Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Bindik Bir Alamete

21.02.2015
Sayı 5

Barış ve Soner, bizim için otostop ile hayattan hikaye araklarlar. Sofralara konuk olurlar, çay koyarlar, aç- yolsuz kalırlar... Ve fakat yollarından asla geri kalmazlar. Anadolu çoğu zaman onları yalnız bırakmaz, ellerini ceplerine sokturtmaz... Mesafeler azalır. İnsanlar güler. Güneş doğar ve içimiz ısınır. Muhabbet tükenmez.

Barış ve Soner kimdir, çocukluk arkadaşı mısınız, nasıl tanıştınız?

Bundan 3 yıl kadar önce ikimizde Marmara Güzel Sanatlarda öğrenci olduğumuz dönemde tanıştık, aslında tanıştırıldık. Birbirimizi hiç tanımıyorken bir anda kendimizi Likya yolunu yürürken bulduk. 10-12 gün süren kalabalık bir geziydi. Hani arkadaşınla ya yola çıkacaksın yada eve derler ya, biz bunu en başta yaptık, temelimiz o anlamda sağlam:)

Soner: İlköğretim ve lise yıllarımı pas geçersem 2 yıllık bir süre Güzel Sanatlara hazırlanma hazırlığıyla geçti ve sonunda oldu. MÜGSF Endüstri Ürünleri Tasarımını kazandım. 2006-2013 yılları arasında bölümümden ötürü çetin diyebileceğim bir üniversite hayatı geçirdim. Amerika'ya dil eğitimi bahanesiyle gezmeye gittikten sonra bu gezme olayı benim beynimde kalıcı bir yer etti ve ardından yıllar boyunca hem yurtiçinde birçok bölgeyi hem de yurtdışında birçok ülkeyi gezme fırsatı buldum. Bu arada okuduğum bölümle ilişkim an itibarı ile sadece diplomadan ibaret.

Barış: Bursa'da geçen uzun bir gençlik döneminin ardından tabii ki bazı hayallerle beraber İstanbul'a geldim. MÜGSF Grafik Tasarım bölümünü kazandığımda artık İstanbul'da yaşam gayesi dediğimiz o algı bende oluşmuştu. Yıllarca freelance grafik tasarım işleri yaptıktan sonra bir yıllığına Budapeşte'ye gittim. Yurtdışında kaldığım süre boyunca Avrupa'nın birçok ülkesini gezme fırsatı bulduğumdan fena sayılmayacak bir gezi kültürüne sahibim. Eskiden beri hayalini kurduğum yönetmenlik hayalleri ışığında birçok farklı projenin içerisindeyim. Grafik tasarımında her ne kadar firmalar/müşteriler beni soğutsa da kendi projelerim için hala zevkle yaratabiliyorum.

Nasıl başladı bu yolculuklar, ne zaman bindiniz bu alamete?

Tanışıklığımızın artması ile birazda hayata geçirebileceğimiz projeler peşine düşmüştük. Tabii ki rafa kaldırdığımız yüzlerce fikrin ardından bir gün Bursa Koza Han'da bu proje doğdu. Zaten otostop ile geziyoruz neden bu hikâyeleri belgeselleştirmiyoruz diye kendimize sorduğumuz anda ise proje çoktan başlamıştı.

İsim babası kim, böyle yerine tam oturan bir isim bulmayı nasıl başardınız?

Evet, projenin ismi konusu ciddi bir gündem maddesiydi. Çekimlerin nasıl yapılacağından, insanlara bu videoların nasıl izletebileceğimize kadar tasarlamıştık ama proje dosyasında ki isim klasörü hala boştu. Bir yandan tüm arkadaşlara haber verdik ama bir şey de çıkmamıştı. Bir gün telefonda bir arkadaşımızla bu isim konusunu konuşurken arkadan kız arkadaşı 'ya bindik bir alamete' diyin gitsin dedi ve duyduğumuz anda direkt bilgisayar başına giderek internet adresini satın aldık. İsim babası Cansu oldu. (Cansu Curgen)

Nereleri gezdiniz, gitmek isteyip de gidemediğiniz bir yer var mı ve yakın zaman da nerelere gideceksiniz?

Şu ana kadar Bindik Bir Alamete'de 5 bölümümüz yayınlandı. Gittiğimiz yerler arasında Çanakkale, Ayvalık, Van ve daha birçok yer var. En son uzun bir süre önce Şirince'ye gittik ancak hala yayınlayamadık. İç Anadolu üzerinden güneye inmeyi planlıyoruz. Belki de komşu bir ülke olabilir, sanırım orası biraz sürpriz olacak.

En çok nereyi sevdiniz, mutlaka gidilmeli dediğiniz bir yer var mı?

Bizim gittiğimiz yerler biraz ilginç, örneğin Ayvalık. Herkesin çok sevdiği bir mekândır. 2. bölüm için gittiğimizde Cunda ve Ayvalık taraflarına bayılmıştık ama Cunda'nın tarihi sokaklarına ya da Ayvalık`ta tekne turuna değil. Ayvalık'taki kurban pazarı bizim meskenimiz olmuştu ve pazarda çay dağıtıp köfte pişiriyorduk, konaklamamızı da orada dam gibi yerlerde yapıyorduk. Yani biz gittiğimiz yerlerde olabilecek en lokal biçimde zaman geçiriyoruz diyebiliriz. Onun dışında Babakale (Asya kıtasının en batı noktası) çok keyifli bir kasaba, Van ve civarı mutlaka görülmesi gereken büyüleyici yerler diyebiliriz.
Bir alamete binmek dışında neler yapıyorsunuz, yani açıkçası nasıl geçiniyorsunuz?

Bindik Bir Alamete projesi bizim şu anda yaptığımız işin temelini oluşturdu aslında. Hep yapmak istediğimiz film/prodüksiyon işine giriş yapmamızı sağladı. Okulun son yıllarıyla beraber geniş bir iş yelpazesi yaratmıştık kendimize, kamusal alan etkinlikleri, marka tasarımları, organizasyonlar bir yandan da tanıtım filmleri derken biraz yoğun birkaç sene geçirdik. Tabii ki hepsinin kendimize iş anlayışı anlamında bir sürü katkısı oldu. Artık iş yelpazesini multimedia ve video olarak filtrelemiş durumdayız.

Marmara Üniversitesi Uluslararası Öğrenci Trienali'nde de aktif olarak görev aldığınızı biliyoruz. Oraya nasıl dâhil oldunuz, hangi görevlerde bulundunuz ve sonuçtan memnun musunuz?

MÜGSF dış etkenlerden çok fazla olumsuz yönde etkilenmeyen ve ciddi anlamda samimiyet barındıran bir fakülte, bu açıdan MÜGSF iyidir. Bazı üniversitelerin boğucu yapısına burada rastlayamazsınız ve hocalarla iletişim kolaydır. Birçok profesörde öğrencilere karşı çok açıktır. Bindik Bir Alamete projesi de yürürken bir yandan eş zamanlı biçimde Barış'ın diploma projesi olarak da ilerledi ve marka/proje kimliği Grafik Bölümü Departmanı'nın gözü önünde gelişti. Bir yandan bizim yaptığımız diğer projelerle ilgilide okuldaki birçok hocadan destek almışızdır. 6. Uluslararası Öğrenci Trienali tasarlanırken etkinliğin yıl boyunca öğrencilerle etkileşimli olması ilk hedef olarak konmuştu. Trienalin bir tanıtım videosuna ihtiyacı vardı derken bize ulaşıldı. Trienali organize eden kurul gerçekten çok açık fikirli ve öğrencileri organizasyonun merkezine koyuyordu. Fakülte Dekanı İnci Deniz Ilgın, Dekan Yrd. Sevil Saygı ve Trienal başkanı Meltem Eti Proto`nun okulun tüm öğrencilerinin Trienal`in içinde olması hayali önce bizim projeye girmemizle, sonra diğer öğrencilerin dâhil olmasıyla gerçekleşmiş oldu. Trienal bittiğinde tarihlere baktığımızda projeye başlayalı yaklaşık 10 ay olmuştu ve ortaya çıkan birçok proje vardı. Her anlamda katkıda bulunmaya çalıştık ve fazlasıyla karşılığını da aldık.

Son olarak takipçilerinize ne söylemek istersiniz, size nereden ulaşabilirler?

Uzun bir süredir 'Bindik Bir Alamete'den paylaşımda bulunamadığımızdan ötürü özür dilemek isteriz, ama çok güzel hikâyeler ile tekrar yollara düşüp herkesle paylaşmaya devam edeceğiz. Ayrıca bir yerlere gitmek istiyorsanız da sakın yol parası, konaklama gibi şeyleri düşünmeyin, Anadolu insanı sizi öyle bir kucaklayacaktır ki bir daha dönmek bile istemeyebilirsiniz! Bu proje sonu olan bir proje değil, belki 50 yaşına geldiğimizde de bizi hala ara ara otostop çekerken görebilirsiniz. Çünkü 'Bindik Bir Alamete' bir gezme yöntemidir.
Sayı 5
Rasathane Karanlığın İzinde