Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Bir Miras Yapısı Olarak Kütüphaneler

03.12.2019
Sayı 22

Gündelik hayatımızda ekranların işgal ettiği zaman arttıkça kütüphanelerin ve basılı kitapların anlamı üzerine düşünmeye başladım. Bu süreci başlatan TV bir şekilde gruplaşmaya da imkân veriyordu. Ancak önce taşınabilir bilgisayarlar, ardından cep telefonları ile bireyler artık kendi çevrelerine kapalı görünmez duvarlı hücreler halinde yaşıyorlar. İletişim olanaklarının artması insanlar arasındaki iletişime tahmin edilenden çok farklı boyutlar kazandırdı belki ama bir başka anlamda da bu iletişimi baltaladı.

Yazar: Aydan Volkan



Bu çerçeveden bakınca herhangi bir bilgiyi edinmenin telefonlarımız ile yapılabildiği bir çağda kütüphaneleri savunmak biraz nostaljik avunma gibi algılanabilir. Öyle ya, neden oturduğumuz kanepeden istediğimiz bilgiyi Google’dan anında edinmek varken veya okumak istediğimiz favori yazarımızın son kitabını iki tuşla Kindle’a indirmek dururken, o kadar yola ve trafiğe katlanıp kütüphaneye gidelim?

Bir mekânı yaşamak ve hissetmek, ortamı koklamak, nesnelere ve kişilere temas etmek gibi eylemler yerini ekrandaki parmak hareketlerimize bıraktı. Görmek ve görünmek Instagram çerçevesine hapsoldu. İletişim olanakları artarken fiziksel iletişim yok olmaya başladı.

Bana göre kütüphaneler aslında hiçbir zaman salt kitapların ve bilginin erişimi için yapılmış yapılar olmadı. Her kütüphane insanları bir araya getiren, aynı ilgi alanlarındaki kişilerin birbirleri ile temasını kolaylaştıran mekanlardır. Bir kentin en önemli organlarından biri hep kütüphanelerdir. İçerdiği bilgi nedeni ile değil, o bilgiyi edinmek isteyenleri bir araya getirebilme imkanını veren bir mekan olduğu için.

Atatürk Kitaplığı, Mimar Sedad Hakkı Eldem (1973-75)

Düşüncelerinize odaklanmak, okuduğunuza konsantre olmak ve günlük hayatın koşuşturmalı ortamdan uzaklaşmak için kütüphaneler size bu ortamı yaratmak için tasarlanırlar. Hepimiz ekranlarımızda her an beliren eposta, sosyal medya ve WhatsApp gibi iletişim uygulamalarından gelen uyarılardan kimi zaman nasıl bunalabildiğimizi biliyoruz. Bu gibi uyarılar arasında okuduğunuza odaklanmak fazladan bir çaba gerektiriyor. Kütüphaneler bunu biraz kolaylaştıran mekanlar bana göre.

Ayrıca kütüphanelerin sadece okumayı kolaylaştırıcı değil, düşünmeye sevk edici ortamlar olması gerektiğine inanıyorum. Çoğu yeni üniversitenin ya iyi tasarlanmamış veya zaten mecburen içine yerleşilen bir yapının bodrum katındaki raflardan oluşan kütüphanelerinin bu amaca hizmet edeceğine inanmıyorum.

Piri Reis Üniversitesi’ni tasarlarken kütüphane bloğunu arazinin en kıymetli ve denizi görebilecek noktasına yerleştirdik. Rektör odası, mütevelli heyeti salonu gibi prestijli mekanları barındıran yönetim bloğu arkada kaldı. Çünkü doğrusunun bu olduğunu işverenimiz de kabullenmişti. Kütüphane bir üniversite kampüsünün en değerli ve önemli birimidir. Biz de bu önemi yansıtacak şekilde tasarladık.

Bir anlamda Piri Reis Üniversitesi’nin kütüphanesini İstanbul Atatürk Kitaplığına benzetiyorum. Her ikisi de denize dönük, istediğinizde ufka bakarak düşüncelerinizle baş başa kalmaya imkân verecek mekanlar.

Ne yazık ki, kütüphanelerin son 10-15 yılda önemli mekanlar olduğu ülkemizde biraz göz ardı edildi gibi geliyor bana. Bunun düzeleceğini ve ideolojik gösteri aracı olmak yerine iyi tasarlanmış ve iyi işleyen yeni kütüphane yapılarının her ilçe ve hatta semte yapılacağını umuyorum.

Sayı 22
Zai Bodrum Atölye Mil ile Aralıktan Bakmak