Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Ayşenur Arslanoğlu - Kuklalar

09.12.2015
Sayı 12

El yapımı kuklalar üzerine...

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben üniversiteyi bitirdikten sonra terziliği seçenlerdenim. İktisat okudum. Okuldan sonra soluğu bir şirkette almam beklense de, çoktan başka şeylere kafa yormaya başlamıştım. Hoş karşılanmadı bu kararım. Oysaki ben ne güzel bağlantılar kurmuştum. Bence ne yapmakta olduğu çok önemli insanın, yaşamın kendisi tasarruf olmalı. Dikişle beraber, kostüm de çok iyi sebepler çıkaracak gibi hissettim karşıma, ona odaklandım. Sonra bu yolda bir sürü şeyle, hatta kuklayla bile karşılaştım. Dikilebilecek bir sürü enteresan şey var. Bu nedenle biraz dağılıyorum. Yine okuduğum ve dokunduğum şeylerden sanırım, insan toplum doğa vs konuları bir taraftan çekiştiriyor. Örneğin, gıda meselesinin politik olduğu düşünenlerdenim. Slow food hareketine gönülden bağlı, pek aktivist bir hayatım var. Her gün yediğim şeylerin bir önemi var yani.    

Kuklaları belirli konsept düşünerek mi yapıyorsunuz? Yapım ve yaratım aşamasında nasıl bir süreçten geçiyorsunuz? Malzemeleri neye göre belirliyorsunuz?

Benden bir ürün gibi çıkmıyor kuklalar. Bir konsepte bağlı olarak gelen sipariş ya da projelerin peşinde sürükleniyorum. Bazen tasarlanmış bir karakteri canlandırmak oluyor işim, bazen de fikri bularak atlıyorum tezgâha. Örneğin, Ömür Kökeş’le beraber ürettiğimiz kuklalar, bir markanın reklam filmi için Ömür’ün tasarladığı kukla karakterlerin üretimiydi. Ömür’le çalışırken kukla nasıl işliyor beraber izliyoruz. Karakter biraz yolda tamamlanıyor. Ama her işte böyle olmuyor. 

Bazı özel projeler için sadece bir fikirlele gelinebiliyor, mesela bir penguen kuklası isteniyor. O vakit süreci ve “nasıl” bir penguen olacağını düşünmek bana kalıyor. Ebatları ve kalıp çalışmasını beraber götürüyor, dikişi hep tek başıma yapıyorum. Malzemeler için ise durum değişiyor. Reklamlarda, örneğin marka rengi vs. için sanat yönetmenleri, ajanslar, prodüksiyon gibi bağlayıcılar var. Kişisel projelerde, hayalindekine uydurduğu kumaşı kullanmak isteyebiliyor sanatçılar, ya da tecrübe ettiği bir malzemeden gitmek isteyebiliyor. İş bana kalınca, ben bütçeye, projenin, kuklanın kullanılma sürekliliği ve formunun ihtiyaçlarına bakarak ilerliyorum. Bazen tasarım malzemeyi, bazen de malzeme tasarımı belirliyor. Her iş bambaşka bir kombinasyon anlayacağınız.

Nelerden ilham alıyorsunuz? 

Bu süreci tam olarak nasıl ayıklayacağımı bilemiyorum. Biraz hayatımdaki farklı disiplinlerin de etkisi var. Farkında olmadan bağlanıyor her şey kafamda. Tanıdığım, izlediğim herkes işin içinde aslında. Hep bir diyalektik dans ediyor. Jim Henson’ı anmadan edemem. Sadece Kermit’iyle değil ama doodle’larına yansıyan macerasıyla da önemliydi benim için. Üretim sürecinde ise kuşların kanatlarından, karşımda oturan bir insanın çene hareketlerine kadar her detayda kaybolabiliyorum. Nasıl birleştirilir ve nasıl dikilir sorusuyla çalışıyor gözlerim adeta. Yoğun çalıştığım dönemlerin sonucu bu da, elimdeki pratiğe bağlı bakıyorum dünyaya, ne görsem ilham veriyor.


Terzihane’den bahsedebilir misiniz? 

Bir değişik dikiş atölyesi. Seattle’da bir tiyatronun kostüm atölyesinde yaptığım kısa stajın bana verdiği ilhamdı. Buraya gelince devam etmek istedim ama benzer işleyen kostüm/dikiş atölyeleri yoktu girip çalışabileceğim. Ben de böyle bir buluşma noktası yaratıp, daha sonra yaratıcı ekiplere ulaşabileceğimi düşündüm. Öyle de oldu. Ben terzi olarak bağlandım önce. Mekân ve atölye olarak ise 4 senelik maceranın ardından, bu Eylül itibarıyla daha kapsamlı işlemeye başlayacak. Bir değişik dikiş atölyesi programı olacak. Terzi işi ürünlerin çıktığı online bir tezgah da açıcak. Asıl hayali olan, sinema ve tiyatro için dikilebilecek her şeye burnunu sokmaya devam edecek. 

Kukla konusunda özel bir eğitim aldınız mı? Muppet malzemelerini bulmak Türkiye’de kolay mı?

Hayır almadım. Ömür’ün kuklasına ceket dikecektim aslında. Sonra el dikişimdeki ışığı kuklaya bağladı Ömür. Tuhaf bir şekilde ülkenin en kuklalı iş aralığına denk geldiğimden, elimden düşmedi sünger ve polar. Sünger ve polar deyince, Muppet ile ilgili, üretilen ya da önerilen profesyonel malzemelerden burada yok. Özellikle polar alternatiflerinde bazı teknik avantajları kullanmak istiyorsak, sipariş ediyoruz. Ama pek tabii eldeki kaynakları ve yaratıcılığımızı da kullanıyoruz. :) Zira muadilleri var.

Kuklalardaki karakter tasarımları da size mi ait?

Portfolyomda karakter tasarımcılarıyla, sanat ekipleriyle birlikte çalıştığım işler var çoğunlukla. Yani benim üretici/yapıcı olarak dahil olduğum projeler. Ve hayır, ben henüz karakter tasarımını üstlendiğim bir iş çıkarmadım. Hani karakter tasarımı zaten hiç takacağım bir şapka değil ama sadece kuklaya özgü bir karışıklık oluyor. Ayıramıyorum bazen süreçlerini, iç içe geçiyor gibi. Diğer yandan kuklayla serüvenim uzun, kendi kuklamı hayal ediyor, dikiyor, konuşturuyorum da. Şimdi pişiyoruz beraber, bir gün ortaya çıkacak zaten, o vakte kadar ustalara saygı kuşağındayım :)

“Rimolar ve Zimolar” filmi gibi başka çalıştığınız bir proje oldu mu? Bize bu deneyimi anlatabilir misiniz?

Kukla filmi olarak, hayır. Rimolar ve Zimolar’da Nermin Er’le birlikte çalıştım. Nermin’in o kadar karakteri tasarlayıp modellemesinden, oturup o yazın göbeğinde birer birer elde polar kumaştan dikilmelerine; Sinan, Şevket ve Emrah gibi efsane oynatıcılarla her birinin canlanıp gönlüme girmesine kadar tarifsiz bir deneyimdi.  Uzun bir maratondu. İki kasaba kukla yaptık, daha ne olsun! :) Sahiden dünya kukla tarihi böyle bir kukla karakteri bir arada görmemiştir. Ben de bir daha tek başıma görmek istemeyebilirim. Şakası bir yana, Nermin’in karakterlerinin farklı bir tekniği var. Onun kuklaları sahiden başka oynar, başka canlanır. Tabii Şevket’in ve Sinan’ın elinde de keramet, ama ağız fonksiyonu olarak yapımından kaynaklı bazı belirleyicileri var. Bütün bunları izlemek, bu yoğunlukla çok keyifliydi. Kuklanın mizahına, tekniğine ve sanatına bağımsız bir girişti.  

İlk kukla yapmaya başladığınız zamanlarla şu an ki kuklalarınızı dışardan bakarak kıyaslarsanız, ne dersiniz?

Şimdi kuklayı konuşturuyorum, sahiden ama… Artık elimdeyken konuşturmadan duramıyorum. Şaka bir yana daha yetenekli kuklalar çıkıyor artık. Malzemeleri tanıdıkça, prodüksiyonları gözlemledikçe oynatıcıya daha konforlu bir oyuncak üretebiliyorum. Performanslarını desteklemek adına da önemli bir unsur. Farklı tasarımcılarla, yeni hikâyelerle karşılaştıkça, daha farklı işlevlerini, tekniklerini gözlemliyorum. Yani sıkı bir tecrübe ediniyorum. Hani öncekilerim dikişlerinde, bir eksiklik yok, ama ben piştikçe kuklaya dair çıkan her yeni iş bir öncekinden daha havalı oluyor.

Son dönem projeleriniz neler? 

Yeni bir kuklalı reklam karakteri macerasına atılıyoruz, diğer tarafta pek dinamik ve genç bir ekibin özel siparişi de var. Benim oğlan cam önünde, bu kış kukla oynatıcılığı ve video çekimi üzerine katılmak istediğim atölyelere kadar biraz bekleyecek gibi. O sırada Terzihane için de küçük bir plan var, biraz interaktif işler. Güzel şeyler yani…

Sayı 12
Bir Tasarım Hikayesi: So Simple Offic... Hande Ünver - Tipografi