Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Eda Kabasakal Söyleşisi

21.02.2015
Sayı 5

"Genelde insanların yaşadığı her duyguyu insanlara aktarmaya çalışıyorum. Evet, biraz da duygusal bir insanım ve bu yüzden yer yer işim kolaylaşıyor sanırım."

22 şubat İstanbul doğumlu olan Ela Kabasakal sanata ilk adımlarını ilkokul yıllarında resim ve müziğe olan düşkünlüğüyle ailesinin dikkatini çekmesiyle başladı.

Orta okul döneminden itibaren resim atolyesinde yerini alan genç tasarımcı kalan hayatını sanat üzerine geçirmek istediğine karar verip güzel sanatlar lisesinde eğitimine devam etmiştir. Lise öğrenimini grafik tasarımı üzerine bitirip üniversite hayatına da heykel bölümünde devam ederken bir yandan da müziğe dair adımlar atmaya başlamıştır. Aldığı viyolonsel eğitimi ile birlikte caz vokal hayallerini gerçeğe dönüştürmeye başlar. Bu sayede müzik eğitimiyle birlikte şarkı ve beste üretmeye başlayan Kabasakal, M.Ü.G.S.F heykel bölümünde şimdi ki gözdesi olan takı ve mücevher tasarımıyla tanışır ve eğitimini ona göre şekillendirir.

Şimdilerde ise müzik kariyerine ve eğitimine devam ederken öte yandan da takı/mücevher tasarımı ve heykel sanatına devam etmektedir.

Yaptığınız tasarımlarda koleksiyonu nasıl belirliyorsunuz?

Genelde yaşadığım, hissetiğim ve gözlemlediğim duygulardan yola çıkarak onları somut hale çeviriyorum. Sonuçta tasarımcı hüznü de mutluluğu da değerlendirmeli. Çünkü bana göre Her insanın hayatında söyleyecek bir sözü olmalı biri müzik yaparak biri edebiyatı gözlemleyerek vs. bir şekilde bu nimetlerden faydalanmalı bende derdimi bu dille aktarıyorum.

Mesela koleksiyona uygun bir örnek alacak olursak nasıl kavramlardan yola çıkıyorsunuz ve buna bağlı olarak asarımlarınızdaki çizgiyi nasıl anlatırsınız?

En son büyüteç konulu bir koleksiyonum vardı insanların hayatta bazı detaylara yeri geldiğinde önem vermesi gerektiğini düşünerek bu koleksiyonu çıkarmıştım. Yine bahsettiğim gibi yaşadıklarım ya da gözlemlediklerim; her türlü konudan beslenmeyi seviyorum; müzik olsun antik çağ olsun..Özellikle antik çağın o büyülü atmosferini seviyorum. Her koleksiyonda illa ki vurguluyorum tabi bazı koleksiyonlarda modernize etsemde o nüansı yakalamak mümkün.

Tasarımlarınızda size en çok ilham veren nedir?

Tasarımlarımda bana en çok ilham veren şey tabi ki müzik. Çocukluğumdan beri ikisini hep birlikte kullanılması gerektiğini öğrendim zaten. Sanata bir bulaştın mı tek bir kısmı ilgilenmek ne kadar doğru olur ki; biraz edebiyat biraz tiyatro darken bende sanatın müzik kısmına yoğunlaştım. Yaptığım heykellerde, resimlerde ve takılarda mutlaka müziğe dair birşeyler bulursunuz zaten arada söz ve beste de yazıyorum sanırım sanat biraz bulaşıcı bir hastalık. Müzik.. Ondan çok fazla beslendiğimi söyleyebilirim. Hatta caz ve klasik müziklerden sırf tasarıma başlarken açtığım bir listem bile vardır tabi tasarım saati bitince viyolonselimi çalmayı seviyorum.

O zaman tasarımlarınızı müzikle besliyorsunuz diyebiliriz. Peki hangi tarz müzikleri dinlemekten keyif alıyorsunuz ve kitap seçerken tercihleriniz nelerdir?

Caz.. Özellikle klasik caz tutkunluğum vardır. Zaten arada nacizane söz ve beste de yazdığım şarkılara caz vokallikte yapmaya çalışıyorum. Tabiki de klasik müziği de çok seviyorum. Barok müzik favorimdir ve bu konuda biraz takıntılarım vardır. Yemek seçer gibi seçer, ayıklarım. Kitaplar konusuna gelince genelde biyografi tarzında okumayı seviyorum. İnsanların yaşamlarının etkisinde kalmak yardımcı oluyor .

Peki sizce ülkemizde heykel sanatının halkın beğenisine sunulması ve hatta halkın bu konuda daha fazla duyarlı hale getirilmesi mümkün müdür?

Aslında heykel sanatı konusunda toplumun tepkisini ölçmek amacıyla bir araştırma ve sunum yapmıştım. Sanatın önemi önceki dönemlere karşı biraz daha öne çıkmaya başladı ama sanırım biraz daha zamana ihtiyacı var . Çünkü toplum hala heykel sanatını ekstra bir unsur olarak görüyor ki aslında bunu yadırgamıyorum da. Çünkü ülkemizde her daim maddi manevi zorluklar yaşıyor. Sanırım bu şu anki dünyamızın ülke ülke bulaştırdığı bir hastalık. Umarım en kısa sürede barış öncelikli olmak üzere huzurlu bir hale geliriz.

Somut bir hale dönüştürmeye çalıştığınız heykellerinizde genel olarak hangi kavramlara değiniyorsunuz?

Genelde insanların yaşadığı her duyguyu insanlara aktarmaya çalışıyorum. Evet, biraz da duygusal bir insanım ve bu yüzden yer yer işim kolaylaşıyor sanırım. Mesela bir yoldan geçiyorum; beni orada etkileyen hangi duygu hangi his varsa o atmosferde onu düşüncelerimden süzgeçleyip, onlara aktarıyorum. Sevgi, mutluluk, acı, heyecan, korku.. Bunlar benim malzemelerim ve tabiki müzik ve italya bunlara da yardımcım diyebilirim.

21.yüzyıl insanının değişen ve gelişen sistemler karşısında mevcut durumlarıyla beraber bu toplum içinde yaşayan bireylerin hatta kurumların sanata bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben sanatın bir çok yönünü irdelemeyi seviyorum. Önceden de söylediğim gibi bir ressamın tiyatro konusunda da edebiyatta da söylecek bir sözü olmalı. Başka yollarla herhangi bir tablosunda politikaya, gündeme nasıl gönderme yapabilir ki? İnsanlar etrafına bakıyorsa bizler iki kere bakmalıyız ama maalesef bırakın toplumu çoğu sanatçı gündemine iyi sahip çıkamıyor diye düşünüyorum. Sanat demek değildir ki sadece izimlerden ibaret olsun. Çok da söylecek sözüm var aslında bu konuda ama hadi güzel şeylerden bahsedelim.
Sayı 5
"İkinci Yeni" Vintage Shop Pari Dukovic Söyleşisi