Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Bir Tasarım Hikayesi: So Simple Office

06.06.2015
Sayı 3

SO Sistemi'ni yaratırken çağdaş ofis ortamının ihtiyaçlarını ve isteklerini dikkate almaya çalıştık. Aynı zamanda, pazar taleplerine ve gereksinimlerine odaklanmamız gerekti. Ersa için tasarım yaparken küresel pazarı dikkate almak zorundaydık. Dolayısı ile bir ofis tanımlamak kolay olmadı. Çünkü küresel bir dünyada yaşamamıza rağmen farklı tavırlarımız, farklı beklentilerimiz, şirketlerin farklı yapıları ve çalışan tipolojileri var.

Yeni bir ofis düzeni tasarlamak için çeşitli kurulum tarzlarını akılda tutmamız gerekti. Görüşümüze göre işin sırrı, tasarım esasını tek yönde çok zorlamamakta ve bu küresel dünyada farklı kültürlerde çok sayıda çalışan tipolojisinin olduğunu anlamaktadır. Temel olarak ''hafif düşünme'' tarzı takip etmeliyiz ki bu kesinlikle gerekli olmayan unsurların ve ayrıntıların mümkün olduğunca azaltılması anlamına geliyor. Tek, işlevsel, temiz ve berrak kullanılabilinir ve farklı şekillerde kişiselleştirilebilir bir ortam ortaya koymalı. Kısaca, kişisel ayrıntılarla ve ihtiyaçlarla zenginleştirilebilecek mobilyanın gerekli olmayan aksesuarlarından uzak temel bir düzen. Bu bakımdan biz piyasadaki bazı mobilya sistemlerini ''aşırı tasarlanmış'' olarak görüyoruz. Yani, bakması güzel ama kullanımı pratik değil...

Çeliğin, kullanımı güzel bir malzeme olduğuna inanıyoruz. Çünkü bir kalite ve dayanıklılık hissi veriyor. Bu bizim çok hafif, temiz, dayanıklı bir tasarım ve kalite dili yakalamamızı sağladı. Aynı zamanda üstte melamin kullandık, çok temel, olağan fakat verimli bir çözüm. Çerçeve üstte cam ile de kurulabilir, daha zarif ve daha büyüleyici gösteriyor. 

Renk seçenekleri bakımından da aynı temel esasları uygulamaya çalıştık. Beyaz ve siyah renk kullanıyoruz. Üst, çerçeve ve aksesuarlar için tek renk. Sonra ufak ayrıntılar için sarı, mavi veya yeşil ile renklendiriyoruz... Fakat ana sistem monokromatik. Çünkü gerçek bir iş ortamı zaten renklerle ve renkli ayrıntılar ile dolu...

Basit yapı ve indirgenmiş unsurları kuvvetli ve oldukça esnek olarak bir araya getirdik. Sır olan reçete bu. Ve esneklik, iç mimarın planlama açısından ihtiyaçları düşünüldüğünde özellikle önemli. Çok farklı kurulumlar yaratabilmeleri için mimarların kolayca yararlanabileceği bir kaç unsur deniyoruz. Tek masadan bir tezgâha, bir iş istasyonundan yönetici masasına kadar hatta bir çağrı merkezi dâhil... Dolayısı ile sistem çok ''açık'' ve hiç bir çözüm imtiyazlı değil. Temel ayak düzeni, masa ve sıra kurulumu ile zaten pek çok olasılığa erişildiğini düşünüyoruz. 

Öz olabilmek için SO Sistemi'ne çekmeceleri olan bir kutu eklemedik, bunlar ya hiç kullanılmıyorlar ya da yanlış kullanılıyorlar. Bunun yerine ayaklardan zemin üzerinde duran standart birimin özel gereksinimlerine odaklandık. Örneğin, dışarıdan ofislere pek çok ziyaretçilerin geldiğini ve çantalarını veya diğer eşyalarını yere koyduklarını görüyoruz. Çünkü ofislerde bunları sığdıracak yerler bulamıyorlar. Ve aynı zamanda çalışanların da eşyalarını yere veya boş bir koltuğa koyduklarını görüyoruz. Bu izlenimden hareketle kişilerin şahsi eşyalarını koyabilecekleri bir özel birim yaratma fikrini edindik. Bu nedenle masaya, çalışana yakın ve açık bir ön alan sağladık. Üst taraf ve tepsi gibi diğer birimlerin de özel amaçları var. Çekmeceler ile farklı ihtiyaçlara elverişli melez bir birim yaratmaya çalıstık.

Masayı tasarlarken zeminle çok ''temiz'' bir ilişki kurduk, ortamı temizlemeyi kolaylaştıran anlamında. Havada asılıymış gibi intiba bırakan dinamik bir yapı yarattık, aynı zamanda da masa idaresi için basit bir çözüm önerdik: kablo tepsili temiz bir masa... Çağdaş ofislerde daha az kağıt fakat büyük dosyalar kullandığımızı dikkate alın. Dolayısı ile üçüncü seviyede masadaki kağıt veya dosyalar için büyük boşluklara yer vermedik. Masa kullanılmayan ofis malzemesinden daha ziyade şahsi eşyaları tutmak için tasarlandı, Bu nedenle piyasadaki standart modellere kıyasla daha küçük. Kısaca, masayı küçük bir şahsi dolap yapmak ana hedefimizdi...

Bir çözüm sunmamız gerekiyordu. Esnek olmalıydık, teslimatı optimize etmeliydik, mimarın ürünü kolayca kurabilme planı için parçaları azaltmalıydık, teslimat zamanlamasını dikkate almalıydık, ürünün mahaline kolayca sığdırmayı planlamalıydık, zaman ve maliyet tasarrufu da gerekiyordu. Dolayısı ile başarılı ürünün anahtarı sadece iyi tasarım değil, aynı zamanda da iyi ve derin geliştirme sürecidir.

Ayaklar için kullandığımız dil çok basit ve temel fakat aynı zamanda da oldukça özgün. Özgünlük ve farklılaştırma bizim kilit kavramlarımızdı. Basit bir düşünüş, basit bir çerçeve yapısı. Aynı zamanda hafifliğin dinamik etkisi ve dayanıklılık... Bir kullanıcı, mobilyada rahat hissetmeli fakat aynı zamanda aynı mekanda çalışan insanların bağlantılarını da düşünmeliyiz. Hoş ve rahat bir ortam yaratmalıyız. Görünüşte farklı iki ihtiyacı aynı esaslar altında birlikte dikkate aldık.

Sayı 3
Mert Sandalcı Söyleşisi Ayşenur Arslanoğlu - Kuklalar