. Iphonography’nin birsürü dalı birsürü alanı var. Biliyorsun yani bir Iphone bugün yalnızca bir çekilmiyor, bugün tıp sektöründe, müzik sektöründe, fotoğraf, video ve birçok alanda kullanımı mevcut.

Peki senin “IPhonography” serüvenin ne zaman başladı?

Benim Iphone-3 aldıktan sonra başladı, bu da yaklaşık 3-4 sene öncesine dayanıyor. Hoşuma gitti cebimde böyle bir cihazın olması. Sadece telefon özelliği için almadım fakat editorial fotoğraf çekimi için gittiğim Sivas’ta beni ilk heyecanlandıran fotoğrafı çektim. Işığın güzel olduğu bir anda bir fotoğraf çekip paylaştım ve insanların çok hoşuna gitti, ben de baktım evet hiç fena değil ve geliştirilirse iyi olur dedim ve çok kısa bir süre içinde bunu geliştirdiler. Artık Türkiye’de mobil fotoğrafçılık dendiğinde bir şekilde bana ulaşıyorlar ve birçok yerde yazım yayınlandı mobil fotoğrafçılık üzerine.

Telefonların iyi bir fotoğraf çekmek için yeterli bir teknik donanıma sahip olduğunu düşünüyor musun?

Aslına bakarsan bir tane söz var, onunla başlamak istiyorum. Yıllar önce duyduğumda çok hoşuma gitmişti. Diyorki “yakamayacağım çakmak olmaz, yeterki içinde gaz olsun”. Benim için fotoğrafın her zaman içeriği çok önemliydi. Hatta hiç görüntü olmayan bir anlatım bile, bana hayalini kurdurabilen bir düşünce bile dünyanın en iyi makinası ile çekilmiş bir fotoğratan benim için çok daha önemli olabilir. İçeriği kafanda düşünüp oluşturduktan sonra zaten bu fotoğrafı görüntülemek en son iş. Bunu bana yazı ile de versen zaten çok hoşuma gider, ben mutlu olurum bundan. Onun için ben çok teknik tartışmayı sevmiyorum fakat şunu söyleyebiliriz, cihazlar içerisinde ben Apple ile çalışıyorum ama başka bir cihazla çalışmayacağım anlamına gelmez. Şuanda ben Iphone ile çekiyorum, neden dersen hem bir alışmışlık var, bir de bunun en başında apple store için üretilmiş aplicationlar çok önemli. İlk Iphone için çıkartılıyor, çok daha hızlı çalışıyor ve geliştirilmiş oluyor. Bir de aldığın gün ile bir sene sonrasında cihazın hemen hemen aynı hızda çalışıyor olması da önemli faktör. Bunun haricinde, bir sürü fotoğraf çekebileceğin kamera var. Apple en son modeli Iphone 6 ve Iphone 6 plus’ı çıkarttı, ikisinin de çözünürlüğünü 8 megapixel’de bıraktı. Benim duvarımda aslı fotoğraf bir metre boyunda ve Iphone ile çekildi. Demek ki 8 megapixel ile bir metreye bir metre baskı yapabiliyorsun. Sormamız lazım kendimize en son ne zaman bu kadar büyük baskı yaptırdık, hatta en son ne zaman baskı yaptırdık? Harddiskte harap olan fotoğraflarımız var.

Mobil fotoğraf yaygın olmasına rağmen, “mobil fotoğrafçı” diyebileceğimiz birilerinin isimlerini çok fazla duymuyoruz. Fotoğrafı yalnızca mobil olarak çeken bildiğiniz isimlerden örnek verebilir misiniz?

Şimdi sadece ben Iphone ile çekerim, benim olayım bu diyen birini tanımıyorum açıkçası. Ya bunu mecra olarak kullanmak için, zaten DSLR de çekse, instagrama yüklüyor fotoğrafını ve senin onu mobil fotoğrafçı zannediyorsun ama hiç alakası yok. Ama bir isim söylemem gerekirse bu konuda, örneğin Richard Koci Hernandez var, kendisi Amerika’da yaşıyor, Dawntown adında bir de kitabı var anı zamanda IPhone Photography adında çok kapsamlı bir kitapta da yer alıyor. Ayrıca teknolojiyide çok iyi kullanıyor, Google Glass ile çektiği fotoğrafları da var. Tabi bize Google Glass verdiler de çekmedik mi diyoruz buradan... (Günüyor) Misho Baranovic var, Pro Camera’nın da sahibi, Avustralya da yaşıyor. Pro Camera da bugün sadece Iphone’da var ve tamemen profesyonel özelliklerle donatılmış. Autofocus ve white balance kilit sistemi olan bir yapıya sahip ve bu da senin fotoğrafı kaçırmaman anlamına geliyor. DSLR’deki mantıkta budur zaten. Manuel giriş yaparsın, diyafram öncelikliyken çektiğin karenin önünden koyu bir nesne geç- tiğinde diyaframını etkilemez verdiğin ayarda çekersin. Aynı sistem Iphone’da da geçerli, beni bağlayanlardan biri de bu dslr’a yakın üstün özellikleri. Diğer yandan Mesela Paris Mobil Fotoğraf Festivali var, 4.sü düzenlendi bu sene. Bugünlerde İran’da 2. Mobil fotoğraf ve video festivali de var. Ayrıca Iphonography Mobile Fest diye de bir şey var, yani Iphone ile çekilmiş kısa filmlerin olduğu festival de var... Türkiye’den isim vermem gerekirse, Hakan Çınar, Mesut Bilgin ve Hüseyin Özpehlivan var mesela. Yine İstanbul’dan Güney Tepe var, kendisi benim öğrencimdi bir zamanlar ama şimdi çok iyi yerlere geldi mobil fotoğrafçılıkta özellikle. Tiny Collective denen, Magnum Photos’un mobil karşılığı gibi bir oluşum var. Bunların üyelerinden bir taneside ülkemizde yaşıyor, Elif Suyabatmaz adında bir hanımefendi. Kısa bir süre önce Galatasaray Lisesinin arkasında bir galeride mobil işlerinden bir de sergi açtı kendisi. Fisheyedreams Instagram’daki kullanıcı adı. Bir de şunu da eklemek istiyorum, bu işle Türkiye’de benden çok daha fazla 2007’den beri ilgilenen, Amerika’da konferanslara katılan, Dubai’de workshop’lara katılan ve Türkiye’de ilk kez Ankara’da Arı Koleji’nde bir Iphone sınıfında ders veren ve o sınıfın kurulmasına da öncülük eden Cem Aydın adında bir arkadaşımız var. Bugünlerde Türkiye’de yapılmış en büyük mobil fotoğraf projesine imza atıyor. 90HappyDays.com sayfasından görebilirsiniz. 90 ayrı günde, her gün ayrı bir kişiye account gidecek ve o fotoğrafçı mutluluğu çağrıştıran fotoğraflar üretecek. Bugün ikinci günü ve ben fotoğraflıyorum, sonra Ankara Hilton’da bir sergi açılacak bununla ilgili.
Mobil fotoğraf Instagram’a sıkışmış durumda mı sence ? Mobil fotoğrafçılar işlerini nasıl sunabilir Instagram dışında.

Yani ben aslında mobil fotoğraf dediğimizde bunu çok fazla biryere koymaya gerek yok, yani bu bir üretim aracı, film vardı sonra dijital oldu daha sonra bu dijital kaydetme sistemi daha minyatür bir şekilde Cep Telefonu içine entegre edildi. Ama ortaya çıkan fotoğraf aynı, bir tanesi ile 50 megapiksel çekiyorsun, bir tanesiyle 16 megapiksel ve diğeriyle 8 megapiksel çekiyorsun. Bir tanesi ile arkaplanı çok ciddi uçurabilirsin, bir tanesi ile daha az uçurabilirsin ve bir tanesi ile çok az uçurabilirsin, belki hiç uçuramazsın, yani alan derinliği ortadan kalktı. Ben şuna inanıyorum, aslında çok ciddi manada yetenekli olupta fotoğraf makinasına sahip olmak, onunla bir yerlere gitmek, gezmek bir külfettir. Şu anda gerçek fotoğrafçılar piyasada dolaşmaya başladı, çok ciddi yetenekler var. Çünkü cebine giren bu teknoloji ile üretimini arttırıp çok pahalı aletler ekipmanlar, montaj yapabileceği kurgu masaları olmadan, cep telefonlarının applicationları ile acayip güzel işler yapılabilir hale geldi. Bence şuanda gerçek fotoğrafları izliyoruz, öyle söyleyebilirim.

Yani sunum ile ilgili bir derdimiz yok diyorsun, dslr’yi nasıl kullanıyorsak mobil fotoğrafı da bilgisayarımıza atıp istediğimiz gibi sunabiliriz.


Evet ben dslr ile de çekiyorum, iphone ile de çekiyorum. İkisinin arasında çok fazla bir fark yok aslında, sadece kendi içinde ayırdım, daha kolay paylaşıyorum Iphone ile çektiğimde, can sıkıntısı gideriyorsun, köşeleri karartıyorsun, açıyorsun, üzerin yazı yazıyorsun... Sonra bunları derleyip bir albümde çıkartabilirsin. Ben şuanda, son iki yılda çektiğim mobil fotoğraflarımdan oluşan bir kitap üzerine çalışıyorum ama kapsalı ve güzel bir kitap olacak, sadece Türkiye’de değil, dünyada da ilgi uyandıracak bir kitap olcak, bunu söyleyebilirim.

Mobil Fotoğrafı çektikten sonra post-prodüksiyon olarak neler kullanıyorsun, yeni başlayanlar ve konunun teknik kısmını merak edenler için neler söyleyebilirsin?


Ben eğitim programımın başlığı “üç application ile mobil fotoğrafçılık”. Bu üç applicationdan birtanesi Vsco Cam, birtanesi Snapseed, bir diğeri de Awesome Camera. Aslında Pro Camera 7 derim Iphone kullananlar için ama Android kullananlar için, ışık ve netliği de kontrol etmek isterlerse, Awesome uygundur.

Peki tek bir aplication da halledemiyor muyuz tüm bunları?

Aslında tek bir programda olayı halletmek isteriz, hem renkleri tonları verelim, hem keselim kırpalım, arşiv de oluş-turalım hem kendi içerisinde bir portfolyo sayfası da olsun derseniz, Vsco Cam hepsi için yeter.

Fotoğraf çekmenin bakış açımızı değiştirdiğini ve dünyaya daha farklı bakmaya yönelttiğini düşünüyorum kişisel olarak, bununla ilgili olarak ne dersin?

Sosyalleşmek için eğilimlerimiz bazen bir bilgisayar başında oturmaktan ileriye gitmiyor aslında. Facebook ve diğer mecralarda insanlara selam verdiğimizi zannediyoruz ama bu olmuyor. Belkide çağımızın hastalığı, uyuşukluk, evden dışarı çıkmamak, herşeyin ayağımıza gelmesi, bir paket sigaranın bile eve getirildiği bir çağda yaşıyoruz ve bu senin bir yerden başka biryere hareket etmeni de kısıtlıyor. Fakat fotoğrafın güzel tarafı, dünyayı tanımana sebep oluyor dediğin gibi çünkü gezdiriyor, biryerleri araştırıyorsun Wikipedia’dan ve gidip orayı sen de çekmek istiyorsun. Geri döndüğünde hiç ummadığın maceralar yaşamış oluyorsun. Şöyle bir şey var, birgün bir ödül törenine katılmıştım, benim de ödül aldığım bir geceydi. Büyük bir kalabalık vardı, ilk kez öyle bir kalabalıkta konuşacaktım. Benden önce biri çıktı ve “ben fotoğraflarımla dünyayı değiştirmek istiyorum “demişti. Bu tabiki uçuk bir fikir, bana pek mantıklı gelmedi ama kendisi inanmış ve öyle düşünmüş. Ben sahneye çıktığımda, “biraz önceki arkadaşın dünyayı değiştirmeye dair söylediklerine katılmıyorum ama bir yerde de katılıyorum, çünkü değiştirilecek bir dünya var. Her insan bence bir dünyadır ve değişime de kendi dünyamızdan başlamamız gerekiyor”. Yani insan fotoğrafla kendi dünyasını değiştirebilir, çığır açabilir. Ben bundan 7-8 sene önce bir satış temsilcisi olarak hayatımı idame ettirmeye çalışırken, kaydetmenin verdiği muhteşem duygu beni buraya kadar getirdi. Bundan 8-9 sene önce 200 evler mahallesinde pazarlama elemanıyken çekmeye başladığım ve o fotoğrafları üretmeye başladığım zamanki hissiyatı hiçbir şeye değişmedim ve bunu daimi olarak yaşamam gerekiyor diyerek işimden istifa edip fotoğrafçılık mesleğime geçiş yaptım. Bu bana çok şey kattı, halen de katmaya devam ediyor, yani güzel bir meslek ve sosyal olmak için inanılmaz güzel bir alan diye düşünüyorum.

Sayı 9
Cenk Taner Söyleşisi - Ne Zaman Gitt... Ethem Onur Bilgiç Söyleşisi