Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Duygu Bircan

13.10.2016
Sayı 14

Çizimlerini üç boyutlu hale getirerek yünden oluşturduğu karakterler, bazen broş bazen oyuncak bazen bir aile portresi olarak bile karşınıza çıkabiliyor. Duygu Bircan’ın markası Wool Bender, kâğıda çizilebilen her şeyi yani özel siparişleri de “amigurumi”leyebiliyor. Bu sefer biz soralım istemedik ve yün büken Duygu Bircan’dan hikâyesini anlatmasını rica ettik…

1986 senesinin Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde doğan, emekçi bir ailenin devrimci ve sanatçı bir kadın gibi yetiştirmek istedikleri kızları olarak doğdum. Ah ama keşke ilkokulun son yıllarında Sailor Moon ve Spice Girls Türk genç kızları arasında bu kadar popüler olmasaydı! Başarılı olabilirlerdi belki ama popüler kültürün renklerine kendimi kaptırmıştım ve babama en büyük hayal kırıklığını yaşatarak Che ve Mahir yerine Usagi ve Mel C. resimleri yapıyordum. İlk regl sancılarımı Grup Yorum konserinde çektim, ilk aşkım Leonardo di Caprio oldu. Kapitalizmin renkli dünyası gözlerimi kamaştırmış olsa da evdeki komünizm havasından kurtulamıyordum. Ama istisnasız tüm okul hayatım boyunca okulun en iyi resim yapan öğrencisi olmuştum ta ki güzel sanatlara hazırlık kursuna başlayana kadar… 



Üniversitede grafik tasarım okurken, kariyer olarak bu yolda ilerleyemeyeceğimi, bir reklam şirketinde çalışmanın bana pek de uygun olmadığını fark ettim. Tam o sırada bir ödevim için çizim dışında bir metotla çocuk kitabı görselleştirmem gerekti ve internetten görüp bayıldığım amigurumi metodunu uygulamak istedim. Çocukluğumdan beri örgü örmediğim ve Eskişehir’de ailemin kadınlarından da epeyce uzakta olduğum için amigurumi tekniğinin nasıl olduğunu çözmekte çok zorlandım. O zaman bu kadar popüler olmadığından, sadece Japonca kaynaklardan kendi kendime çözmem gerekti ve kolları sıvadım ama çok uzun yıllar sonra keşfedecektim ki ben nasıl olduysa kendi kafamdan bir örgü şekli uydurmuştum… Hala örgü tarzım diğer amigurumi’cilerden farklı ama bundan pek de mutsuz değilim. 

Okul hayatım boyunca en çok severek yaptığım ödevim o olunca örgü örmeye amatör olarak devam ettim. Aslında hep ev kadını olmak için doğduğumu düşünmüşümdür. Örgü öreyim, yemek yapayım, değmeyin keyfime... Fakat üretmeden duramayan doğam gereği bir arayış içerisindeydim. Yemek ve örgü hobilerimden birini işe dönüştürmenin çok eğlenceli olacağını düşünürken amigurumi’yi keşfetmem benim için büyük bir şans oldu. 

Çizimlerimi üç boyutlu hale getirmeme imkân tanıyan amigurumi ile altı yıldır haşır neşirim. Ürettiklerimi insanlarla paylaşmak için cesaretimi toplayabilmem ise iki senemi aldı. Artık işlerime güveniyorum. 6 senedir amigurumi yapıyorum, Wool Bender adlı markamla ürettiklerimi insanlarla paylaşıyorum. 2013 yılında Eskişehir Karikatür Müzesi’nde, seramik sanatçısı ve aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar bölümünde Öğretim Görevlisi arkadaşım Aykut Alp Gürel ile birlikte “külliyen kil ile yün” isimli sergiyi açtık, benim örgüden ürettiğim işleri Aykut Yanan kalıp yöntemiyle seramiğe dönüştürdü. 

Öte yandan, zaman zaman amigurumi dersi de veriyorum. Muhabbet ve örgü şeklinde geçen bu kurslarda hem yeteneğimi paylaşma, hem yeni hevesler tanıma imkânı buluyorum. 

Örgüyle yapabileceklerimin sınırı yok! Kâğıt üzerinde çizebildiğim her şeyi üç boyutlu hale getirebilmeyi çok seviyorum. Kafamda değişik projeler var, bunlar arasında en çok arzuladığım bir çocuk kitabını “amigurumi”leyebilmek. 

Kısacası ben işimi çok seviyorum!

instagram.com/woolbender 

Sayı 14
Kürk Mantolo Madonna Mekanı Olmayan Galeri: GOM