Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Emin Yoğurtçuoğlu

16.05.2018
Sayı 20

Daha önce hiç kuş gözlemcisi diye bir şey duymuş muydunuz? Ya da hiç bir kuş bilimcisiyle tanışmış mıydınız? Sizi dünyanın her kıtasını kuşlar uğruna gezen, çoğunun gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekeceğiniz, birbirinden güzel kuş fotoğrafları çeken bir gezginle tanıştıracağım. İşte karşınızda Emin Yoğurtcuoğlu namı diğer “Bird Detective” (Kuş Dedektifi). Peki Emin Yoğurtcuoğlu kimdir, ne yapar, ne eder? Hakkında merak edilenleri sizler için sordum.

Röportaj: Melike Dede


Bize biraz kısaca kendinden bahseder misin?

Tabii, adım Emin, 31 yaşındayım. Kendimi bildim bileli değişik bir insanım. TED Ankara Koleji mezunuyum. Ailemin ve okulumun, küçük yaşta ben ilginç deneyler yaparken benim vizyonumu desteklemelerinden ötürü yolumdan hiç şaşmadım.

Sana tam olarak ne demeliyiz? Kuşçu, gezgin, bilim insanı, fotoğrafçı?

Aslında hepsinden biraz denebilir. Ortaokul ve lise yıllarımda kuş camiası bana “Fotoemin” derdi. Fotoğrafçı camiası ise “Kuşçu Emin”… Arkadaşlarım ise ikisini harmanlayıp bana “Deli Emin” lakabını takmışlardı. Haklılar da… Millet top peşinde koştururken ben yanardağ nasıl patlar deneyleriyle bilim şenliklerinde ödül toplayıp, hazırladığım mini bombaları dev karton uçaklara yükleyip okulun futbol turnuvasında uçağı üstlerinde patlatıp finali sabote ediyordum. Arada bir de okuldan kaçıp kuşları izlemeye ve Doğa Derneği’ne gidiyordum.

Üniversite eğitimi aldın mı? Üniversitede aldığın eğitimin şu anki ilgi alanlarınla bir alakası var mı?

Bunun da enteresan bir hikayesi var. Liseden mezun olduğumda her Türk evladı gibi üniversiteye gitmeliyim endişesi yaşadım. Sadece merak ettiğim konularda başarılı olduğum için babam “Oğlum eğer bir kuş üniversitesi açılmazsa bir yere gitmene gerek yok.” diyordu. Ben ise sinirlenip duruyordum bu söylemine. Başkent Üniversitesi “Turizm ve Otelcilik” bölümünü kazandım. Parasını ödedik. Bir ay zor dayandım. Ekoloji hocamızın “Golf sahaları, doğaya faydalıdır, orman kesilse de çim ekilir, havuz yapılır, kuşlar oradan su içer.” gibi bir cümle kurmasıyla tepemin tası atıp okulu bıraktım. Aradan geçen iki senede Doğa Derneği ve birçok yerde gönüllü olarak projelerde yer aldım. Türkiye’nin birçok yerine gittim ve düzenli turlar düzenlemeye başladım. İki sene sonra İstanbul Üniversitesi’nden bir hoca sunumuma gelip “Bizim üniversiteye gelsene ‘Yaban Hayatı’ bölümümüz var, tam senlik.” demesiyle pılımı pırtımı toplayıp İstanbul’a yerleştim. Belgrad Ormanı’nın dibinde doğayla, kuşlarla baş başa bir üniversite hayatım oldu.



Ne zamandan beri kuşlarla ilgileniyorsun?

Üniversitede ilgili olduğum bölümü okumuş olsam dahi, kuşları gözlemlemeye 12 yaşında başladım. Aslında daha öncesi de var ancak geriye gittiğimde tuttuğum ilk gözlem kaydının 12 yaşında olduğunu hesaplıyorum.

Kuşlara karşı olan ilgin her zaman var mıydı? Tetikleyici faktör neydi?

Tabii 12 yaş bile çok erken bir yaş. Ancak dedim ya zaten değişik bir insanım. Aslında değişik demeyelim de yaşamını kendi kaideleriyle devam ettiren bir karakterim diyelim. 6 yaşında okumayı söktüğümden itibaren birçok çeşitli konuya ilgi duydum. Fırtınalar, atmosfer olayları, gezegenler, uzay, hastalıklar, jeoloji, coğrafya, gezmek ve tabii hayvanlar… O yaşa göre oldukça fazla kitap okuyordum. Babamın kütüphanesinde gezinip ilgimi çeken kitapları karıştırıyordum. Ansiklopedileri kitap gibi okuyordum. Madde madde, bazen de karışık… Kuşlara olan merakım ilk kez o zaman başladı. Ailemle yolculuk yaptığımda bir dağ ya da orman gördüğümde arkasında ne olduğunu, içinde neler sakladığını aşırı merak etmişimdir. Kuşların da yavaş yavaş hayatıma girmesiyle bu merak acaba orada ne kuşlar vardır sorusuna dönüştü.

Havada uçan bir kuş gördüğünde kanadındaki tüyün sayısına kadar sayabileceğini söylüyorlar, doğru mu?

Eskiden adım daha yeni duyulmaya başladığı zamanlarda insanlar tura çıkmak için beni arıyorlardı. Genelde bilgimden ve bu konudaki saygınlığımdan ötürü beni yaşını başını almış, orta yaşın üzerinde biri olarak düşünüyorlardı. (Sesimin kalın olmasının da bunda etkisi büyük.) Buluştuğumuzda 20 yaşında biri olduğumu görünce şoka giriyorlardı. Bu şok daha sonrasında arazide benim “Şu taşa bakın, birazdan bilmem ne kuşu gelecek.” ya da havaya bakıp gökyüzünde hiç kuş yokken “Birazdan şu yönden bir ketenkuşu gelip tepemizden geçecek.” gibi şeyler söylememle katlanıyordu. Genelde ilk kez gezdirdiğim insanlar benim sıktığımı düşünüyordu. Ancak dediklerimin bir bir olmasından ötürü bu sefer de adımı Medyum Emin’e çıkardılar. Tabii bunları hep çok sonradan duydum ben. Aslında olan şeyler çok basitti. Ya bir ses duyuyor, onun geldiği yöne bakıyordum, ya da taşın üzerindeki bir lekeyi görüp onun orada aradığımız kerkenezin düzenli oturduğu yer olduğunu tahmin ediyordum. Son olarak havada uçan kuşu neredeyse yere vuran gölgesinden tanıdığım doğrudur.


Turlar da düzenliyorsun yani… Mesela biz bir kuş türünü görmek istesek ve sana gelsek bizi götürebilir misin?

Tabii ki. Turlarım %99 tatmin garantilidir. (Gülüyor) Doğada iş yapan birinden %100 lafını duyuyorsan korkacaksın!

Gezilerin için sana destek veren sponsorların var mı?

Maddi olarak aldığım hiç destek olmadı bugüne kadar. Ancak geçen sene Aralık ayında Antarktika’ya yaptığım seferden önce Kutupayısı ve Canon Eurasia ekipmanlar konusunda desteklediler. Bu çok güzel bağlantılara vesile oldu ve ortaklığımız her iki firmayla da devam ediyor.

Antarktika’ya yaptığın o meşhur seferden bahsetmek ister misin biraz?

Aslında onu ben hiç anlatmayayım. Antarktika ile ilgili çok güzel bir video yapmıştım. Tam anlamıyla seyahatimi anlatıyor. Merak edenler YouTube kanalıma bakabilirler. Hatta hazır açmışken kanala abone de olabilirler. İleride çok değişik videolar paylaşacağım.

Şimdiye kadar seyahat ederken yaptığın en uçuk şey neydi?

Güzel soru... Uçukluğun değişik türevleri olabilir ama ben edebi bir cevap vereyim. Antarktika’da 1 derece sıcaklıktaki denizde, leopar foku ya da katil balina tehlikesine rağmen yüzmek…



Şimdi en sevdiğim soruya geldik. Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Yani en iyi ihtimali bile düşünsek uçak bileti, vize gibi şeyler epey maliyetli oluyor. Bunları nasıl karşılıyorsun?

Benim babam zengin, anlayamazsınız. Zengin derken gönlü zengin. Gerçekten bu konuda ağzımı açsam hepimiz çok yanarız. Hala bazen geçim zorluğu yaşayabiliyorum. Varımı yoğumu kitaplara harcıyorum. Eskiden ekipmanlar da ayrı bir yüktü tabii. Ancak zaten seyahatlerimin çoğundan para kazanıyorum. Bir ülkeye yapacağım ilk seyahatte bile insanlar yanımda olmak için can atıyorlar. Sebebi benim gerçekten bir ilki yaşarken aşırı heyecanlı olmam. Rehberlik ücretlerimiz günlük 200 Amerikan Doları ya da bazen Euro üzerinden alınıyor. Onun dışında projelerde çalışıp yüklü miktarlar kazanabiliyorsunuz. Bunun dışında çektiğiniz fotoğrafları satın alan birçok mecra var. Sürekli yurt dışındaki dergilere, kitaplara fotoğraf veriyorum. Son birkaç aydır da sosyal medya üzerinden ufak tefek satışlar yapıyorum. Ancak onun meyvesini henüz yedim sayılmaz.

Kendini bundan 3 sene sonra nerede görüyorsun?

Hiçbir zaman uzun vadeli plan yapmadım. Yaptığım tek plan, bir milletin hatta bütün dünyanın kuşlara olan algısını açmak. Kuşlar çok enteresandır. Cemal Süreya boşuna “Hayat kısa, kuşlar uçuyor.” dememiş. Kuş milleti, insanın kendisine dönüşünü en hızlı sağlayan canlılardır. Doğaya en hızlı bağlayan, ilhamlar veren, yaşamın kendisini hatırlatan, yekpare güzel insanlardır. Biz Homo sapienslerin bunu görmesi lazım. 3 sene olur 5 sene olur... Hayat kısa, haydi kuşa…

Seni takip etmek istersek nerelere bakmalıyız?

Şehrin göbeğinde kafası yukarıda dolaşan biri görürseniz ben olma ihtimalim yüksek. Ya da şu ara aktif olarak kullandığım Instagram’da birddetective adresine gelebilirsiniz. Kesinlikle kuş pisliği şans getirmez, kargalar 400 sene yaşamaz, baykuşlar uğursuz değildir. Bu başlıkları yakında her yerde göreceksiniz. Oralarda da ben olacağım. Saygılar, sevgiler…

Sayı 20
19. sayı Kapağı Dadans