Tasarım,
sanat ve fikir kütüphanesi

Andy Timmons

24.04.2017
Sayı 16

Lirik İmzaların Müellifi Bir Gitarist: Andy Timmons

Yazar: Tuğçe Asya Yaldız


Gitar müziği olarak tanımlanan biçimin varlığından bihaberken dahi iyi bildiğimiz bir şey vardı. Bir şarkının orta yerinde kırılan bir nesneden adeta kanımıza karışan elektronik bir duygu sızıntısı çoğu kez kitleleri harekete geçiren sosyolojik bir silaha dönüşebilirdi. Kendi cumhuriyetini ilan edebilenlerin bir tarzı, edemeyenlerin inandıkları tanrıları oldu. Steve Vai gibi en belirgin imzalardan biri, köşede kendi ütopik cumhuriyetinden bahseden bir adamı, prodüktörlüğünü yapacak kadar başarılı buldu ve adını tekrar hatırlattı: Andy Timmons. Lirik imzaların müellifi… 

1963 doğumlu, Amerikalı bir gitarist olan Timmons gerek tekniği, gerekse efsanevi stili ile çağdaşı ve hatta kendisinden önceki pek çok gitaristin ulaşamadığı bir noktaya ulaşmıştı. Blues’dan country’e fusion’dan caz’a ve rock’a kadar birçok tarzda çalmasına karşın, ne çalarsa çalsın her seferinde çok yoğun bir biçimde açığa çıkan virtüözlüğü onu bu yüzyılın en iyileri arasına yerleştirmemizi sağladı. Danger Danger adlı pop-metal grubu kendisinin kariyerinde önemli bir mihenk taşı olarak yer aldı. Grup, Alice Cooper, Kiss gibi ünlü müzisyen ve gruplarla çıktığı turnelerin ardından dağılmış olsa da Timmons solo kariyerine devam etmiş, ayrıca Steve Vai ve Joe Satriani gibi devleşmiş isimlerle G3 turnelerinde aynı sahneyi paylaşmıştı. Bunların yanı sıra Ted Nugent, Steve Morse, Eric Johnson ve Mike Stern gibi isimlerle çalma fırsatı yakalamıştı. Tüm bu tecrübelerden önce ise iki yıl klasik gitar çalışmış fakat kariyerine caz gitar çalışmalarıyla devam etmek istediğini fark etmişti. Bu dönem sonrasında, hem onun kendini, hem de bizim onu tanımamıza sebebiyet verecek anlaşmayı Epic Records ile imzalayıp (1988) Danger Danger grubunun gitaristi olarak karşımıza çıkmıştı. Üstelik röportajlarında altını çizdiği tek bir cümle göze çarpıyordu, “Öğrenmeye devam ediyorum!”

Peki, Andy Timmons dediğimizde bu başarılı biyografinin çok dışında kalan, onu asıl Timmons yapan şeyin ne olduğunu biliyor muyduk? Bana sorarsanız kimsede görmediğimiz kadar yalın ve saf bir biçimde aktardığı duygusu. Bu bağlamda onu bir müzisyenden ziyade edebiyatçı olarak işlemek hatta bir şair gibi açığa çıkarmak yapacağımız en dürüstçe hareket olacaktır. Tam anlamıyla cümlelerden ibaret çalış stilini analiz etmek, bir şiirin dizeleri içerisindeki anlam bütünlüğünde yolculuk etmektir. Sinema için Angelopoulos, klasik müzik için Chopin ne ifade ediyorsa, gitar dünyası için Andy Timmons’ın aynı şeyi fazlasıyla karşıladığını söyleyebiliriz. Ancak bu lirik imzanın dışında yoğun ve tutkulu cümleleriyle ön plana çıktığı anlarla da karşılaşırız. “Resolution” albümünün bu tutkunun açığa çıktığı en güzel örnekleri barındırdığını söyleyebiliriz. “The Prayer/The Answer” dinleyicinin kendi Wonderland’ini çizmesi için tasarlanmış bir masalı andırır. “Beware Dark Days”, “Ghost Of You” gibi parçaların tamamında, Timmons’un kendine has imzası dışında ciddi gitar tekniği ile de karşı karşıya kalırız.



Illustrasyon: Ethem Onur Bilgiç


Bütünüyle oluşturduğu bu kaliteli sound içerisinde Timmons’un cümleleri bizi duygudan duyguya sürüklerken, biz onun anlatısında her seferinde başka bir şiirin dizeleriyle karşılaşıyoruz. “September” her defasında sade ve duru anlatımıyla kararında dizeler sıralıyor önümüzde tıpkı Orhan Veli’nin “Ayrılış”ı gibi. “Cry For You” tansiyonu bakımından Kaptan’ın dizelerini anımsatıyor; bir nevi “Ben Sana Mecburum” tınısı yükseliyor. “A Night To Remember” Edgar Allen Poe şiirlerini anımsatıyor, ürkünç bir hikâye sizi inanması güç bir hazzın eşiğine sürüklerken solonun orta yerinde Usher Evi çöküveriyor. “Resolution”ın iyileştirici etkisi, Füruzan’ın cümleleri gibi alaylı bir umudun hüzünlü kenar mahallelerinden yükseliyor. 

Enstrümantal elektrogitar müziği ve blues elementleri cümlelerin yapısını beslerken, Satriani’den aldığı kalıtımsal özellikleri ve Steve Vai’de görülen melodinin yoğun işlenmiş halini kullanmaktadır. Greg Howe, Guthrie Govan, Marco Sfogoli gibi isimlerden sonra görmeye başladığımız enstrümantal elektrik gitar albümleri, Teksas’ta doğan Timmons’ın kodlarında var olan blues elementleriyle birleşip eklektik bir anlatıya da sebebiyet vermiştir. Vai’nin karmaşık yapısından esinlenirken Satriani ile melodik blues cümleleri bakımından çok büyük benzerlikler taşımaktadır. Kompozisyonlarının formlarını incelediğimizde ise tıpkı klasik müzik bestecileri gibi planlı bir yapıyla ilerlediğini ve hatta bu sebeple de şiir düzeninin bir çeşit yansıması olan, ölçü ve uyak gibi öğelerin anlatımdaki kaygının içinde belirdiğini görebiliriz. (Bkz: a, b, a.)

Böylesine şairane bir anlatıma sahip kaç gitaristle karşılaşabiliriz bilmeden Timmons için özgünlüğün ve Vai’nin deyimiyle tonların virtüözü demek abartı kaçmayacaktır. Yerinde ve yalın bir dilden kulağımızla okuduğumuz nice anlatısı ve Ibanez’in adına ürettiği gitar ve yine kendi amfilerinin tamamı şahitliğinde şunu söylemek istiyorum: “Bir jam session’da 58 model Fender Strat ve eski bir Marshall amfinin bize duyurduğu mutluluktu Timmons; keşke yalnız bunun için sevseydik onu...”

Sayı 16
Ece Gökalp Bike Başaran