Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Can Dağarslanı Söyleşisi

18.02.2015
Sayı 9

2006’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık bölümünden mezun olan Dağarslan'ı, aynı dönemde fotoğrafla ilgilenmeye başladı ve kısa zamanda bu bir tutku haline geldi. Mimarlıktan arta kalan zamanlarında, seyirciyi kendine çeken ve bir yandan da biraz da rahatsız eden fotoğraflar çekmeye devam ediyor...

Röportaj: Şener Yılmaz Aslan

Nasıl başladı fotoğraf serüvenin, mimarlık okurken fotoğrafa ilgin nasıl kaydı?

Yaşadığım ve seyahat ettiğim şehirlerin sinematografik silueti kameramı elime almamın ilk sebebiydi. Fotoğraf her zaman mimarlığın yanında devam etti ve tüm zorluklara rağmen ikisini de hayatımda tutmayı istiyorum.

Fotoğraflarını oluşturma aşamalarını biraz anlatabilir misin, projelerin nasıl ortaya çıkıyor?

Projelerimin oluşumu tamamıyla bir bütün içerisinde ilerliyor. Mekan ışığını, ışık renkleri, renkler ise modeli işaret ediyor. Tüm bunları kopuk bir şekilde ele almamın yaratacağı negatif etkileri göz önüne alarak, çekimi programlamadan önce sezgilerimin bütüne kavuşmasını bekliyorum.

Fotoğraflarında erotizmden uzak durmak için özel bir çaba gösteriyor musun? Yoksa erotizmi zaten işinin bir parçası olarak mı görüyorsun?

Günümüzde tinsel değerlere inanan sanatçı tipinin yerini, pazarın isteklerine göbekten bağlı post-sanatçı tipin aldığını görüyoruz. Fotoğraflarımdaki kurgular tamamen manevi dünyamın yansıması, dolayısıyla kendime yabancı olduğum hiçbir çabayı gerektirmiyor.
“Identities” isimli fotoğraf serisindeki karakterler bana biraz Yorgos Lanthimos’un “Köpek Dişi” isimli filmindeki karakterleri hatırlatıyor. Sürreal bir eğitimden geçmiş itaatkâr iki kadın... Sen ne söylemek istersin bu konuda?

Çok sevdiğim bir film. Çok duyduğum bir benzetme. Bu beni mutlu ediyor...

Genel olarak nü fotoğraf konusunda başarılı bulduğun fotoğrafçılardan bahsedebilir misin?

Ren-Hang ve Kostis Fokas bu alanda takip etmekten keyif aldığım iki fotoğraf sanatçısı.

Peki sinema ve müzik desem, bize izleme ve dinleme önerilerin olur mu?

Yeni dalga akımının herhangi bir yapıtını önerebilirim. Özellikle “kuralsızlık” özelliği üzerinde durmak istiyorum. O güne kadar sinematografik anlatımlarda göremeyeceğiniz şekilde, yönetmenler filmlerinde sadece kendi dünyalarını ve karakterlerini ortaya koymuşlar. Öznel perspektiflerin ortaya Çıktığı bu akım dolaylı olarak işlerimi de etkilemektedir. Bunun Yanında Xavier Dolan’ın filmlerinden keyif alıyorum. Müzik konusunda ise yaşadığım duygulara paralel olarak değişken bir zevkim var. Dolayısıyla bu konuda isim vermem zor olacaktır.
Sayı 9
Yolunda A.Ş. Çinçin Bağları Hikay... Ruhi Su