Library of
Design, Art and Idea

Sıra Dışı Bir Sanat Deneyimine Yolculuk

24.04.2020
Özel Sayı

Henüz çok küçükken sanat ve yaratıcılığa duyduğu ilgiyi yıllar içinde besleyerek büyüten, farklı teknikleri bir araya getirmekten çekinmeyip tekdüzeliğin oldukça dışında işler ortaya koyan Melih Çebi, nostaljik fotoğrafları akrilik kalemlerle boyayarak bambaşka bir serüvene gönderme yapıyor. Hem geleneksel hem dijital sanat olmak üzere iki dalı da deneyimleyen sanatçı Melih Çebi’nin ilk kişisel sergisi Kith&Kid üzerine konuştuk.

Röportaj: Sena Özışık


Covid19 nedeniyle sıra dışı günler deneyimliyoruz. Bu süreçte sizin hayatınızdaki değişiklikler ne yönde oldu, salgın sonrası günlük rutininizde nasıl farklılıklar gözlemliyorsunuz?

Evi hem çalışma hem yaşam alanı olarak kullanan biri olarak verimli üretim için dışarda geçirdiğim zaman çok önemliydi. Pandemi döneminde çalışma alanında uzun sure kapalı kalmak hali hazırda çalışma sürecinde olan işlerimde hız almamı sağladı falan kreatif anlamda benim gibi çalışan çoğu sanatçıyı olumsuz etkilediğini düşünüyorum.

Bize biraz geçmişinizden bahsedebilir misiniz? Sizi bir illüstrasyon sanatçısı olmaya iten güç ne oldu?

Resim çizmeye sanırım 3-4 yaşında başladım. Her kreatifin çocukluğunda olduğu gibi, kendimi hatırladığım ilk anılarımda duvarlara, mobilyaların annemin göremeyeceği kısımlarına bir şeyler karalıyordum. Doğal gelişen bir süreçti yani. Okuma yazmayı öğrendikten sonra, izlediğim çizgi filmler ve okuduğum resimli kitaplardan da etkilenerek kendi çizgi romanlarımı çizmeye başladım. Devamında da resim kendimi en güçlü ifade edebildiğim formlardan biri olarak hayatımda olmaya devam etti.

Dijitali de gelenekseli de deneyimlemiş bir sanatçı olarak en çok hangisinden tatmin olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Dijital ortamda illüstrasyon üretirken sahip olduğunuz araçları, renkleri kullanarak istediğiniz temiz, hatasız görüntüye ulaşmak oldukça kolay ve tatmin edici. Dijitalin getirdiği olanakların sınırı yok. Diğer yandan geleneksel yollarla ürettiğiniz her şeyin içinde kaybolmak, farklı medyumları ve dokuları hissetmek, hata olduğunu düşündüğünüz çizgilerin de beraberinde getirebileceği estetiği görmek ve en çok da sonuca doğru ilerlediğin bu süreçte sabretmeyi deneyimlemek hepsinden daha güçlü bir his.

Sizce online tasarım kaynakları günümüzde üretilen grafik tasarımı nasıl etkiledi?

Genel anlamda online platformlar ve online tasarım kaynakları sanatı herkes için ulaşılabilir hale getirmeye oldukça katkıda bulundu bence. Bu da çeşitliliği ve bu çeşitlilikten doğan yeni akımları beraberinde getirdi. Sanatın özgürleşebilmesi ve çeşitlenebilmesi için kuralların ortadan kalkması çok önemli bence. Internet bizi her anlamda özgürleştirdiği gibi, sanata ve tasarıma da tek bir açıdan bakılamayacağı düşüncesini beslemeye her gün devam ediyor.


Sanatsal çalışmalarınızı sunmadan önce ilham almak için gerçekleştirdiğiniz bir ritüel var mı?

Belli bir prensip ve düzen içinde üretim yapmadığım için bir ritüelim de yok aslında. Genelde bir düşünce veya bir dürtü üzerinden hızla işe koyuluyorum. O anda etrafımda bulunan araçları kullanarak bir şey üretiyorum. Bu bazen bir resim oluyor, bazen bir yemek, bazen bir oyuncak (çoğu zaman instagram story :) ). Açıkçası çevremden besleniyorum diyebilirim.

Tipik bir çalışma haftanız nasıl geçiyor?

Çok fazla müzik ve daha fazla kendimle geçiyor. Gerçekten kreatif modumda olduğum bir çalışma ortamında kendimi ve ruh halimdeki çok hisli değişimleri deneyimlemek oldukça garip. Bekleme ve sabırla aram çok iyi olmadığı için genelde multitasking halinde oluyorum. Bir boyanın kurumasını beklerken başka bir şeyin sketchingini yapıyorum. Her şey çok hızlı gelişiyor. Yasadığım euphoria sonrasında da yavaş yavaş alçalışa geçiyorum ve sakinleşiyorum. :)

Çalışmalarınızda kullandığınız nostaljik fotoğrafları, belirlediğiniz illüstrasyonel figürler ile kolajlama fikri nasıl ortaya çıktı?

Dijital sanat yönetmeni olarak çalıştığım süreçte ürettiğim her şeyin bilgisayar ve telefon ekranları üzerinden ilerlemesinin yaratıcı tarafımı çok kısıtladığını hissediyordum. Kişisel işlerimde istediğim verimi alamıyordum. Bunun üzerine uzun suredir çalıştığım işimden ayrılıp bir süre resim çizmeye karar verdim. Fakat uzun sure dijital ortamda çizim yaptıktan sonra bir anda kanvaslara ve boyalara dönmek zor bir değişimdi. Farklı bir medium’a ihtiyacım vardı. Senelerdir neredeyse her hafta sonu gerçekleştirdiğim bit pazarı, antikacı gezilerinden bulduğum objelerin yaratıcı yanımı oldukça desteklediğini biliyordum. Bu pazarlardan topladığım fotoğrafların üzerine akrilik kalemlerle bir şeyler çizmeye başladım bir gün. Fotoğraf gibi güçlü bir aracı manipüle ederek eski bir şeye yeni bir anlam katma fikri, kreatif tarafımla tekrar barışmamı sağlayan en güçlü şey oldu sanırım. O yüzden Kith&Kid projesi benim için çok önemli

Kith&Kid koleksiyonunuzda belli bir tema üzerinden mi ilerlediniz? Diğer çalışmalarınızdan biraz daha farklı ve gerilimsel ögelere sahip olan bu çalışmanın devamlılığı olacak mı yoksa yalnızca bu koleksiyona özel mi?

Aslında en eski işlerimden bu yana karanlık ve kasvetli temaların üzerini renkli ve sevimli ögeler ile örtmenin verdiği şüphe ve belirsizlik hissini çok seviyorum. Markalar veya mekânlar için illüstrasyonlar yaptığım dönemde kullandığım bu tür konseptler genelde sansürlenmeme sebep oluyordu. Kith&Kid ile ilk defa tamamen karanlık bir temayı benimsediğim, hiçbir şeyin üzerini örtmeyi denemediğim, aksine karanlığın daha da üzerine gittiğim bir yolda ilerlemeyi tercih ettim. Henüz kimseye sunmadığım bir kısım iş daha var. İkinci bir sergi sonrasında bitirmeyi planlıyorum.


Fotoğrafları seçerken özel olarak dikkat ettiğiniz ortak bir nokta var mıydı yoksa satın aldığınız fotoğraflar arasında çizim yaparken tamamen tesadüfi mi ilerlediniz?

Fotoğrafları seçme kısmi en uzun ve keyifli süreçti. Üzerinde çalıştığım her bir fotoğraf için yüzlerce fotoğraf içinde kayboldum diyebilirim. Şüphe ve belirsizlik hissini yakaladığım fotoğrafları gördüğümde üzerine işleyeceğim şeyi de görebiliyordum çünkü. 4 sene boyunca topladığım 100 fotoğraf düşünün binlerce fotoğraf içinden. Tanımadığım insanların anlamlandıramadığım anıları içinde sürüklenme kısmı çok değişik bir deneyim. Kendime sakladığım, üzerine hiçbir düzenleme yapmak istemediğim birkaç fotoğraf da mevcut.

Kolaj, dijital ortamda çok daha çeşitliliğe sahip olabilen ve nispeten geleneksele göre daha hızlı çıkartılabilen çalışmalar olurken sizin geleneksel yöntemi tercih etmenizin nedeni neydi?

Benim için durum daha fazla kaynağa ulaşmaktan yana, ona ulaşma serüvenimdi. Anıları manipule etme fikri, bulduğum fotoğrafların arkasında karşılaştığım yazılar, detaylar ve beraberinde kafamda oluşturdukları gerçek olmayan hikayelere tutuldum yani. Üretim kısmı doğal yollarla beraberinde geldi. Çok spritüal geliyor kulağa ama öyle. :)

Kişisel stilinizin gelişmesine büyük katkı sağlayan projeniz hangisiydi? Neden?

Bahsettiğim gibi; dijital medium’dan geleneksel medium’lara transferimde aracı görevi sebebiyle Kith&Kid projesinin yeri ayrı. Bu yüzden ilk kişisel sergimi de onunla yaptım. Yeteneklerimi değil de bakış açımı insanlara göstermekti amacım. 

Çalışmalarını iki kelime ile özetlemeni istesek?

Cute but not? Üç kelime oldu!:)

Bir proje işbirliğine girdiğinizde ilk yaptığınız şey nedir? Nereden başlıyor, önceliklerinizi nasıl sınıflandırıyorsunuz?

Kullandığım temalar, renkler, objeler ve yüzler fazlasıyla kendine has ve birden fazla anlam yüklemeye müsaitler. Belirsizlik hissi işlerimi benim için önemli yapıyor. O yüzden bir projeye girmeden önce bu yanımın benimsenebileceğinden emin olmam gerekiyor. En fazla önemsediğim konu bu sanırım. 

Renk, çizimlerinizde çok özel bir yere sahip gibi görünüyor. Her illüstrasyon için renk seçimini hangi kriterlere göre seçiyorsunuz?

Renkleri kullanış biçimim tamamen o dönemki ruh halimle ilgili bir obsesyondan geliyor. Her ay, her mevsim tutulduğum bir renk oluyor ve önce etrafımda o renkteki her şey dikkatimi çekmeye başlıyor. Çok fazla fotoğraf çekiyorum günlük hayatımda. Bir bakıyorum telefonumdaki galeride bile o renk ön plana çıkmaya başlamış. Bazen çok güçlü renkler oluyor bu, her şeyde çok canlı kırmızı görmek istiyorum. Bazen de her yeri pastel renklerle görüyorum. En sonunda da kanvaslarımda da yerini alıyorlar.

Sizce işinizin en kolay ve en zor yanları neler?

En kolay veya en zor yanı mı oluyor bilmiyorum ama hislerinden, duygularından yola çıkarak ortaya çıkardığın bir şeyi “iş” olarak tanımlamak çok zor. Çünkü hepsi aslında çok kişisel ve sana özel. Bu yüzden ortaya çıkan şeyi expose etmek ve bir başkasının bağ kurmasını düşünmek bazen imkânsız geliyor. Bazen de herkesin içinde kendi anlamını bulması fikri beni mutlu ediyor.

Teşekkür ederiz.

Özel Sayı
Baharda Balkonda Neler Yetişir? Nostaljik Tınılara Yaratıcı Bir G�...